Yıllık İzin Hesaplamasında Önemli Değişiklik: Hafta Tatilleri Artık İzin Süresinden Sayılmayacak
Türkiye'de çalışma hayatını yakından ilgilendiren önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay kararı, yıllık ücretli izinlerin hesaplanma biçiminde köklü bir değişikliğe imza attı. Bu yeni düzenlemeye göre, işçilerin yıllık izin günleri hesaplanırken, bu izinlere denk gelen hafta tatili günleri artık izin süresinden düşülemeyecek. Bu karar, iş sözleşmesi sona ermiş olsa dahi, geçmişte hatalı hesaplanan izin süreleri için işverenlerin ek ödeme yapmasını zorunlu kılıyor.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen bu emsal niteliğindeki karar, yıllık ücretli izinlerin kullanımında karşılaşılan hesaplama hatalarına ışık tuttu. Resmi Gazete'nin 9 Haziran tarihli sayısında yer alan bu önemli karar, yıllık izin süreleriyle hafta tatillerinin aynı anda hesaplanarak izin gününden düşülmesi uygulamasının yasalara aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Sürecin, bir çalışanın açtığı alacak davası ve ardından Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu ile Yargıtay'ın gündemine taşındığı belirtildi.
Olayın başlangıcında, bir işçi çalıştığı üç farklı iş yerinde kendisine kullandırılmadığı iddia edilen yıllık izinler ve iş sözleşmesinin haksız feshedildiği gerekçesiyle ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili için İş Mahkemesi'nde dava açtı. İşveren ise işçinin kendi isteğiyle işten ayrıldığını ve herhangi bir izin alacağının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etti. Yerel mahkeme, yaptığı incelemede işverenin istifa iddiasını destekleyecek somut bir delil bulamadı. Ancak yıllık izin alacağı konusunda, mevcut belgelere dayanarak işçinin toplamda 24 gün izin kullandığına ve bu nedenle bakiye bir alacağı olmadığına hükmederek davayı kısmen kabul etti. İlk derece mahkemesinin bu kararına karşı istinaf yolu kapalı olması nedeniyle Adalet Bakanlığı devreye girdi.
Adalet Bakanlığı, yerel mahkemenin kararında hem yasalara aykırılık hem de usul hataları tespit etti. Bakanlık, bu tespitler üzerine dosyayı 'Kanun Yararına Temyiz' yetkisiyle Yargıtay'a taşıdı. Bakanlığın itiraz gerekçeleri arasında, işçinin çalışma süresine göre hak ettiği yıllık izin süresinin 24 gün değil, 28 gün olması gerektiği ve izin günlerine denk gelen hafta tatillerinin yıllık izin süresinden düşülmesinin mevzuata aykırı olduğu vurgulandı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyayı titizlikle inceleyerek çalışma hayatındaki izin ve ispat yükümlülüklerine dair temel yasal prensipleri hatırlattı. Daire, işçinin yıllık izin kullandığını ispatlama yükümlülüğünün işverende olduğunu, bunun için imzalı izin defteri veya eşdeğer belgelerin sunulması gerektiğini belirtti. Ayrıca, iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda, kullanılmayan yıllık izinlerin ücretinin işçinin son aldığı brüt maaş üzerinden nakden ödenmesi gerektiğini vurguladı. Kanun'un 56/5 maddesine atıfta bulunarak, yıllık ücretli izin günlerinin hesaplanmasında izin süresine denk gelen ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılmayacağını açıkça ifade etti.
Somut olayda Yargıtay, işçinin kağıt üzerinde 28 gün izinli gösterildiğini ancak bu sürenin içine 4 günlük hafta tatilinin (pazar günleri) denk geldiğini tespit etti. Daire, hafta tatilinin işçinin yasal bir hakkı olduğunu ve bu hakkın yıllık izin süresiyle iç içe geçirilerek kullanılamayacağını kesin bir dille ifade etti. Bu doğrultuda, işçinin fiilen 4 günlük daha yıllık izin hakkı bulunduğu ve bu sürenin karşılığının ücret olarak ödenmesi gerektiği sonucuna varıldı. İş Mahkemesi'nin hatalı kararı, Yargıtay tarafından oy birliğiyle kanun yararına bozuldu. Bu yeni ve emsal niteliğindeki karar ile birlikte, işverenlerin ve insan kaynakları departmanlarının, yıllık izin hesaplamalarında pazar günleri ve resmi tatil günlerini, yıllık izin süresinden ayrı tutmaları zorunlu hale geldi. Bu düzenleme, çalışanların haklarının daha doğru hesaplanmasını sağlayacak ve olası hukuki ihtilafların önüne geçilmesine katkıda bulunacak.