Aylin Nazlıaka'dan Nafaka İptaline Sert Tepki: Kadınlar Yoksulluk ve Şiddetle Karşı Karşıya
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan ve yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesine imkan tanıyan hükmü iptal etmesi kararına sert bir dille eleştirilerde bulundu. Nazlıaka, bu kararın boşanma sonrası mağduriyet yaşayan kadınları daha da zor bir duruma sokacağını, onları yoksulluk ve şiddet sarmalına doğru iteceğini savundu. Ayrıca, iktidarı Medeni Kanun'u aşındırmaya çalışmakla suçlayarak, kadınların kazanılmış haklarının hedef alındığını iddia etti.
Anayasa Mahkemesi'nin daha önce 2012 yılında aynı düzenlemeyi 'sosyal hukuk devletinin bir gereği' olarak değerlendirdiğini hatırlatan Nazlıaka, mahkemenin o dönemde devletin, güçlüler karşısında zayıfları koruma yükümlülüğüne dikkat çektiğini belirtti. Ancak gelinen noktada, 17 üyeden 16'sının ret oyu kullandığı bir düzenlemenin iptal edilmesinin, sosyal devlet ve sosyal adalet ilkelerinin göz ardı edildiği bir karar olduğunu vurguladı. Nazlıaka, bu son kararın, mahkemenin önceki yaklaşımıyla çeliştiğini ve toplumsal adaleti zedelediğini ifade etti.
Nazlıaka, iptal kararının Anayasa'nın temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Evlilik süresince ev işleri ve çocuk bakımı gibi fedakarlıklar yaparak çalışma hayatından uzaklaşan ve bu nedenle ekonomik olarak dezavantajlı konuma düşen kadınların, bu kararla büyük mağduriyet yaşayacağını belirtti. Süresiz nafaka konusunun kamuoyunda uzun yıllardır yanlış bilgilendirmelerle tartışıldığını kaydeden Nazlıaka, yoksulluk nafakasının koşulsuz ve ömür boyu süren bir güvence olmadığını, belirli şartlara bağlı olduğunu vurguladı. Nafakanın, yeniden evlenme, düzenli bir gelir elde etme, fiilen evli bir hayat sürme veya taraflardan birinin vefatı gibi durumlarda sona erdiğini hatırlattı. Bu nedenle nafakanın bir ayrıcalık veya lütuf değil, evlilik boyunca kadınların üstlendiği karşılıksız bakım emeğinin ve kaçırılan istihdam fırsatlarının yasal bir karşılığı olduğunu savundu.
Kadınların mevcut durumuna da dikkat çeken Nazlıaka, Türkiye'de her üç kadından birinin çeşitli türlerde şiddete maruz kaldığı bir ortamda, kadın cinayetlerinin devam ettiği ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin olumsuz etkilerinin görüldüğü bir dönemde alınan bu iptal kararının, kadınlar açısından ciddi riskler barındırdığını belirtti. Nazlıaka, bu kararın kadınları daha fazla şiddet sarmalına hapsetme riski taşıdığını, ekonomik bağımsızlıklarını zayıflatan her adımın, onları şiddet karşısında daha savunmasız bırakacağını ifade etti. AKP iktidarının uzun süredir Medeni Kanun'u hedef alarak kadınların eşit yurttaşlık güvencelerini aşındırmaya çalıştığını öne süren Nazlıaka, kadın yoksulluğuna kalıcı çözümler üretmek yerine, kadınların elde ettiği hakların budandığını söyledi. CHP olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı her türlü düzenlemenin karşısında olacaklarını ve kadınların eşitlik, özgürlük, adalet ve ekonomik bağımsızlık taleplerini sonuna kadar savunacaklarını sözlerine ekledi. Nazlıaka, kadınların eşit ve güvende olmadığı bir ülkede ne demokrasinin ne de adaletin tam anlamıyla var olamayacağını vurguladı.