Çölde 15 Yılda İnşa Edilen 18 Odalı Kale: Bir Miras Hikayesi
Dünya

Çölde 15 Yılda İnşa Edilen 18 Odalı Kale: Bir Miras Hikayesi

2

Amerika Birleşik Devletleri'nin Arizona eyaletinde, Phoenix kenti yakınlarındaki Güney Dağları'nın eteklerinde, insan azminin ve yaratıcılığının büyüleyici bir örneği yükseliyor. 1930'lu yıllarda tüberküloz teşhisi konulduktan sonra ailesinden ayrılarak bu ıssız çöle yerleşen Boyce Luther Gulley isimli bir adam, tam 15 yıl boyunca süren yoğun bir çalışmayla atık malzemeleri ve bölgeden topladığı taşları kullanarak 18 odalı devasa bir yapı inşa etti. Bu olağanüstü kale, Gulley'nin ölümünden sonra en değerli mirası olarak kızına kaldı ve günümüzde dahi hayranlık uyandırmaya devam ediyor.

Hiçbir mimarlık veya mühendislik eğitimi almamış olmasına rağmen, Gulley'nin bu yapıyı hayata geçirme konusundaki kararlılığı takdire şayan. Yapının inşasında telefon direkleri, eski demiryolu rayları, hurda araç parçaları ve doğal çöl taşları gibi geri dönüştürülmüş malzemeler ustaca kullanılmış. Bu sayede ortaya çıkan kale, yalnızca 18 odaya değil, aynı zamanda bir şapele ve tam 13 adet şömineye de ev sahipliği yapıyor. Dahası, yapının içine entegre edilmiş, taş işçiliğiyle bütünleşen mobilyalar da Gulley'nin yaratıcılığının bir başka kanıtı olarak öne çıkıyor. Arazi yapısının doğal akışını takip eden bu eşsiz yapı, geri dönüştürülmüş materyallerin erken dönem mimari uygulamalarındaki önemli bir örneğini teşkil ediyor ve bu yönüyle de mimarlık tarihi açısından büyük önem taşıyor.

Boyce Luther Gulley'nin tüberküloz tedavisi için Arizona'ya yerleştiği ve burada bu gizemli kaleyi inşa ettiği gerçeğini 22 yaşındayken öğrenen kızı Mary Lou Gulley, babasının vefatının ardından 1945 yılında annesiyle birlikte bu yapıya taşındı. Kalenin hikayesi, 1948 yılında dünyaca ünlü LIFE dergisinde yayınlanan bir makaleyle daha geniş kitlelere ulaştı ve 'Gizemli Kale' olarak anılmaya başlandı. Bu makalenin ardından yapı, kısa sürede ülkenin dört bir yanından ziyaretçi çeken popüler bir turistik cazibe merkezi haline geldi. Mary Lou Gulley, hayatının geri kalanını bu kalenin duvarları arasında geçirdi ve 2010 yılındaki vefatına kadar yapının hem sakini hem de tanıtımını yapan bir rehber olarak görev yaptı, babasının anısını yaşattı.

Kızının, babasının inşa ettiği bu eşsiz yapının korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla vakıf kurmasının ardından, kale kültürel mirasın korunması alanındaki çalışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Ulusal Tarihi Koruma Vakfı, halk sanatı ile geri dönüşüm prensiplerini başarıyla harmanlayan bu yapıyı, gösterdiği kültürel ve sanatsal önem nedeniyle 'Amerika'nın En Tehlike Altındaki 11 Tarihi Mekanı' listesine dahil ederek koruma altına aldı. Bu karar, Gulley'nin çölde yarattığı mucizenin sadece bir yapıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda insanlığın yaratıcılığı ve doğayla uyumu üzerine önemli bir ders niteliği taşıdığını vurguluyor.

Paylaş

İlgili Haberler