DEM Parti'den Açıklama: Öcalan Yeni Kurulda Yer Alacak
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi ve Van Milletvekili Pervin Buldan, önemli açıklamalarda bulundu. Buldan, "çerçeve yasası" ile oluşturulacak bir kurulun 24 Ağustos'ta ilk toplantısını gerçekleştireceğini ve bu toplantıda alt komisyonların kurulma sürecinin başlayacağını belirtti. Bu alt komisyonlardan birinin "silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu" olacağını ve bu kurulda Abdullah Öcalan'ın da yer alacağını vurgulayan Buldan, Öcalan'ın bu süreçteki gelişmeleri organize edeceğini söyledi.
DEM Parti'nin İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol ile birlikte, uzun yıllar Abdullah Öcalan ile birlikte İmralı Cezaevi'nde bulunan Veysi Aktaş, Taksim'deki bir otelde medya temsilcileriyle bir araya gelerek çözüm sürecindeki gelinen noktayı ve "çerçeve yasası"nın getirdiği yenilikleri değerlendirdiler. Faik Özgür Erol, Aralık ayından bu yana devam eden sürecin kendileri için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Erol, uzun süredir bu yasanın bir temel oluşturacağını savunduklarını belirterek, son aylarda yaşanan gereksiz tartışmaların aşıldığını dile getirdi. "Teyit mi olacak, yasa mı önce çıkacak, silah mı bırakılacak?" gibi konuların bir çıkmaza yol açtığını ancak bu durumun artık geride kaldığını söyledi. Yasanın kendi içinde çözüm üretebilecek bir yapıya sahip olduğunun bilindiğini ve bu doğrultuda bir düzenleme ile yasaya son şeklinin verildiğini aktardı.
Erol, yasanın içeriği ve işleyişi hakkında eleştirilerinin bulunduğunu ancak bu eleştirilerini hem yasanın hazırlanma aşamasında hem de sonrasında açıkça dile getirdiklerini belirtti. Kendilerinin de daha kapsamlı bir yasa beklediklerini ifade eden Erol, yasanın Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü konularında daha derinlemesine tanımlamalar içermesini, nedenleri ve sonuçları işaret edebilmesini arzu ettiklerini söyledi. Karşılıklı adımlara dayalı bir nitelik taşımasını da dilediklerini ancak mevcut ülke gerçekleri ve sürecin kendine özgü dinamikleri göz önüne alındığında gelinen noktanın bu olduğunu belirtti. Yasanın içeriğinin genel hatlarıyla bu şekilde şekillendiğini, ancak yasanın ortaya çıkaracağı sonuçların göz ardı edilmemesi veya önemsizleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
"Çerçeve yasası"nın yaklaşık 4 bin tutuklunun serbest kalmasına olanak tanıyacağını söyleyen Erol, ayrıca 75 binin üzerinde soruşturma ve kovuşturma dosyasının da bu yasadan etkileneceğini dile getirdi. Erol, 75 bin siyasi dosyanın, Türkiye'deki toplam dosya sayısını düşündüğümüzde yüz binlerce insanın hayatına dokunacak bir yasa niteliği taşıdığını vurguladı. Bununla birlikte, yasanın bünyesindeki komisyonların önemine de dikkat çekti. Bu komisyonlar aracılığıyla hem İmralı'da Abdullah Öcalan'ın süreci daha etkin yönetebileceği hem de ilerleyen dönemlerde bu sorundan etkilenen herkesi kapsayabilecek bir potansiyele ulaşılacağı imkanının doğduğunu belirtti. Erol, bu yasayı bir fırsat olarak gördüklerini ve bu fırsatı hukuk ve demokrasi alanına taşımak için ısrarcı olacaklarını ifade etti. Bu sürecin, Kürt sorununun çözümünü ve demokratikleşme reformlarını paralel ilerletmesi gerektiğini savundu. Bu durumun, siyasi öngörülerinin ve ajandalarının temelini oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Erol, bu durumu "demokrasi çarkının dönüşü" olarak da tanımlayabileceğini belirterek, açılan kapının kendileri için taşıdığı önemin altını çizdi. Yeni bir sürece girme arayışında olduklarını ve bu yönde siyasi mücadelelerini sürdürme iddiasında olduklarını ifade etti. Bu sürecin kolay olmayacağının bilincinde olduklarını ancak mevcut demokratik dinamiklerin, bu ülkenin tüm bileşenleriyle birlikte bu süreci başarıyla tamamlama potansiyeline sahip olduğuna inandığını söyledi.
