Altın Yatırımcısını Üç Ay Boyunca Üzen Gelişmeler
Son üç ay boyunca altın yatırımcıları için piyasalarda beklenen parlak tablo çizilmedi. Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimler, küresel enflasyonist baskıların artacağı endişelerini körüklerken, bu durum Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın (Fed) para politikalarına ilişkin beklentileri de değiştirdi. Bu karmaşık ekonomik ve siyasi atmosfer, altının ons fiyatının üst üste üç ay boyunca değer kaybetmesine neden oldu. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına yol açan gelişmeler, enerji fiyatlarında ani yükselişlere sebep olarak merkez bankalarının faiz politikaları üzerindeki tüm öngörüleri altüst etti.
Savaş öncesinde, yıl içerisinde faiz indirimine gitmesi beklenen Fed'den, yaşanan gelişmelerin ardından faiz indirimi beklentileri ortadan kalktı. Hatta, enflasyonist baskıların devam etmesi halinde, yıl sonuna kadar faiz artırımına gidilebileceği yönündeki tahminler para piyasalarında ağırlık kazanmaya başladı. Fed'in para politikalarına yönelik bu değişen beklentiler, altın gibi değerli madenlerin fiyat seyrini doğrudan etkiledi. Oysa yılın ilk iki ayında, ABD yönetiminin bazı uluslararası hamleleri nedeniyle Avrupa ile yaşadığı gerilimler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, teknoloji ve yapay zeka şirketlerindeki aşırı değerlemeler ve merkez bankalarından gelen güçlü alım talepleri, altının ons fiyatını yukarı taşımıştı. Yılbaşında 4.313 dolar seviyesinden başlayan ons altın, ocak ayında 5.600 dolara kadar yükselerek rekor kırmış, ay sonunda ise yüzde 12,4'lük bir artışla 4.849 dolardan kapanmıştı. Bu yükseliş trendi şubatta da devam ederek, altının ons fiyatı yüzde 8,5 değer kazanıp 5.263 dolara ulaşmıştı.
Ancak Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle mart ayında ons altın 4.099 dolara kadar gerilese de ayı yüzde 11,32'lik sert bir düşüşle 4.667 dolardan tamamladı. Bu ayki düşüş, 2008 küresel finans krizi sonrası en keskin aylık değer kaybı olarak kayıtlara geçti. Nisan ayında da yüzde 1'lik bir kayıp yaşayan ons altın, mayıs ayında yüzde 1,77'lik bir düşüş daha yaşayarak 4.540 dolar seviyesine indi. Böylece altının ons fiyatı, yatırımcıların yüzünü güldürmeyen bir şekilde üç ay üst üste değer kaybetmiş oldu. Gümüş fiyatları da benzer bir seyir izledi. Finansal bir varlık olmasının yanı sıra endüstriyel alanlarda, özellikle güneş paneli üretiminde kilit rol oynaması, gümüş fiyatlarındaki oynaklığı artırdı. Yıla 71 dolardan başlayan gümüş, ocak ayında 121,7 dolara çıkarak rekor kırmış, şubat ayını ise 93,8 dolardan tamamlamıştı. Ancak mart ayında sert bir düşüşle 61 dolara kadar geriledi ve ayı yüzde 19,9 azalışla 75,1 dolardan kapattı. Nisan ayında da yüzde 1,8'lik bir düşüşle 73,7 dolara inen gümüş, mayıs sonunda toparlanarak yüzde 2,1 artışla 75,3 dolara ulaştı.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki uzun süreli trafik aksamasının petrol, doğal gaz ve rafine yakıt fiyatlarını yüksek tutarak, altın için tarihsel olarak daha az destekleyici bir piyasa ortamı yarattığını belirtiyor. Jeopolitik gelişmelerin, klasik bir güvenli liman arayışına dönüşmek yerine, yüksek enerji fiyatları üzerinden enflasyon endişelerini tetiklediği vurgulanıyor. Bu durumun tahvil getirilerini yükselttiği, doları güçlendirdiği ve Fed'in faiz indirim beklentilerini azalttığı ifade ediliyor. Faiz getirisi olmayan bir varlık olarak altın, faiz oranlarının düştüğü ortamlarda daha cazip hale gelirken, piyasalar faiz indirimi beklentilerini geri çektiğinde zorlanıyor. Bu dinamiğin, son aylarda enerji fiyatlarındaki artış ve devam eden enflasyon riskleri karşısında yatırımcıların parasal gevşeme beklentilerini azaltmasıyla net bir şekilde görüldüğü belirtiliyor. Jeopolitik durumun istikrara kavuşması ve enerji şoklarının azalmasıyla yatırımcıların, son yıllarda altın piyasasındaki yükselişi destekleyen yapısal temalara yeniden odaklanacağı öngörülüyor. Bu temaların başında ise merkez bankalarının altın talebinin ve Çin'in piyasaya olan ilgisinin devam etmesi bekleniyor.