ABD'den Suudi Arabistan Nükleer Anlaşması İçin Kongre'ye Yeni Adım
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Suudi Arabistan ile yapılan önemli nükleer iş birliği anlaşmasını Kongre'nin değerlendirmesine sundu. Bu adım, Orta Doğu'daki nükleer teknolojinin yayılmasını önleme ve ABD'nin nükleer sektörünü güçlendirme hedeflerini tartışmaya açacak.
Yönetimden bir yetkilinin aktardığı bilgilere göre, bu anlaşmanın ilerlemesi için Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirme şartından taviz verilmeyeceği belirtiliyor. Pazartesi günü Kongre'ye iletilen bu teklif, önümüzdeki aylarda milletvekilleri arasında yoğun tartışmalara sahne olacak. Anlaşmanın detayları, ABD'li şirketlerin Suudi Arabistan'ın nükleer altyapısını geliştirme sürecindeki rolünü ve bölgedeki kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi gibi kritik konuları kapsıyor.
Geçtiğimiz ay kamuoyuna duyurulan ve 30 yıl sürmesi planlanan bu anlaşma, yabancı rekabeti sınırlayarak ABD merkezli firmalara Suudi Arabistan'ın nükleer tesislerinin inşasında öncelikli bir konum sağlıyor. Ancak, anlaşmanın Suudi Arabistan topraklarında uranyum zenginleştirilmesine imkan tanıyabilecek olması, bazı çevrelerde endişelere neden oluyor. Bu durum, nükleer teknolojinin hassasiyeti göz önüne alındığında, uluslararası alanda dikkatle takip ediliyor.
ABD yasalarına göre Kongre'nin incelemesine sunulan anlaşmaların engellenmesi genellikle zor bir süreçtir. Anlaşmanın reddedilmesi için ortak bir karar tasarısının kabul edilmesi ve olası bir başkanlık vetosunun aşılması amacıyla üçte iki çoğunluk gerekmektedir. Bu durum, anlaşmanın Kongre'den hızla geçme ihtimalini güçlendiriyor. Suudi Arabistan ise, iç enerji taleplerini karşılamak ve petrol ihracatını artırarak ekonomik gelirlerini yükseltmek amacıyla yerli uranyum kaynaklarını kullanarak sivil bir nükleer sanayi kurma gerekliliğini savunuyor. Anlaşma çerçevesinde ABD ve Suudi yetkililer, önümüzdeki iki yıl boyunca ABD'li şirketlerin krallıkta uranyum zenginleştirme tesisi kurmasının ticari olarak fizibilitesini araştıracak.
Anlaşmanın bu çalışmanın yerli zenginleştirmenin gerekliliğini ortaya koyması durumunda, hassas nükleer teknolojilerin Suudilerle paylaşılmasını önleyici tedbirler alınarak ABD'li firmalar tarafından bir tesis inşa edilecek. Trump yönetimi, ABD'nin üstleneceği rolün nükleer programın barışçıl amaçlı kalmasını güvence altına alacağını savunurken, eleştirmenler bu durumun bölgede nükleer teknolojinin yayılma riskini artıracağını dile getiriyor. Öte yandan, Trump'ın Suudi Arabistan'dan İbrahim Anlaşmaları'na katılarak İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi yönündeki siyasi talebi, sürecin önündeki en önemli engellerden biri olarak duruyor. Anlaşmanın imzalanmasından sonra bu şartı dile getiren Trump'ın tutumunu sürdürdüğü ifade ediliyor. Bir yönetim yetkilisi, 'Başkan'ın pozisyonu değişmedi; anlaşma ancak Suudi Arabistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na dahil olmasıyla ilerleyecektir' şeklinde konuştu. 2020'de ABD, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn tarafından imzalanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında, Suudi Arabistan'ın Biden yönetimi döneminde ABD ile bir savunma paktı ve sivil nükleer iş birliğini içeren geniş kapsamlı bir anlaşmanın parçası olarak İsrail ile normalleşmeye sıcak baktığı düşünülüyordu. Ancak, Hamas'ın Ekim 2023'teki İsrail'e yönelik saldırısı ve İsrail'in Gazze'de başlattığı askeri operasyonların ardından Suudi Arabistan bu süreçten uzaklaşmıştı.