Pervin Buldan ise yasa çalışmaları sürecinde yoğun bir çaba sarf ettiklerini ve başından beri yasayı görmek, hatta Abdullah Öcalan'a ulaştırmak istediklerini ancak bunun her zaman mümkün olmadığını anlattı. En son yaptıkları İmralı görüşmesinde, yasanın taslağı üzerinden değil, ilkesel olarak yasaya yaklaşımları hakkında görüşlerini paylaştıklarını ve Öcalan'ın önerilerini aldıklarını belirtti. Ancak, iktidar partisi AKP'nin hukukçu kurmaylarıyla, yasanın çıkacağı günün hemen öncesinde bir araya geldiklerini ve ertesi gün, yani yasanın yürürlüğe gireceği günün sabahında taslağı görme fırsatı bulabildiklerini aktardı.
Buldan, Abdullah Öcalan'ın yasaya ilişkin görüşlerini şu şekilde aktardı: “Ben kavramlara takılmam. Bizim için önemli olan bu yasanın hayata geçmesi. Kavramları bir kenara bırakalım. Elbette ki bunun mücadelesini vereceğiz. Bu yasa bir ilktir, bir kilit noktasıdır, bir kök yasadır. Hatta bir kabuktur. Bu yasa Kürt meselesi için bir kabuk niteliğindedir. Bu kabuğu veya bu kök yasayı nasıl geliştireceğimizi, nasıl bir mücadele yürüteceğimizi elbette ki ileriki dönemlerde, süreçlerde tartışacağız. Ancak ben bu noktaya gelinmesinde büyük bir çaba gösterdim ve adeta tek kişilik bir satranç oyunu oynadım.” Buldan, bu sözlerin tamamen Öcalan'a ait olduğunu belirterek, bu tek kişilik satranç mücadelesinde zorlandığı zamanlar olduğunu bildiklerini ancak her zaman meselenin olumlu yönlerine odaklandığını ifade etti. Silahlı mücadelenin sona erdiği ve siyasal mücadelenin ön plana çıktığı bir zaman dilimi yaratmaya çalıştığını ve bunu hayata geçirmeye gayret ettiğini sözlerine ekledi.
Buldan, geçmişteki süreçlerle mevcut durumu karşılaştırarak, bu dönemin çok daha umut verici ve barışa daha yakın bir dönem olduğunu belirtti. 2013-2015 döneminde siyasetin bu konuya olumlu yaklaşmadığını, örneğin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli'nin o dönemdeki çıkışlarının ve açıklamalarının sürecin sonlanmasında rol oynadığını hatırlattı. Ancak bu dönemde, Sayın Bahçeli'nin bu konudaki çabalarını ve katkılarını takdirle karşılamak gerektiğini düşündüğünü ifade etti. Bu konuda önemli bir emeği olduğunu ve her zaman sürece pozitif yaklaştığını belirtmek istediğini dile getirdi.
Yürürlüğe giren yasayla birlikte bazı komisyonların oluşturulması gerektiğini belirten Buldan, bu komisyonlarda Abdullah Öcalan'ın da görev alacağını yineledi. 24 Ağustos'ta bir üst kurulun toplanacağını ve bu kurulun ilk toplantısını yapacağını açıklayan Buldan, üst kurulun ilk toplantısının hemen ardından alt komisyonların kurulması sürecinin başlayacağını söyledi. Bu alt komisyonlardan birinin "silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu" olacağını ve Abdullah Öcalan'ın bu kurulda yer alacağını belirtti. Ayrıca, görüşmelerinde ve devlet yetkilileriyle yaptıkları toplantılarda bir kadın komisyonuna duyulan ihtiyacı her zaman dile getirdiklerini, hatta bu konuyu Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptıkları görüşmede de ifade ettiğini aktardı.
