ABD-İran Gergin Görüşmelerinde Diplomatik Mesafeler ve Alınan Kararlar
İsviçre'nin Luzern Gölü kıyısında gerçekleştirilen ve bölge gündemini sarsan ilk ABD-İran barış görüşmeleri, 18 saatlik yoğun maratonun ardından sona erdi. Zirveye, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik sert sosyal medya mesajları ve heyetler arasındaki soğukluk damga vurdu. Trump'ın, 'İran'ın 60 gün içinde anlaşmaya yanaşmaması durumunda askeri müdahalede bulunulacağı' yönündeki açıklamaları, müzakerelerin atmosferini baştan aşağı gerginleştirdi. Bu gerilim, görüşmeler öncesinde yaşanan bir selamlaşma kriziyle de somutlaştı. İranlı yetkililer, Pakistan ve Katar heyetleriyle samimi bir şekilde tokalaşıp sohbet ederken, ABD heyetiyle temas kurmaktan kaçındı. Özellikle İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin, ABD heyetine başkanlık eden Başkan Yardımcısı J.D. Vance'ın yüzüne dahi bakmaması dikkatlerden kaçmadı. Vance'ın, bir tokalaşma beklerken yüzündeki ifadenin değişimi, diplomatik arenadaki sessiz ama anlamlı mesajları gözler önüne serdi.
Bu kritik zirveye katılan heyetler, bölgesel istikrarın sağlanması, uluslararası ekonomik yaptırımların geleceği ve savaş sonrası dönemin yeniden şekillendirilmesi gibi hayati konuları masaya yatırdı. Görüşmelerde Hürmüz Boğazı'nın ticari geçişlere açık tutulması konusunda önemli bir uzlaşıya varıldığı belirtildi. Ancak, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin açıklamalarına göre, yaşanan diplomatik gerilimler nedeniyle gelecek müzakerelerin usul ve formatında değişiklikler öngörülüyor. İran heyetinin zirvenin ardından ülkesine dönmesiyle birlikte, teknik düzeydeki görüşmelerin İsviçre'de devam edeceği bildirildi. ABD heyetine Başkan Yardımcısı J.D. Vance'ın liderlik ettiği bu önemli buluşmada, İran adına Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi yer aldı. Katar ve Pakistan'ın arabuluculuk rolü üstlendiği zirveye, ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff da katılarak müzakerelere katkı sağladı. Görüşmelerin gündeminde nükleer programın yanı sıra bölgesel güvenlik meselelerinin de bulunduğu ve gelecekteki daha kapsamlı tartışmalar için bir zemin hazırladığı ifade edildi.
Müzakerelerin ana gündem maddelerinden biri, İsrail güçleri ile Hizbullah arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı Lübnan'daki ateşkesin hayata geçirilmesi ve çatışmaları önleyici mekanizmaların oluşturulmasıydı. Arabulucu ülkelerden alınan bilgilere göre, Lübnan konusundaki müzakereler oldukça çekişmeli geçti. Buna rağmen, alınan kararlar neticesinde Lübnan'da 36 saatlik bir süre zarfında silah seslerinin duyulmadığı gözlemlendi. Diğer yandan, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz ticaretine açık tutulması ve ticari gemilerin güvenli geçişinin teminat altına alınması amacıyla, müzakereler sürdüğü müddetçe aktif olacak bir 'iletişim hattı' kurulması konusunda taraflar anlaştılar. Ayrıca, nükleer anlaşmanın tüm unsurlarının yanı sıra, yaptırımların kaldırılması ve anlaşmazlıkların çözümüne yönelik çalışma gruplarının oluşturulması ve bu süreci denetleyecek bir Üst Düzey Komite'nin kurulması kararlaştırıldı. Lübnan'daki askeri operasyonların durdurulması kararının uygulanmasını sağlamak ve olası ihlallerin önüne geçmek için Lübnan makamları ve arabulucu ülkelerin de dahil olacağı bir 'çatışmasızlık hücresi' kurulması konusunda da fikir birliğine varıldığı öğrenildi.
Görüşmelerin ardından Katar ve Pakistanlı arabulucular tarafından yayımlanan ortak bir bildiride, 18 saat süren müzakerelerde cesaret verici ilerlemeler kaydedildiği ve önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılması için bir yol haritası üzerinde mutabakat sağlandığı duyuruldu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, arabulucuların Lübnan'daki çatışmaların sonlandırılması yönünde önemli adımlar attığını belirtti. Arakçi ayrıca, İran'ın petrol ve petrokimya ürünleri ihracatına yönelik muafiyetler kazandığını ve dondurulmuş bazı mali varlıklarının serbest bırakıldığını iddia etti. Ancak bu iddialar, henüz ABD'li yetkililer tarafından resmi olarak doğrulanmadı. Müzakerelere katılan diplomatlardan biri, süreci 'zorlu ama olumlu' olarak nitelendirerek, gelecek haftalarda gerçekleştirilecek teknik görüşmelere rehberlik edecek bir taslak metin hazırlandığını kaydetti. Teknik heyetlerin müzakerelere devam etmek üzere hafta boyunca İsviçre'de kalacağı öğrenilirken, resmi heyetlerin bölgeden ayrıldığı bilgisi paylaşıldı.