Çin'in Dev Barajı Dünya'nın Dönüşünü Etkiledi, Yeni Proje Kaygı Veriyor
Dünya

Çin'in Dev Barajı Dünya'nın Dönüşünü Etkiledi, Yeni Proje Kaygı Veriyor

3

Çin Halk Cumhuriyeti, gezegenimizin dönüş eksenini dahi etkileyebilecek ölçekte devasa hidroelektrik santral projeleriyle gündemdeki yerini koruyor. Daha önce inşa edilen ve Dünya'nın kütle dağılımını değiştirerek eksen kaymasına neden olduğu bilimsel çalışmalarla doğrulanan devasa barajların ardından, ülke şimdi de Tibet Platosu'nda yeni ve daha büyük bir projeye imza atıyor. Yarlung Tsangpo Nehri üzerine kurulacak olan 'Medog' adlı bu yeni santralin, 60 gigawatt (GW) gibi akıl almaz bir kapasiteye sahip olması planlanıyor. 2033 yılında tamamlanması hedeflenen bu devasa tesisin, yılda yaklaşık 300 milyar kilovat-saat (kWh) elektrik enerjisi üreteceği öngörülüyor. Bu büyüklükteki bir yapının, sadece bölge ülkeleri ve çevre aktivistleri için değil, aynı zamanda bilim dünyası için de büyük bir merak ve endişe kaynağı olması kaçınılmaz.

Yarlung Tsangpo Nehri, Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nden doğarak Hindistan topraklarına girdiğinde Brahmaputra adını alıyor ve Bangladeş'e doğru akışını sürdürüyor. Bu nehir, hem Hindistan hem de Bangladeş için hayati bir su kaynağı. Tarımsal sulama, içme suyu temini ve enerji üretimi gibi temel ihtiyaçlar için bu nehre bağımlı olan iki ülke, Çin'in yukarı havzada kuracağı bu devasa santralin su akışını kontrol etme gücüne sahip olmasından ciddi endişe duyuyor. Olası debi değişikliklerinin, nehre bağımlı milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkileyebileceği ve su güvenliği açısından riskler oluşturabileceği belirtiliyor. Komşu ülkeler, bu projenin su kaynaklarının yönetiminde kendilerini ikinci plana atmasından kaygı duyuyor.

Projenin inşa edileceği Tibet Platosu'nun coğrafi yapısı da ayrı bir endişe dalgası yaratıyor. Yüksek sismik aktiviteye sahip ve sık sık heyelanların yaşandığı bu bölgede böylesine büyük bir yapının inşa edilmesi, doğal dengeyi bozma potansiyeli taşıyor. Çevre bilimciler, bu devasa inşaatın bölgede yaşayan nadir canlı türlerinin yaşam alanlarını yok edebileceği, hassas ekosistemleri telafi edilemez zararlara uğratabileceği ve bölgedeki antik Budist tapınakları gibi önemli kültürel miras alanlarını tehdit edebileceği konusunda uyarıyor. Doğal yaşam ve kültürel değerler üzerindeki olası etkiler, projenin çevresel etki değerlendirmelerinin ne kadar titizlikle yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Daha önce Çin'in Yangtze Nehri üzerinde inşa ettiği 22,5 GW kapasiteli Üç Boğaz Barajı'nın, bünyesinde barındırdığı milyarlarca tonluk su kütlesinin Dünya'nın kütle dağılımını etkilediği bilimsel olarak kanıtlanmıştı. Yapılan araştırmalar, bu devasa rezervuarın Dünya'nın eksenini yaklaşık 2 santimetre kaydırdığını ve bir günün süresini 0,06 mikrosaniye uzattığını ortaya koymuştu. Şimdi inşa edilmekte olan Medog HES'in, Üç Boğaz Barajı'ndan çok daha yüksek bir kapasiteye sahip olacağı göz önüne alındığında, gezegenimizin dönüş hızı üzerindeki etkisinin ne olacağı merak konusu. Ancak uzmanlar, bu tür mega projelerin gün uzunluğu üzerindeki etkilerinin genellikle mikrosaniyenin kesirleri düzeyinde kaldığını ve insan yaşamı üzerinde doğrudan hissedilir bir değişikliğe yol açmadığını da vurguluyor. Yine de, bu denli büyük kütlelerin gezegen üzerindeki uzun vadeli etkileri bilimsel araştırmalarla yakından takip ediliyor.

Öte yandan, enerji alanındaki yenilikçi adımlarıyla dikkat çeken Çin, sadece baraj projeleriyle değil, aynı zamanda güneş enerjisi teknolojilerindeki ilerlemeleriyle de öne çıkıyor. Ülke, fotovoltaik paneller ile yoğunlaştırılmış güneş enerjisi (CSP) teknolojisini birleştiren dünyanın en büyük hibrit güneş enerjisi santralini de faaliyete geçirdi. Bu ileri teknoloji ürünü santral, güneş battıktan sonra dahi sekiz saat boyunca kesintisiz enerji üretebilme kapasitesine sahip. Bu tür hibrit sistemler, yenilenebilir enerji kaynaklarının güvenilirliğini artırarak fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltma potansiyeli taşıyor ve enerji sektöründe önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Paylaş

İlgili Haberler