Yer Bilimci Üşümezsoy: Adalar Fayı Büyük Deprem Üretmez
Gündem

Yer Bilimci Üşümezsoy: Adalar Fayı Büyük Deprem Üretmez

2

İstanbul'un gözbebeği Adalar açıklarında son günlerde kaydedilen 2,3 ve 3,2 büyüklüğündeki küçük çaplı sarsıntılar, Marmara Denizi'ndeki olası fay hareketliliğine dair endişeleri yeniden alevlendirdi. Bu mikro depremlerin ardından akıllara 'Büyük İstanbul depremi ne zaman gelecek?' sorusu gelirken, yer bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan dikkat çeken açıklamalar geldi. Üşümezsoy, söz konusu depremlerin, beklenen büyük İstanbul depreminin öncüsü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Ünlü bilim insanı, İstanbul'da art arda meydana gelen bu küçük çaplı sarsıntıların kaynağının ana fay hattında olağanüstü bir hareketlilik olduğuna işaret etmediğini belirtti.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Büyükada çevresindeki fay yapısını mercek altına alarak yaptığı değerlendirmelerde, bölgedeki Adalar fayının jeolojik olarak oldukça eski ve uzun süredir büyük bir enerji biriktirmemiş, yani yaşlı bir yapı olduğunu ifade etti. Bu nedenle, uzman isme göre, bu spesifik fay hattından yıkıcı büyüklükte bir depremin meydana gelmesi beklenmiyor. Son yaşanan sarsıntıların da bu jeolojik gerçeklik çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Üşümezsoy, mevcut hareketliliğin büyük bir felaketin habercisi olmadığını söyledi.

Üşümezsoy'a göre, son günlerde kaydedilen bu küçük depremlerin doğrudan Adalar fayına bağlanması tam olarak doğru değil. Yapılan analizler, Büyükada'nın güney bölgelerinde meydana gelen bu hareketlenmelerin, ana fay sistemini farklı açılarda kesen daha küçük ve ikincil fay segmentleri üzerinde gerçekleştiğini gösteriyor. Bu ikincil ve üçüncül fayların, büyük ölçekli ve yıkıcı bir deprem yaratacak düzeyde bir gerilim biriktirme kapasitesine sahip olmadığını belirten Üşümezsoy, yaşananların, bölgede daha önce birikmiş olan stresin küçük ölçeklerde kendiliğinden boşalması olarak yorumlanabileceğini dile getirdi.

Yer bilimci Üşümezsoy, bu son sarsıntıların, bölgenin bilinen fay haritalarıyla uyum içinde olduğunu da ekledi. 1999 yılında yaşanan büyük Marmara Depremi'nin ardından da benzer nitelikte küçük çaplı depremlerin bu bölgede kaydedildiğine dikkat çeken Üşümezsoy, bu nedenle Büyükada açıklarındaki son hareketliliğin, olağan fay hareketleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Mikro depremlerin, tek başına farklı ve daha büyük bir deprem senaryosunun habercisi olarak görülmesinin bilimsel bir dayanağı olmadığını savundu. Bu tür küçük çaplı sarsıntıların, kamuoyunda yeni bir 'İstanbul depremi geliyor' şeklinde yorumlanmasına karşı çıkan Üşümezsoy, bu tür spekülatif yorumların bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu, mevcut verilerin orta veya büyük büyüklükte bir depremin yakın olduğuna dair güvenilir bir işaret sunmadığını ifade etti.

Paylaş

İlgili Haberler