Yunanistan'ın Ege'deki Adaları Silahlandırması ve Türkiye'nin Tepkisi
Dünya

Yunanistan'ın Ege'deki Adaları Silahlandırması ve Türkiye'nin Tepkisi

30

Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki stratejik hamleleri, uluslararası hukuka ve anlaşmalara aykırı bir şekilde devam ediyor. Türkiye'ye ait olduğu bilinen ve uluslararası antlaşmalarla silahsızlandırılması hükme bağlanan birçok ada, Atina yönetimi tarafından askeri yığınak alanına dönüştürülüyor. Bu durum, bölgedeki tansiyonu artırırken, Türkiye'nin güvenlik endişelerini de derinleştiriyor. Cumhurbaşkanlığı makamından yapılan açıklamalarda, Yunanistan'ın bu izlediği yanlış politikadan vazgeçmesi gerektiği ve adaları silahlandırma faaliyetlerine son vermesi gerektiği vurgulandı. Ancak Yunanistan, bu uyarılara rağmen adımlarına devam ediyor.

Yunanistan, sadece Ege'deki adaları değil, aynı zamanda anakarasını da İsrail ile yaptığı devasa bir savunma projesiyle güçlendiriyor. 3,1 milyar Euro'luk 'Aşil Kalkanı' adı verilen bu hava ve füze savunma ağı projesi, İsrail Savunma Bakanlığı ile imzalanan çok katmanlı bir iş birliğinin ürünü. Bu proje ile Yunanistan, hem adalarını hem de anakarasını Türkiye'ye karşı bir savunma kalkanı içerisine almayı hedefliyor. Bu durum, bölgedeki güç dengelerini değiştirmeye yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Tarihsel ve hukuki dayanaklara bakıldığında, Ege'deki birçok adanın statüsü uluslararası anlaşmalarla net bir şekilde belirlenmiş durumda. 1923 tarihli Lozan Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması, Taşoz, Semadirek, Limni, Bozbaba, Midilli, Sakız, İpsara, Sisam, Ahikerya, Batnoz, Lipsi, İleriye, Kelemez, İstanköy, İncirli, Kerpe, İstanbulya, İleki, Herke, Çoban, Sömbeki, Rodos ve Meis gibi adaların silahsız ve askersiz olması şartıyla Yunanistan'a devredildiğini belirtiyor. Ancak Yunanistan, bu antlaşmalara riayet etmeyerek Limni, Midilli, Sisam, Sakız, İpsara, Lipsi, Ahikerya, İleriye, İleki, Kerpe, Kelemez, İstanköy, Rodos ve Meis gibi toplamda 16 adayı ağır silahlarla, mekanize tümenler, tugaylar, tabur ve alay seviyesindeki askeri birliklerle donatmış durumda. Hatta bu adalardan Limni, Midilli, İstanköy ve Rodos'a havaalanları inşa edilerek savaş uçakları, ağır silahlar, gelişmiş hava savunma sistemleri, helikopterler ve insansız hava araçları konuşlandırıldı.

Türkiye, Yunanistan'ın bu antlaşmalara aykırı ve bölge güvenliğini tehdit eden eylemlerine karşı diplomatik kanalları kullanarak tepkisini ortaya koyuyor. Konu, Birleşmiş Milletler ve NATO gibi uluslararası platformlarda da dile getirildi. Türkiye, Yunanistan'ın bu ihlallerden vazgeçmemesi halinde Ege'deki egemenlik haklarının yeniden gündeme geleceği uyarısında bulundu. Ancak bu diplomatik çabalar henüz somut bir sonuç vermiş değil. Geçmişte Türkiye'nin 12 mil deniz yetki alanı ihlallerini savaş sebebi sayan 'Casus Belli' kararının varlığı ve bunun kaldırılması yönündeki tartışmalar da bölgedeki gerilimin önemli bir göstergesiydi. Yunanistan'ın 2004 yılından bu yana Aydın ve İzmir kıyılarındaki Koyun, Eşek, Bulamaç gibi küçük adaları işgal etmesiyle başlayan süreç, Sakarcalar, Keçi, Kalolimnoz, Ardacık, Koçbaba, Nergizcik, Hurşit, Fornoz, Gavdos, Gaidhouronisi, Koufonisi, Dhia, Dionisades, Ardıçcık, Marathi, Küçük Çuha, Limoniye, Venedik Kayalıkları ve Pilati Kayalığı gibi daha birçok adanın da fiilen kontrol altına alınmasıyla devam etti.

Paylaş

İlgili Haberler