Bingöl'ün Coğrafi İşaretli Fasulyesi: Ata Tohumuyla Üretilen Lezzet Talep Görüyor
Bingöl'ün bereketli topraklarında, asırlık bir geleneğin izlerini taşıyan özel bir lezzet filizleniyor. Yedisu ilçesine özgü, coğrafi işaret tesciline sahip horoz kuru fasulyesi, yöre halkının emeği ve titizliğiyle toprakla buluşuyor. Kuşaklar boyu aktarılan ata tohumlarının kullanıldığı bu özel üretim süreci, hem bölge ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor hem de geleneksel tarım yöntemlerinin yaşatılmasına vesile oluyor. Peri Suyu'nun hayat verdiği verimli arazilerde yetişen bu fasulye türü, kısa sürede pişmesi, damaklarda bıraktığı et benzeri lezzet ve kabuk atmamasıyla adından sıkça söz ettiriyor.
Baharın gelmesiyle birlikte çiftçilerin tarladaki yoğun mesaisi başlıyor. Kimileri ata tohumlarını geleneksel yöntemlerle, özenle elleriyle toprağa serperken, kimileri ise modern tarım aletleri olan traktörleri kullanarak ekim işlemlerini gerçekleştiriyor. Bu çeşitlilik, hem atalardan kalma bilgeliği hem de günümüz teknolojisini harmanlayan bir üretim anlayışını gözler önüne seriyor. Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ile Kaymakamlık, bu değerli lezzetin üretimini artırmak ve daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarla üreticilere destek oluyor. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 700 dönüm alanda gerçekleştirilen ekimden elde edilen 140 tonluk ürün, bu fasulyenin ne kadar talep gördüğünün de bir göstergesi.
Üreticilerden İbrahim Yakışan, ailesiyle birlikte 10 dönümlük arazisinde bu özel fasulyeyi yetiştirdiğini belirterek, mibzer adı verilen tarım aletiyle sıra usulü ekim yaptıklarını ifade ediyor. Bu yöntemin hem ekimi kolaylaştırdığını hem de hasat sürecini daha verimli hale getirdiğini vurgulayan Yakışan, eylül ayında yapılan biçim sonrası elde ettikleri ürünleri, İstanbul'da düzenlenen tanıtım günlerinde sergileme fırsatı bulduklarını ancak gelen yoğun siparişleri yetiştirmekte zorlandıklarını dile getiriyor. Bu durum, Yedisu horoz kuru fasulyesinin sadece yörede değil, ulusal çapta da büyük bir ilgi gördüğünü kanıtlar nitelikte.
Döşengi Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda çiftçilikle uğraşan Ali Ekber Pekgüzel de, hayvancılık ve arıcılığın yanı sıra kiraladığı arazilerde de bu ata tohumu fasulyeyi ürettiğini söylüyor. Eylül ve ekim aylarında hasat döneminin başlayacağını belirten Pekgüzel, coğrafi işaretli olmasının bu ürüne olan talebi daha da artırdığını ve genellikle perakende satışla tüketicilere ulaştığını aktarıyor. Dinarbey köyünden Baykan Açığ ise, 30 yıldır babasıyla birlikte bu fasulyeyi ürettiklerini ve eskiden traktörle yaptıkları ekimden, tohumların toprağın derinliklerine gömülmesi veya yüzeyde kalması gibi sorunlar nedeniyle elle ekim yöntemine geçtiklerini anlatıyor. Babalarından miras kalan bu usulle, tohumları toprağa serpip üzerini traktörle kapattıklarını belirten Açığ, bu fasulyenin et lezzetini andıran tadı, çabuk pişmesi ve kabuk atmayan yapısıyla diğerlerinden ayrıldığını vurgulayarak, emeklerinin karşılığını almayı umduklarını ifade ediyor.