Avrupa'nın Plastik Çöpü Türkiye Kıyılarında: Akdeniz Zehirleniyor
Dünya

Avrupa'nın Plastik Çöpü Türkiye Kıyılarında: Akdeniz Zehirleniyor

8

Avrupa ve İngiltere'den yoğun miktarda plastik atık ithal eden Türkiye, bu durumun çevresel sonuçlarıyla yüzleşiyor. Geri dönüşüm endüstrisinin gelişmesi, binlerce kişiye istihdam sağlasa da, Akdeniz'in eşsiz güzellikteki kıyıları ve verimli tarım arazileri, her geçen gün artan bir kirlilik tehdidi altında. Bilimsel çalışmalar, özellikle bölgedeki sucul ekosistemlerde mikroplastik konsantrasyonunun endişe verici seviyelere ulaştığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde iklim değişikliğiyle mücadele zirvesine ev sahipliği yapacak olan Antalya'dan başlayarak, Akdeniz'in geniş bir bölümünde, denizlerin kıyıya vurduğu renkli ve küçük plastik parçacıkları, bu küresel sorunun boyutunu gözler önüne seriyor.

Türkiye, Avrupa Birliği ve İngiltere menşeli yüz binlerce ton plastik atığın en büyük alıcısı konumunda. Bu atıkların geri dönüştürülmesi, ülke ekonomisine katkıda bulunurken, aynı zamanda çok sayıda insan için bir geçim kaynağı oluşturuyor. Ancak bu durumun bedeli, çevresel açıdan ağır oluyor. Seyhan Nehri gibi önemli su kaynaklarının denize döküldüğü noktalarda, sulama kanallarında gözle görülür bir kirlilik hakim. Tırnak büyüklüğündeki plastik parçacıklarının kanallardan denize sürüklenmesi, plastiklerin yakılmasıyla havaya yayılan zehirli gazlar ve geriye kalan atıkların toprağı kirletmesi, ekosistemin sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bölgede yaşayan amatör balıkçılar, son yıllarda avladıkları balıkların içinde plastik parçacıkları bulduklarını ve balık popülasyonunda belirgin bir azalma gözlemlediklerini aktarıyorlar.

Bölgedeki su yollarında yapılan bilimsel araştırmalar, durumun vahametini daha da net bir şekilde ortaya koyuyor. Yapılan bir araştırmaya göre, Adana'daki geri dönüşüm tesislerinin denize ulaştığı noktalardaki sularda, kaynağa yakın bölgelere kıyasla mikroplastik yoğunluğunun 132 kat daha fazla olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu mikroplastiklerin büyük bir kısmının doğrudan geri dönüşüm süreçlerinden kaynaklandığını belirtiyor. Küresel ölçekte bakıldığında ise, dünya denizlerinin sadece yüzde 1'ini oluşturan Akdeniz'in, toplam küresel mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 7'sini barındırdığı biliniyor. Türkiye, denize her gün ulaşan yaklaşık 730 ton plastik atığın yüzde 19,1'inden sorumlu tutularak, bu konuda Mısır'ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Tarım, turizm ve komşu ülkelerden kaynaklanan atıkların da eklenmesiyle deniz canlıları üzerindeki baskı artıyor. Ticari öneme sahip balıklarda, balık başına ortalama 0,31 ila 60 arasında mikroplastik parçacığı tespit edilmiş olması, sorunun ne denli yaygın olduğunu gösteriyor.

Kirliliğin coğrafi sınır tanımadığını belirten çevre aktivistleri, Kuzey Kıbrıs kıyılarına vuran parçalanmış plastiklerin kaynağının tam olarak belirlenemediğini ancak Akdeniz'in bu kirliliği bir kıyıdan diğerine taşıdığına dikkat çekiyor. Tarım sektöründe çalışan vatandaşlar da, sorunun tarım arazilerine kadar ulaştığını dile getiriyor. Sulama sistemlerinin filtrelerinde biriken plastik parçacıkları, toprakların ve dolayısıyla gıda ürünlerinin de bu kirlilikten etkilendiği endişesini doğuruyor. Avrupa'nın plastik atıklarını Türkiye'ye göndermesi, özellikle Çin'in 2018'de atık ithalatını durdurmasının ardından daha da hız kazandı. Avrupa Birliği'nin, OECD dışı ülkelere atık ihracatını yasaklama kararı, Türkiye'nin atık ithalatını daha da artırabileceği yönünde endişelere yol açıyor. Sektör temsilcileri, bu ticaretin istihdam yarattığını ve yerli sanayiye ucuz hammadde sağladığını savunsa da, Avrupa Komisyonu'nun raporları, Türkiye'de plastik atıklara bağlı deniz kirliliği, yaban hayatına zarar verme ve kontrolsüz yakma gibi ciddi sorunların yaşandığını teyit ediyor. Bu durum, Avrupa'nın kendi atık sorununu başka ülkelere taşıdığı eleştirilerine neden olurken, tek çözüm olarak atık ithalatına tamamen yasak getirilmesi gerektiği yönünde çağrılar yükseliyor.

Paylaş

İlgili Haberler