Akbelen'de Yeni Maden Alanı Talebi: 1570 Parsel İçin Acele Kamulaştırma İsteği
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Akbelen'deki maden sahasının genişletilmesi yönündeki tartışmalar, yeni bir boyut kazandı. Daha önce Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırılmasına karar verilen ve bu kararın Danıştay tarafından iptal edilen 679 parselin ardından, bölgedeki madencilik faaliyetlerini yürüten şirketlerin bu kez çok daha geniş bir alan için benzer bir talepte bulunduğu öğrenildi. Limak ve IC İçtaş'ın, YK Enerji Üretim AŞ bünyesinde faaliyetlerini sürdürdüğü bölgede, toplamda 1570 yeni parselin acele kamulaştırılmasını talep ettiği bilgisi, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu gelişme, bölgedeki doğal yaşam ve asırlık zeytin ağaçları için endişeleri artırdı.
Konuyla ilgili olarak önemli belgeleri kamuoyuyla paylaşan bir siyasetçi, Tarım ve Orman Bakanlığı'na iletilen resmi bir yazıyı gündeme getirdi. 2 Ekim 2025 tarihli ve belirli bir sayıya sahip olan bu yazıya göre, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ tarafından, madencilik faaliyetlerinin kesintisiz devam edebilmesi ve genişleyebilmesi amacıyla 1570 farklı parselin kamulaştırılması için resmi bir talepte bulunulduğu belirtildi. Bu talebin, daha önce Danıştay tarafından iptal edilen 679 parselin çok ötesinde bir alanı kapsadığı ve şirketin maden sahasını önemli ölçüde büyütme niyetini gözler önüne serdiği vurgulandı. Bu durum, bölgedeki ekolojik hassasiyetler göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin önceliklendirildiği eleştirilerini beraberinde getirdi.
Yapılan değerlendirmelerde, bu yeni kamulaştırma talebinin, bölgedeki çevresel hassasiyetleri ve binlerce yıllık doğal mirası koruma çabalarıyla çeliştiği ifade ediliyor. İktidarın da desteğiyle madencilik faaliyetlerini genişletme amacı taşıyan bu tür adımların, Akbelen'in yeşil dokusuna ve biyoçeşitliliğine kalıcı zararlar verebileceği endişesi dile getiriliyor. Şirketlerin, mevcut yasal engellere ve toplumsal tepkilere rağmen maden alanlarını genişletme konusundaki ısrarcı tutumunun, enerji ihtiyacının karşılanması ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengenin bozulduğuna işaret ettiği belirtiliyor. Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gibi kurumların, bu geniş çaplı madencilik taleplerine verdiği destek veya sessizliğin, doğa talanına zemin hazırladığı yönünde eleştiriler yapılıyor.
Öte yandan, Akbelen'deki doğal yaşamı korumak adına mücadele veren ve daha önceki acele kamulaştırma kararını protesto ettiği gerekçesiyle bir süre tutuklu yargılanan bir çevre aktivistinin davasının da yakın zamanda görülecek olması dikkat çekiyor. Bu aktivistin, yasal süreçler yoluyla doğal alanların korunması için gösterdiği çabanın, adeta cezalandırılmak istendiği yönündeki iddialar, bölgedeki mücadelenin ne denli zorlu bir sürece sahne olduğunu ortaya koyuyor. Hak savunucuları, bu davanın sonucunun, Akbelen'deki ekolojik mücadele açısından kritik bir öneme sahip olacağını belirterek, kamuoyunu ve ilgili makamları süreci yakından takip etmeye ve adaletin yerini bulması için destek olmaya çağırıyor. Bu durum, bölgedeki madencilik faaliyetleri ile çevre mücadelesi arasındaki gerilimin devam ettiğini gösteriyor.