16 Yıl Süren Gizli Kazı: Dağın İçindeki 5 Katlı Yapı Ortaya Çıktı
Kuzey İtalya'da, resmi hiçbir izin alınmadan, tam 16 yıl boyunca sadece kazma ve kürek gibi ilkel aletler kullanılarak inşa edilen devasa bir yeraltı kompleksi, bir ihbar üzerine polis tarafından keşfedildi. Torino kentine yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Vidracco kasabasında, bir dağın içine gizlenmiş bu büyüleyici yapı, adeta yerin altındaki bir sır perdesini araladı. 'Damanhur' adını taşıyan bir topluluk tarafından 1978 yılında başlatılan bu projenin, yapım süreci boyunca dış dünyadan tamamen izole edildiği ve varlığının 1992 yılına kadar başarıyla saklandığı anlaşıldı.
Roberto Airaudi önderliğinde kurulan bu topluluğun yaklaşık 500 üyesi, tam 16 yıl boyunca devlet nezdinde herhangi bir resmi başvuru veya izin almaksızın, yeraltında geniş çaplı bir kazı çalışması yürüttü. İnşaat süreci boyunca herhangi bir şüphe çekmemek ve dikkatleri üzerine toplamamak adına en ufak bir ağır iş makinesi veya modern teknolojik ekipman kullanılmadı. Kompleksin inşası tamamen insan gücüne dayandırıldı. Kayaların oyulması, taşınması ve yapının şekillendirilmesi sırasında ortaya çıkan gürültünün çevre sakinlerinde soru işareti yaratmaması için, sesler yüksek tonda çalınan müzikler ve doğa sesleriyle kamufle edildi. Bu sayede, adeta bir gizlilik ve kamuflaj ağı örülerek projenin yürütülmesi sağlandı.
Yerin yaklaşık 30 metre derinliğine kadar inen bu gizemli yapı, birbirine yüzlerce metre uzunluğundaki koridorlarla bağlanan toplam beş farklı katmandan oluşuyor. Tamamı insan emeğiyle şekillendirilmiş bu alan, 8 bin 500 metrekarelik devasa bir yüzölçümüne yayılmış durumda. Ancak burası, basit bir tünel sisteminden çok daha fazlasını barındırıyor; adeta sanatsal bir mimariye sahip. Kompleks içinde 'Aynalar Salonu', 'Küreler Salonu', 'Su Salonu', 'Toprak Salonu' ve 'Labirent' gibi kendine özgü isimlere sahip özel odalar bulunuyor. Bu odaların duvarları ve tavanları, özenle işlenmiş el yapımı mozaiklerle, canlı renklere sahip vitray camlarla, karmaşık geometrik desenlerle ve etkileyici heykellerle süslenmiş, adeta bir sanat galerisini andırıyor.
Devlet yetkilileri tarafından yürütülen titiz incelemelerin ardından, böylesine büyük bir emeğin ve sanatsal çabanın ürünü olan bu yapının yıkılmaması yönünde bir karar alındı. Yaşanan yoğun ve karmaşık hukuki sürecin başarıyla atlatılmasının ardından, bu yeraltı şehri tamamen yasal statü kazandı ve resmi olarak tescil edildi. Günümüzde resmi bir unvanı olmasa da, pek çok kişi tarafından 'dünyanın sekizinci harikası' olarak nitelendirilen bu eşsiz yapı, artık kapılarını ziyaretçilere açmış durumda. Binlerce turisti her yıl ağırlayan bu gizemli tapınak, günümüzde yasal bir kültürel miras olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.