Altın Piyasası: Dolar Kaybı ve Faiz Beklentileri Fiyatları Nasıl Etkiliyor?
Ekonomi

Altın Piyasası: Dolar Kaybı ve Faiz Beklentileri Fiyatları Nasıl Etkiliyor?

7

Küresel piyasalarda gözler, Amerika Birleşik Devletleri'nin ekonomik sağlığına ve Federal Rezerv'in (Fed) para politikası adımlarına çevrilmiş durumda. Özellikle doların değer kaybı beklentisi ve ABD'nin mali dengesindeki potansiyel bozulmalara dair endişeler, değerli metal olan altının fiyatlarında yukarı yönlü bir ivme kazandırıyor. Bu durum, yatırımcıların risk algısını şekillendirirken, piyasaların ana gündem maddesi haline geldi.

Uluslararası finans dünyası, şu sıralar Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yapacağı önemli bir konuşmayı nefeslerini tutarak bekliyor. Wyoming'de düzenlenecek olan Jackson Hole sempozyumu, küresel ekonominin geleceğine dair ipuçları verecek. Yatırımcılar, Warsh'ın konuşmasından para politikasına, özellikle de faiz oranlarının geleceğine dair net mesajlar almayı umuyor. Bu konuşmanın içeriği, altının yanı sıra diğer varlık sınıflarının da seyrini belirlemede kritik bir rol oynayacak.

Altın fiyatları, son dönemde jeopolitik gelişmeler ve makroekonomik verilerin etkisiyle oldukça volatil bir seyir izliyor. Dün, enflasyonun önemli bir göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları verisinin aylık yüzde 0,2, yıllık ise yüzde 3,7 olarak açıklanması, altının ons fiyatında kısa süreli bir düşüşe neden oldu. Ancak bu düşüş kalıcı olmadı. Ons altın, dün akşamki kapanışın ardından gece yarısı yeniden yükselişe geçerek 4 bin 630 dolar seviyelerine ulaştı. Sabah saatlerinde ise 4 bin 620 dolar civarında işlem görüyor. Gram altın tarafında da benzer bir hareketlilik yaşandı; dün 7 bin 90 liraya kadar gerileyen gram altın, gece toparlanarak bugün sabah 7 bin 147 liradan alıcı buldu.

Piyasa analistleri, altının orta vadeli seyrini destekleyen temel unsurların başında doların zayıflaması ve ABD'nin bütçe açığına yönelik artan kaygılar geldiğini belirtiyor. Geçtiğimiz hafta altının ons fiyatında yaşanan yüzde 5'lik yükselişte, ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvil alımlarını artırma kararının dolardaki değer kaybı endişelerini pekiştirmesi ve dolayısıyla altına olan talebi canlandırmasının etkili olduğu düşünülüyor. Bu gelişmeler, altının güvenli liman statüsünü daha da güçlendiriyor.

Fed Başkanı Warsh'ın konuşmasından net bir yönlendirme gelmemesi halinde, mevcut faiz beklentilerinin büyük ölçüde değişmeden kalabileceği öngörülüyor. CME FedWatch verilerine göre, piyasalar eylül ayında faiz artırımı olasılığını yüzde 36,5, aralık ayına kadar en az bir faiz artışı ihtimalini ise yüzde 72,7 olarak fiyatlıyor. Ancak, ABD'de temmuz ayında yıllık enflasyonun beklenmedik şekilde sabit kalması, Fed'in faiz politikasını karmaşıklaştıran bir diğer etken. İran'daki gelişmeler sonrası zirveden bir miktar düşüş gösterse de hedefin üzerinde seyreden enflasyon, merkez bankasının adımlarını daha da zorlu bir sürece sokuyor. Altın, ekonomik ve jeopolitik risklere karşı sığınak olarak görülse de, yüksek faiz oranları, faiz getirisi sunmayan bu değerli metalin cazibesini azaltabiliyor. Bu nedenle, Warsh'ın mesajları, enflasyon verileri, faiz beklentileri ve doların seyri, altının gelecekteki yönünü belirleyecek ana faktörler olarak öne çıkıyor.

Paylaş

İlgili Haberler