Çin'de Varlıklı Vatandaşların Yurt Dışı Varlıkları Kapsamlı Vergi İncelemesine Alındı
Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi, ülke dışındaki varlıklarını gizleyen veya beyan etmeyen zengin vatandaşlarına yönelik kapsamlı bir vergi denetimi başlattı. Bu yeni adım, finansal şeffaflığı artırmayı ve devletin vergi gelirlerini önemli ölçüde yükseltmeyi hedefliyor. Bankalar ve diğer finansal kuruluşlara, varlıklı müşterilerinin uluslararası yatırımlarını detaylı bir şekilde inceleme ve olası vergi kaçakçılığını tespit etme talimatı verildi. Bu denetimler kapsamında, yurt dışında bulunan gayrimenkuller, uluslararası borsalardaki hisse senetleri, değerli madenlere yapılan yatırımlar, kripto para birimleri, banka hesaplarındaki birikimler ve yurt dışındaki tröst yapıları gibi çeşitli varlık kalemleri mercek altına alınıyor.
Vergi incelemelerinin kapsamı oldukça geniş tutulurken, bazı durumlarda geriye dönük incelemelerin 2000 yılına kadar uzanabileceği belirtiliyor. Bu durum, yetkililerin sadece yakın geçmişteki kazançları değil, çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir yurt dışında biriktirilen ve beyan edilmediği düşünülen servetleri de gün yüzüne çıkarma amacını taşıdığını gösteriyor. Örneğin, Şenzen merkezli bir aile ofisinin müşterilerinden 2017-2022 dönemindeki yurt dışı varlık kazançları için ek vergi ödemeleri talep edildiği raporlandı. İnceleme döneminin belirlenmesinde kullanılan kriterler henüz netlik kazanmamış olsa da, bu kampanyanın devlet hazinesine yüz milyarlarca dolarlık ek vergi geliri kazandırması bekleniyor. Ancak, tahsil edilmesi planlanan toplam miktar hakkında resmi bir rakam henüz kamuoyu ile paylaşılmadı.
Bu vergi seferberliği, finansal kurumların rolünü de değiştiriyor. Çinli bankalara ve finans kuruluşlarına, müşterilerinin yurt dışı yatırımlarından elde ettikleri gelirlerin vergi makamlarına bildirilip bildirilmediğini titizlikle kontrol etme görevi verildi. Son dönemde, bazı bankaların vergi borcu olduğu değerlendirilen müşterilerinin hesaplarını geçici olarak dondurma gibi tedbirler aldığı bildiriliyor. Hesapların tekrar kullanılabilmesi için, ilgili bireylerin geçmişe dönük vergi borçlarını, gecikme bedellerini ve cezalarını ödemeleri şart koşuluyor. Bu uygulama, bankacılık sistemini adeta bir vergi denetim mekanizması haline getiriyor. İncelemelerde, yurt dışı banka hesaplarındaki hareketlerle Çin içindeki finansal işlemler karşılaştırılırken, uluslararası bilgi paylaşım anlaşmalarından ve gelişmiş veri analizi teknolojilerinden etkin şekilde yararlanılıyor.
Pekin yönetimi, varlıklı ailelerin servetlerini ülke dışına taşıma eğilimini dengelemek amacıyla tröst yapılarına yönelik yeni düzenlemeleri de hayata geçirdi. Temmuz ayında yürürlüğe giren bu yeni kurallara göre, Çin'de vergi mükellefi sayılan kişilerin mal varlıklarını, hisselerini veya gayrimenkullerini yurt dışındaki bir tröst yapısına devretmeleri durumunda ortaya çıkan değer artışı yüzde 20 oranında vergilendirilebilecek. Tröst varlıklarından elde edilen faiz, temettü gibi yatırım gelirleri ve bu gelirlerin Çin'deki bireylere dağıtılması da vergi kapsamına alındı. 2026 yılına kadar, yurt dışı tröstlerde oluşan bazı kazançların, düzenlemenin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren 90 gün içinde beyan edilmesi gerekiyor. Bu süre zarfında geçmiş dönem kazançlarını beyan edenler için gecikme faizi uygulanmayacağı öngörülüyor. Bu düzenleme, yabancı uyruk veya oturma iznine sahip olsalar bile Çin ile ekonomik ve kişisel bağlarını sürdüren kişilerin de Çin'de vergi mükellefi sayılmalarına olanak tanıyor.
Yeni vergi kampanyasının ardında, Çin ekonomisindeki genel bir bütçe ihtiyacı yatıyor. Özellikle emlak sektöründeki yaşanan kriz, yerel yönetimlerin en önemli gelir kaynaklarından biri olan arazi satışlarını olumsuz etkiledi. 2021'de zirveye ulaşan arazi satış gelirleri, 2025'te önemli ölçüde gerileyerek yerel yönetimlerin finansal yapısını zorluyor. Konut satışlarındaki ve yeni inşaat projelerindeki yavaşlama da bu durumu pekiştiriyor. Bu nedenle Pekin yönetimi, hem bütçeye ek kaynak sağlamak hem de sermayenin ülke dışına çıkışını kontrol altına almak amacıyla yurt dışındaki varlıkların vergilendirilmesine yönelmiş durumda. Vergi makamları, yalnızca banka mevduatlarıyla sınırlı kalmayıp, ABD ve Hong Kong borsalarındaki hisse işlemleri, yabancı ülkelerden alınan konutlar, altın yatırımları ve kripto para alım satımlarından elde edilen kazançları da titizlikle inceliyor. Bu varlıkların maliyetleri, satış fiyatları, elde tutma süreleri ve daha önce başka bir ülkede vergi ödenip ödenmediği gibi detaylar araştırılıyor. Çin, vergi anlaşmaları ve bilgi paylaşımı protokolleri aracılığıyla 114 ülke ve bölge ile işbirliği yaparak bu denetimleri güçlendiriyor.
Bu yeni denetim dalgasının, Hong Kong ve Singapur gibi finans merkezlerindeki özel bankacılık, aile ofisleri, fon yöneticileri ve vergi danışmanları üzerinde önemli bir etki yaratması bekleniyor. Çinli varlıklı bireylerin yurt dışındaki varlıklarının daha görünür hale gelmesi, mevcut vergi avantajı sağlayan yapıların yeniden gözden geçirilmesine neden olabilir. Bazı yatırımcıların vergi ikametgahlarını değiştirmeyi veya varlıklarını farklı ülkelere transfer etmeyi düşündüğü konuşuluyor. Ancak, yabancı uyruk veya oturma izni almak, Çin ile devam eden güçlü ekonomik bağlar varlığında tek başına vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmayabilir. Önümüzdeki dönemde, bankaların hangi geçmiş dönem kayıtlarını yetkililerle paylaşacağı ve geriye dönük incelemelerin ne kadar derinleşeceği, bu kampanyanın geleceğini belirleyecek ana faktörler olacaktır. Bu durum, küresel servet yönetimi stratejilerinde de önemli değişikliklere yol açabilir.