Bilim Dünyası Uyarıyor: Son 150 Yılın En Şiddetli El Nino'su Geliyor
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün son verilerini inceleyen bilim insanları, gezegenimizin benzeri görülmemiş bir iklimsel döneme girdiğine dair ciddi uyarılarda bulunuyor. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, mevcut verilerin, kayıt altına alınmış son 150 yılın en güçlü El Nino olaylarından birine işaret ettiğini belirtti. Bu durumun, küresel ısınma ile birleşerek iklim sistemleri üzerinde yıkıcı etkiler yaratma potansiyeli taşıdığı vurgulanıyor. El Nino'nun, Büyük Okyanus'un doğu kesimlerindeki deniz suyu sıcaklıklarındaki belirgin artışlarla kendini gösteren bir iklimsel döngü olduğu biliniyor. Ancak son dönemdeki gözlemler, bu döngünün şiddetinin ve etkisinin daha önceki rekorları zorladığını gösteriyor.
Prof. Dr. Özçelik, bu endişe verici durumun doğrudan Paris İklim Anlaşması hedeflerini tehdit ettiğini dile getirdi. Anlaşma ile küresel ortalama sıcaklık artışının sanayi öncesi seviyelere göre 1,5 derece ile sınırlandırılması amaçlanıyordu. Ancak yapılan son üç yıllık ortalama sıcaklık analizleri, bu kritik eşiğin çoktan aşıldığını ortaya koyuyor. Özçelik, "Küresel ısınmanın genel eğilimi ve El Nino'nun mevcut gücü bir araya geldiğinde, önümüzdeki on yıl içinde küresel sıcaklıkların 1,5 derece sınırının çok üzerine çıkacağını öngörmek hiç de zor değil" açıklamasında bulundu. Bu artışın, atmosferdeki genel ısı dengesini bozarak, sel, kuraklık, aşırı sıcak hava dalgaları ve orman yangınları gibi ekstrem hava olaylarının hem sıklığını hem de şiddetini artıracağı tahmin ediliyor.
El Nino'nun etkileri sadece uzak coğrafyalarla sınırlı kalmıyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasında da ciddi riskler oluştuğuna dikkat çekildi. Uydu gözlemleri, Akdeniz'in özellikle batı bölgelerinde deniz suyu sıcaklıklarında yer yer 7 ila 8 dereceye varan olağanüstü artışlar tespit etti. Bu durum, lokal ölçekte ekosistemler için büyük bir tehdit oluştururken, kıyı şeritlerinde ani ve şiddetli yağışlara, bunun sonucunda da sellere yol açma potansiyeli taşıyor. Aynı zamanda, karasal bölgelerde ise buharlaşmanın artmasıyla birlikte şiddetli kuraklıkların yaşanma riski yükseliyor. Deniz suyu sıcaklıklarındaki bu anormal artış, bölgedeki hava durumu modellerini de olumsuz etkileyerek öngörülemezliği artırıyor.
İklim krizinin ve buna bağlı ekstrem hava olaylarının etkilerinin, deniz canlılığından tarımsal üretime, turizmden su kaynaklarına kadar hayatın her alanını derinden etkileyeceği belirtiliyor. Bu bağlamda Prof. Dr. Ceyhun Özçelik, hem bilim camiasına hem de yerel yönetimlere acil önlem çağrısında bulundu. Kentleşmiş bölgelerde, artan sel ve sıcak hava dalgası risklerine karşı mevcut altyapının güçlendirilmesi ve yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edildi. Kırsal alanlarda ise, yaklaşan kuraklık tehdidine karşı şimdiden stratejiler geliştirilmesi, su yönetimi konusunda iyileştirmeler yapılması ve tarımsal ürün çeşitliliğinin gözden geçirilmesi gibi önlemlerin, olası ekonomik kayıpları en aza indirmek adına hayati önem taşıdığı vurgulandı. Bu kapsamlı hazırlıkların, gelecekte yaşanabilecek daha büyük krizlere karşı bir tampon görevi göreceği düşünülüyor.