Buldan, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararlarının bir an önce uygulanmasına dair görüşlerini de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilettiğini belirtti. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin de dahil olduğu tutukluların teyit ve tespit süreçlerinin ilerlemesine bağlı olarak tahliyelerinin gerçekleşeceğini öngördüklerini dile getirdi. DEM Parti'nin 6 Eylül'de bir kongre gerçekleştireceğini hatırlatan Buldan, bunun ana kongre olmadığını, asıl kongrenin muhtemelen Nevruz öncesinde yapılacağını tahmin ettiklerini söyledi. 6 Eylül'deki kongrenin yasal bir zorunluluktan kaynaklanan formalite bir kongre olduğunu, sonrasında yeni bir hazırlık sürecinin başlayacağını belirtti. Bu hazırlık sürecinde Abdullah Öcalan'ın yeni bir partiden bahsettiğini, tüzük, program ve kadro değişikliklerini içeren yeni bir yapılanma ve hareketın ortaya çıkacağını ifade etti. Bu yeni hareketın, 6 Eylül'deki kongrenin ardından çalışmalarına başlayacağını sözlerine ekledi.
Buldan'ın konuşmasının ardından, uzun yıllar Abdullah Öcalan ile birlikte hapis yatan ve basın toplantısında "İmralı Sekreteryası" olarak tanıtılan Veysi Aktaş söz aldı. Aktaş, sürecin nasıl geliştiğini şu şekilde özetledi: Geçen yıl silahların bırakılması meselesinde bu komisyonun kurulması gerektiğini ancak bu komisyonun oluşturulmasının geciktirildiğini belirtti. Şu anda tartışılan "çerçeve yasa"nın aslında Ekim ayında yürürlüğe girmesi gerektiğini, ancak bir türlü aşılamayan bir eşik durumu nedeniyle temel soruna inilemediğini ve mesafe katedilemediğini söyledi. 10 Ağustos'ta meclisten geçmesiyle birlikte, Kürt sorununun çözümünde önemli bir eşiğin aşıldığını ve yeni bir hukuki zeminin oluşturulduğunu vurguladı.
Aktaş, bu anı Türkiye'nin en tarihi anlarından biri olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Abdullah Öcalan'ın statüsüne yönelik açıklamalarının da çok değerli olduğunu belirten Aktaş, ilk kez siyasi iradenin Abdullah Öcalan'ın statüsünü kabul etmiş olduğunu ifade etti. Bu eşiğin aşılamaması nedeniyle diyalogdan müzakere aşamasına geçilemediğini, ancak bu aşamadan sonra artık müzakere dönemine girildiğini söyledi. Bu sürecin üç aşamadan oluştuğunu anlatan Aktaş, ilk adımın "çerçeve yasa" veya "kök yasa" olarak adlandırılan süreç olduğunu ve bunun aşıldığını belirtti. Şimdi ise demokratikleşme sürecine geçildiğini, Cumhuriyetin demokratikleşmesine yönelik müzakerelerin geliştirileceğini ve bu sürecin uzun sürebileceğini ifade etti. Bu sürecin ardından, demokratik toplum örgütlenmesinin, cumhuriyetin demokratikleşmesinin, demokratik toplumun demokratik cumhuriyete entegrasyonunun ve sürecin yeni bir anayasayla, yeni bir toplumsal sözleşmeyle şekillenmesinin sonucunu doğuracağını dile getirdi. Böylece, üç aşamadan oluşan bir sürecin tamamlanacağını belirtti.
Aktaş, sürecin tamamen topluma kapalı olmaması gerektiğini vurgulayarak, barışın ve sürecin toplumsallaşmasının önemine dikkat çekti. Ancak kalıcı barışın ancak bu şekilde sağlanabileceğini sözlerine ekledi.