ABD, İran ile Gerilimi Ekonomik Alana Taşıyor: Yeni Stratejiler Masada
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında yaşanan ve yaklaşık on üç gün süren askeri gerilim, artık farklı bir boyuta taşınıyor. Savaş alanındaki çatışmaların ardından, Washington yönetimi stratejisini değiştirerek mücadelenin ağırlık merkezini ekonomik alana kaydırmaya hazırlanıyor. Arabulucu ülkelerin çabalarıyla diplomatik temaslar sürerken, iki taraf da yaptırımlar, dondurulmuş mali varlıkların serbest bırakılması ve nükleer anlaşmaya ilişkin şartlar üzerinde yoğun bir müzakere trafiği yürütüyor. Askeri operasyonlarda önemli bir miktar cephane harcayan ABD'nin, bu yeni ekonomik mücadele taktiğiyle İran üzerindeki baskısını artırması hedefleniyor.
Gelen bilgilere göre, dünyanın önde gelen petrol üreticilerinden biri olan İran'da ekonomik sıkıntılar ve yakıt krizi giderek derinleşiyor. Bu durumdan faydalanmak isteyen ABD, İran'ı ekonomik yaptırımlarla zayıflatmayı amaçlıyor. Bu kapsamda, ABD Hazine Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin, yaptırımların detaylarını hazırlamak üzere görevlendirildiği iddia ediliyor. Füze cephaneliğini büyük ölçüde tükettiği belirtilen ABD'nin, askeri alanda elde edemediği başarıyı ekonomik yollarla telafi etme arayışında olduğu, bu yeni stratejinin savaşın seyrini tamamen değiştirebileceği yorumları yapılıyor.
On üç gün süren askeri saldırıların ardından hafta sonu itibarıyla bombardımanlara ara veren ABD Başkanı, İran'ın bir anlaşma müzakeresi talebinde bulunduğunu duyurdu. Ancak bu iddia, İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı. Buna rağmen, Umman, Katar ve Pakistan gibi arabulucu ülkeler aracılığıyla her iki taraf arasında diplomatik temasların devam ettiği biliniyor. Görüşmelerin öne çıkan gündem maddelerinden biri, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş yönetimi konusunda iş birliği yapması ve bu iş birliğinden gelir elde etmesi üzerine odaklanıyor. Bu modelin, Malezya, Singapur ve Endonezya'nın Malakka ve Singapur boğazlarında uyguladığı iş birliği modeline benzer olması bekleniyor.
ABD medyasında yer alan haberlere göre, İranlı yetkililerin müzakerecilerle yürüttüğü temaslarda öncelikli talepleri, dondurulmuş mal varlıklarına erişim sağlamak ve uluslararası yaptırımlardan muafiyet elde etmek. Buna karşılık ABD yönetimi, petrol ticareti, finansal işlemler ve nakliye ağlarını hedef alan kapsamlı yaptırımlar uygulayarak binden fazla kişi, gemi ve uçağı yaptırım listesine dahil etmiş durumda. ABD Başkanı, boğazlardaki deniz trafiğinin aksatılmasına karşılık İran'ı ödüllendirmek istemediğini belirtirken, Tahran yönetiminden nükleer faaliyetlerini durdurmasını ve kalan nükleer malzemelerini teslim etmesini talep ediyor. Bu durum, diplomatik çözüm arayışının yanı sıra, ABD'nin askeri seçenekleri de masada tuttuğunu gösteriyor.
Başkan, diplomatik çözüm yollarına şans tanımak amacıyla askeri operasyonları durdurma kararı aldığını açıklasa da, bu kararın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndaki (CENTCOM) hava savunma füze stokları üzerindeki baskıya ilişkin Genelkurmay Başkanı'nın yaptığı uyarıların ardından geldiği öne sürülüyor. Üst düzey bir ABD'li yetkili, bu uyarıyı rutin bir askeri prosedür olarak değerlendirse de, yaptırımlar ve abluka yoluyla İran'ı müzakere masasına oturtmanın zaman alacağı ve bu sürecin ABD'deki ara seçimler öncesinde artan benzin fiyatları ve savaşın yarattığı olumsuz kamuoyu algısı nedeniyle Cumhuriyetçi Parti üzerinde siyasi riskler oluşturabileceği belirtiliyor. Bu durum, ABD'nin savaşma konusundaki siyasi ve askeri istekliliğinin azaldığı şeklinde yorumlanıyor. Ekonomik bir savaşın ise, mali gücü yüksek olan ABD tarafından uzun yıllar sürdürülebileceği bir seçenek olarak öne çıkıyor.
İran'daki nükleer tesislerin faaliyetini sürdürmesi ve zenginleştirilmiş uranyumun ülke içinde bulunması, ABD açısından savaşın temel şartlarından birinin hala karşılanmadığını gösteriyor. Savaş politikalarının en güçlü destekçilerinden biri olarak bilinen İsrail Başbakanı'nın, ABD Başkanı ile yapacağı görüşmede İran'a yönelik saldırıların artırılması konusunu gündeme getirmesi bekleniyor. Beyaz Saray Basın Sekreteri ise, ABD Başkanı'nın diplomatik çözümleri tercih ettiğini ancak İran'ın eylemlerine karşı tüm seçeneklerin değerlendirildiğini belirtti. İsrail Başbakanı'nın Washington ziyareti, bölgedeki gerilimin geleceği açısından kritik bir öneme sahip.