Çin'de Tek Bir Binada 20 Bin Kişilik Dikey Şehir: Sıradışı Yaşamın Detayları
Çin'in Hangzhou şehrinde yer alan Regent International Center, dünya genelinde artan konut sıkıntısı ve barınma maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte dikkatleri üzerine çeken sıra dışı bir yaşam alanına dönüştü. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gökdelen izlenimi veren bu yapı, içine girildiğinde adeta kendi içinde bir ilçe nüfusunu barındıran devasa bir 'dikey şehir' olarak karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 20 bin kişinin aynı çatı altında yaşamını sürdürdüğü bu kompleks, sunduğu imkanlarla adeta bir metropolü tek bir binada topluyor.
Singapur'daki ünlü Marina Bay Sands Oteli'nin tasarımcısı Alicia Loo tarafından projelendirilen 206 metre yüksekliğindeki Regent International Center, başlangıçta altı yıldızlı lüks bir otel olarak tasarlanmıştı. Ancak zamanla konsept değiştirilerek, 5 binden fazla konut ünitesine sahip devasa bir yaşam alanına evrildi. Bina içinde bulunan marketler, kuaförler, restoranlar ve hatta bir çatı barı sayesinde sakinler, temel ihtiyaçlarını karşılamak için dışarıya çıkma gereği duymadan yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Bu durum, yapıya adeta kendi kendine yetebilen bir topluluk özelliği kazandırıyor.
Ancak bu devasa yapının içinde süregelen yaşam, dışarıdan göründüğü kadar göz alıcı olmayabilir. Yapının içini detaylıca inceleyen bir içerik üreticisi, mekanların kullanımında metrekare verimliliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla büyük dairelerin altı farklı birime bölündüğünü ortaya koydu. Bu durum, bazı odaların sadece tek bir kişinin rahatça sığabileceği kadar dar alanlara sahip olmasına neden oluyor. Ayrıca, bazı bölümlerde duvar kağıtlarının döküldüğü ve genel bir yıpranma olduğu gözlemleniyor. Bu penceresiz ve dar yaşam alanları, özellikle bütçe odaklı öğrenciler ve yalnız yaşayan gençler arasında, aylık yaklaşık 1.500 Çin Yuanı (yaklaşık 10 bin 755 Türk Lirası) gibi daha ekonomik kiralar nedeniyle popülerlik kazanmış durumda.
Regent International Center'daki yaşamın en dikkat çekici ve düşündürücü yönlerinden biri, mahremiyetin neredeyse sıfırlandığı klostrofobik atmosfer. Binlerce insanın iç içe yaşadığı bu ortamda, sakinlerin sürekli bir gözetim altında oldukları hissine kapılmaları şaşırtıcı değil. Pandemi sonrası dönemde evden çalışma ve dijitalleşen yaşam biçimlerine adapte olan insanlık için bu 'dikey şehir' modeli, pratik bir barınma çözümü olmanın ötesinde, gelecekte karşılaşabileceğimiz izole ve kapalı yaşam alanlarının ürkütücü bir habercisi olarak değerlendiriliyor. Manzaralı ve balkonlu dairelerin kirasının ise yaklaşık 4.000 Çin Yuanı'na (yaklaşık 28 bin 309 Türk Lirası) kadar çıkabildiği belirtiliyor.