ABD'den Türkiye'ye Swap Hattı İddiası: Erken Seçim Öncesi Dolar Hamlesi mi?
Uluslararası finans kuruluşu Jefferies International'ın stratejisti Durukal Gün, dikkat çekici bir öngörüde bulunarak Amerika Birleşik Devletleri'nin, Türkiye'de yaklaşan seçimler öncesinde ülkenin döviz rezervlerini destekleyecek ve finansal piyasalardaki güveni pekiştirecek bir dolar swap hattı mekanizması sunabileceğini iddia etti. Gün'e göre, Trump yönetiminden gelebilecek böylesi bir finansal destek, Türkiye'deki ekonomi yönetiminin üzerindeki mevcut baskıyı önemli ölçüde hafifletebilir.
Durukal Gün'ün Pazartesi günü yayımladığı raporda detaylandırılan bu finansal senaryo, Amerika'nın geçen yıl Arjantin'e uyguladığına benzer bir swap hattının Türkiye için de geçerli olabileceği fikrine dayanıyor. Böyle bir adımın, Türk politika yapıcıların liradaki zayıflıkla mücadele etme, enflasyon beklentilerini kontrol altına alma ve dolarizasyon eğilimini durdurma yönündeki çabalarına önemli bir ivme kazandırabileceği belirtiliyor. Dahası, bu tür bir müdahalenin, uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye yönelik artan finansal riskleri fiyatlandırmasıyla son dönemde yükseliş gösteren kredi risk primini (CDS) de aşağı çekmesi bekleniyor.
Stratejist Gün, Türkiye'nin seçimlere giden süreçte, tıpkı Arjantin'in yaşadığına benzer bir şekilde, ABD'den bir döviz swap hattı temin etmesinin makul bir senaryo olduğunu vurguladı. Her ne kadar Türk ve ABD'li yetkililer arasında bu konuda kamuoyuna yansıyan resmi bir görüşme veya açıklama bulunmasa da, Türkiye'de normal takvimde 2028 ortasında yapılması planlanan genel seçimlerin daha erken bir tarihe çekilebileceğine dair spekülasyonlar analistler ve bazı siyasetçiler tarafından dile getiriliyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın Arjantin'e yönelik hayata geçirdiği destek paketi, merkez bankası ile 20 milyar dolarlık bir döviz swap anlaşmasını ve doğrudan peso alımlarını kapsamıştı. Bu önlemlerin, Federal Rezerv'in standart swap hatlarından farklı olarak, ara seçimler öncesinde pesodan yaşanabilecek olası bir kaçışı engellemek amacıyla tasarlandığı biliniyor.
Gün, dolar swap hattı teklifinin, küresel piyasalarda yüksek seyreden petrol fiyatlarının Türkiye'nin ödemeler dengesi ve ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerine dair yabancı yatırımcıların endişelerinin arttığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekti. Türkiye ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde, önceki çeyrekteki %0,4'lük büyüme oranına kıyasla belirgin bir yavaşlama göstererek yalnızca %0,1'lik bir büyüme kaydetti. Bu ekonomik yavaşlamanın yanı sıra, ana muhalefet partisinin liderine yönelik alınan mahkeme kararı sonrasında siyasi risklerde de yeniden bir artış gözlemlendi. Merkez bankası, liradaki değer kaybını enflasyonun gerisinde tutma hedefiyle döviz ve altın varlıklarını satarken, Mart ayında elindeki ABD Hazine tahvillerinin neredeyse tamamını elden çıkardı. Bu gelişmelerin etkisiyle, Bloomberg verilerine göre Türkiye'nin CDS oranları yılın başındaki 204 baz puandan yaklaşık 240 baz puana yükseldi. Özellikle mahkeme kararının ardından geçen ay bu oran 260 baz puanın üzerine tırmanmıştı.
Yayımlanan raporda, yakın vadede yaşanabilecek piyasa stresinin, geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın görevden alınmasının ardından yaşanan satış dalgası kadar derinleşmesinin beklenmediği ifade edildi. Ayrıca, Türk lirası varlıklarının sunduğu cazip reel getiriler sayesinde, yerleşik yatırımcılar arasındaki dolarizasyon eğiliminin sınırlı kaldığına da işaret edildi. Ancak, son dönemde yaşanan gelişmeler Nisan ayı enflasyonunu beklentilerin üzerine taşıyarak %32,4'e çıkardı ve bu yıl içinde yapılması öngörülen faiz indirimlerine ilişkin beklentileri sekteye uğrattı. Buna karşılık, Merkez Bankası, para politikasını sıkılaştırma yönünde bir adım atarak bankalara resmi politika faizi olan %37 yerine %40 oranından fonlama sağlamaya başladı.
Stratejist Durukal Gün, ABD ile İran arasındaki olası bir anlaşma ihtimalini de göz önünde bulundurarak, Merkez Bankası'nın Haziran ayında faiz artırımına gitmekten kaçınacağını öngörüyor. Bankanın bu süreçte faiz koridorunu ayarlamak suretiyle kademeli bir politika izleyeceği ve politika faizinde değişiklik yapma kararını daha kalıcı ekonomik şoklara saklayacağı tahmin ediliyor. Jeopolitik gelişmelerin olumlu bir seyir izlemesi halinde dahi, 2026 yılına kadar faiz indirimleri için alanın sınırlı kalacağını belirten Gün, enflasyonun 2026 yılı sonunda %31, 2027 yılı sonunda ise %25 seviyelerinde olacağını tahmin ediyor. Raporda ayrıca, politika faizinin gelecek yıl boyunca %35 ila %36 aralığında sabit kalacağı öngörüsüne de yer verildi.