Yunanistan'dan Gaz Yaptırımlarına Engel: Avrupa Birliği'nde Tansiyon Yükseldi
Avrupa Birliği'nin (AB) Rusya'ya yönelik uygulamayı planladığı yeni yaptırım paketinin ilerleyişi, Yunanistan'ın stratejik bir tutum sergilemesiyle ciddi bir engelle karşılaştı. Milyonlarca Euro'luk gelir elde ettiği Rus sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) taşımacılığı sektörünü korumak isteyen Atina yönetimi, AB'nin genelinde yürürlüğe girmesi planlanan Rus LNG'sine yönelik yasak kararının gözden geçirilmesini talep ediyor. Bu talep, yaptırımların amacını baltalayabileceği endişesiyle diğer üye devletlerin sert tepkisini çekmiş durumda.
Dünyanın en büyük ticaret filolarından birine sahip olan Yunanistan, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren tamamen yürürlüğe girmesi öngörülen AB çapındaki Rus LNG'si ithalatı ve transferine ilişkin yasağın delinmesini istiyor. Mevcut düzenlemeler, Rusya menşeli veya Rusya'dan transit geçen LNG'nin doğrudan veya dolaylı yollarla alımını, ithalatını veya taşınmasını yasaklıyor. Ancak Yunanistan, bu genel yasağın kapsamına, Rus LNG'sinin AB dışındaki ülkelere yönelik küresel sevkiyatlarını kapsamayacak bir muafiyet maddesi eklenmesini öneriyor. Bu öneri, Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rusya'ya baskı yapmayı hedefleyen yaptırım paketinin etkinliğini azaltma riski taşıyor ve Atina'nın bu süreçten ticari kazanç sağladığı algısını güçlendiriyor.
Yunanistan hükümeti, bu talebinin temelinde yerel tüketim için Rus LNG'si almak gibi bir niyetlerinin olmadığını, asıl amaçlarının küresel deniz taşımacılığı pazarında önemli bir paya sahip olan ticari faaliyetlerini sürdürmek olduğunu belirtiyor. Atina'ya göre, taşımacılık yasağının yürürlüğe girmesi Rusya'ya zarar vermeyecek, zira Moskova'nın enerji ihracatını Çin gibi başka ülkelere yönlendirecek alternatifler bulacağı aşikar. Ancak bu argüman, diğer AB üye devletleri tarafından pek ikna edici bulunmuyor. Özellikle Ekim ayında oy birliğiyle alınan bir kararın geriye dönük olarak değiştirilme çabası, uluslararası ilişkilerde güvenilirlik açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor. AB'nin Rus gazına olan bağımlılığını azaltma ve yaptırımların etkisini artırma stratejisiyle çelişen bu durum, bazı diplomatlar tarafından "yüzsüzlük" olarak nitelendiriliyor ve Yunanistan'ın ekonomik avantajlarını diğer üye ülkelerin güvenlik endişelerine tercih ettiği yönünde yorumlara yol açıyor.
Bu stratejik anlaşmazlığın merkezinde, Yunan milyarder George Prokopiou'nun sahibi olduğu ve özellikle zorlu kutup koşullarında deniz taşımacılığı konusunda uzmanlaşmış Dynagas şirketi bulunuyor. Dynagas'ın, Rusya'nın en büyük LNG üreticilerinden Yamal tesisine, tamamı buzkıran özelliğine sahip 11 gemi dahil olmak üzere toplam 11 gemi kiraladığı biliniyor. Yamal ile 2065 yılına kadar uzanan uzun vadeli sözleşmelere sahip olan Dynagas, tam bir yasağın Avrupa'nın denizcilik kapasitesini olumsuz etkileyeceğini, stratejik konumunu zayıflatacağını, istihdam kaybına yol açacağını ve mevcut finansal anlaşmaların tehlikeye gireceğini savunuyor. Bu durum, Yunanistan'ın Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat mekanizmasının revizyonunu da geciktirmesine neden oldu. Piyasa koşulları nedeniyle varil başına 44,10 dolar olan tavan fiyatın yükseltilmesi ihtimali, Avrupa Komisyonu'nun planlarını sekteye uğrattı ve bu konudaki kararın ertelenmesine yol açtı. LNG kriziyle birleşen bu durum, AB içinde derin görüş ayrılıklarının yaşandığının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.