AYM'den Hak İhlali Kararı: Mahkeme Yanlış Dosyaya Baktı
Anayasa Mahkemesi (AYM), ceza infaz kurumlarında uygulanan mektup, yayın ve görüntülü görüşme kısıtlamalarına yönelik yapılan itirazlarda, ilgili mahkemenin yanlış dosyayı incelemesi sebebiyle hak ihlali yaşandığına hükmetti. AYM Birinci Bölümü, bu durumun başvurucunun haberleşme ve ifade özgürlükleri ile doğrudan bağlantılı olan etkili başvuru hakkını zedelediği sonucuna vardı. Bu kapsamda, mahkemenin hatalı bir değerlendirme yapması nedeniyle başvurucuya 20 bin Türk Lirası tutarında manevi tazminat ödenmesine ve yaşanan hak ihlalinin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın yeniden görülmesine karar verildi.
Olay, Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan bir mahkumun, kurum yönetimine yaptığı çeşitli başvuruların reddedilmesiyle başladı. Mahkum, tek seferde beş sayfayı aşan mektuplar gönderebilme, belirli zamanlarda kitap temin edebilme, ailesinin gönderdiği kitaplara yönelik kısıtlamaların kaldırılması ve görüntülü telefon görüşmeleri için ailesinden istenen biyometrik fotoğraf zorunluluğunun kaldırılması gibi taleplerde bulunmuştu. Cezaevi yönetiminin bu talepleri olumsuz yanıtlaması üzerine, konu önce İnfaz Hâkimliği'ne taşındı. Hâkimlik de benzer bir şekilde başvuruyu reddetti.
İnfaz Hâkimliği'nin kararının ardından, mahkumun bir üst mahkemeye, yani Ağır Ceza Mahkemesi'ne yaptığı itiraz süreci de beklenmedik bir şekilde sonuçlandı. Mahkeme, başvurucunun itirazını değerlendirmek yerine, tamamen farklı bir dosyaya ait kararı inceleyerek söz konusu itirazın reddine karar verdi. Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu hatası net bir şekilde ortaya kondu. Yüksek Mahkeme, başvurucunun esas itiraz konusu olan İnfaz Hâkimliği kararının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hiçbir şekilde ele alınmadığını ve değerlendirilmediğini vurguladı.
Anayasa Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu dosya hatası nedeniyle, cezaevindeki mektup, yayın ve diğer iletişim araçlarına yönelik uygulanan kısıtlamaların hukuki denetimden geçemediğini belirtti. Bu durumun, etkili bir hukuk yolu olarak işlev görmesi gereken itiraz merciinin (Ağır Ceza Mahkemesi) görevini yerine getirmediği anlamına geldiğini ifade etti. Kararda ayrıca, cezaevindeki mahkumların mektup ve telefon gibi iletişim kanallarına getirilen sınırlamaların haberleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği; süreli veya süresiz yayınlara erişimin engellenmesinin ise ifade özgürlüğü hakkının bir ihlali olduğu açıkça ifade edildi. Bu bağlamda, hem haberleşme hem de ifade özgürlükleriyle yakından ilişkili olan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verildi. İhlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılanmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine ve başvurucuya 20 bin Türk Lirası manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.