Çin'den Küresel Altın Piyasalarını Sarsan Rekor Alımlar
Ekonomi

Çin'den Küresel Altın Piyasalarını Sarsan Rekor Alımlar

3

Çin Halk Cumhuriyeti ve bünyesindeki yatırımcılar, benzeri görülmemiş bir hızla altın biriktirme yarışına girmiş durumda. Bu stratejik hamlenin ardında, Pekin yönetiminin küresel finans sistemindeki ABD doları ağırlığını hafifletme amacı ve ülke içindeki ekonomik belirsizliklerin yarattığı güvensizlik yatıyor. Merkez bankasının kesintisiz devam eden rezerv artırımı ve bireysel yatırımcıların, zayıflayan iç piyasa koşulları karşısında alternatif yatırım araçlarının yetersizliği nedeniyle altına yönelmesi, global altın fiyatları için sağlam bir zemin oluşturuyor.

Pekin'in bu stratejik hamlesinin temel motivasyonları arasında, uluslararası finansal sistemde ABD dolarına olan yoğun bağımlılığı azaltmak ve döviz rezervlerini daha çeşitli bir yapıya kavuşturmak yer alıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesinin ardından Batılı ülkelerin Rusya Merkez Bankası'na ait varlıkları dondurma kararı, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, farklı ülkelerde tutulan rezervlerin ne denli kırılgan olabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Bu tecrübenin ardından Çin, Temmuz ayında ABD Hazine tahvillerindeki varlıklarını, son 18 yılın en düşük seviyesi olan 618 milyar dolara indirirken, aynı dönemde altın rezervlerini sistematik olarak artırma yoluna gitti. Elde edilen resmi verilere göre, Çin Halk Bankası son üç yıla yakın bir süredir gerçekleşen en yüksek aylık alımlarından birini yaparak, toplam resmi altın rezervini 2.387 tonun üzerine çıkarma başarısı gösterdi. Ancak bu dikkat çekici artışa rağmen, Çin'in mevcut altın stokları, Amerika Birleşik Devletleri'nin sahip olduğu toplam altın rezervinin hala üçte birinin altında seyrediyor.

Çin'deki bireysel ve kurumsal yatırımcılar için de altın, mevcut ekonomik konjonktürde adeta tek güvenli liman olarak öne çıkıyor. Ülke ekonomisinde uzun süredir devam eden yavaşlama eğilimi, emlak sektöründe yaşanan derin kriz ve borsada yaşanan değer kayıpları, vatandaşları fiziki altına yöneltmiş durumda. Yerel tahvil ve banka mevduatlarından elde edilen getirilerin düşüş göstermesiyle birlikte, Çin'de altın sahibi olmanın fırsat maliyeti, Batı piyasalarına kıyasla oldukça düşük bir seviyeye geriledi. Gümrük verileri, Çin'in 2026 yılının ilk sekiz ayında 1.000 tondan fazla altın ithal etmek için yaklaşık 158.8 milyar dolar harcadığını ortaya koyuyor. Bu rakam, bir önceki yılın tamamındaki ithalat hacmini ve miktarını şimdiden geride bırakmış durumda.

Amerika Birleşik Devletleri'nde yüksek seyreden tahvil faizleri ve Federal Rezerv'in sıkı para politikası uygulamaları, normal şartlarda getirisi olmayan kıymetli metaller üzerinde baskı oluşturması beklenir. Ancak Çin kaynaklı devasa fiziksel altın talebi ve merkez bankalarının fiyat dalgalanmalarına karşı duyarsız kalan uzun vadeli alım stratejileri, ons altın fiyatlarında yaşanabilecek daha sert düşüşleri engelleyerek güçlü bir destek sağlıyor. Eylül ayında görülen düzeltmelere karşın, piyasa analistleri Çin'deki güçlü yıl sonu talebi ve devam eden alım eğilimlerinin etkisiyle altının orta ve uzun vadede yükseliş trendini sürdüreceği yönünde görüş bildiriyor. Analistlere göre, Çin gayrimenkul piyasasında güvenin tam olarak yeniden tesis edilmesi veya küresel jeopolitik risklerin belirgin bir şekilde azalması gibi senaryolar gerçekleşmediği sürece, bu güçlü altın talebinde bir yavaşlama beklenmiyor. Mevcut küresel ve yerel ekonomik koşullar göz önüne alındığında, bu tür bir yavaşlamanın yakın vadede gerçekleşme olasılığı oldukça düşük görünüyor.

Paylaş

İlgili Haberler