Dev Fon Skandalı: Vurguncular ve İhmaller Mercek Altında
Ekonomi

Dev Fon Skandalı: Vurguncular ve İhmaller Mercek Altında

3

Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yaklaşık 800 milyar liralık 131 yatırım fonunun tasfiye sürecini başlatması, finans dünyasında büyük yankı uyandırdı. Tera, A1 Capital ve Atlas gibi önemli portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu bu fonların tasfiyesinin üç ay içinde tamamlanması ve fon sahiplerine paralarının iade edilmesi öngörülüyor. Ancak bu gelişme, akıllara daha büyük soruları getiriyor: Bu devasa fon yapısını kurup, sistem çökmeden önce yüksek kârlarla ayrılanlar kimler? Fiyatları manipüle ederek milyarlarca liralık fonlar yaratanların hesabı nasıl verilecek? Bu süreçte yaşanan ihmallerin sorumluları kimler olacak?

Özellikle Tera'nın öncü serbest yatırım fonunun, 100 binden fazla yatırımcıyı kendine çekerek son bir yılda yüzde 662, yılbaşından bu yana yüzde 247, üç yıllık süreçte ise yüzde 74 bini aşan getiriler sağlaması dikkat çekici. Fonun, milyarlarca lirayı birbirleriyle bağlantılı sınırlı sayıda şirkete yönlendirerek pozisyonlarını böylesine büyütmesi, sistemin nasıl işlediğine dair ciddi şüpheler uyandırıyor. Hatta fonların yoğun alım yaptığı bazı hisse senetlerinin bir yıl içinde yüzde 8.000'in üzerinde değer kazanması, 'bin koyup 40 bin' kazanmak gibi astronomik getirilerin elde edildiğini gösteriyor. Bu durum, ekonomistlerin de dile getirdiği gibi, açık bir Ponzi sistemi iddialarını güçlendiriyor.

Ekonomistlerin yaptığı analizler, sürecin yalnızca fonların tasfiyesiyle kapanmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Murat Kubilay gibi isimler, kapalı fon döneminde karşılıklı alım satımlarla hisse fiyatlarını aşırı şişirenlerin mutlaka ortaya çıkarılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, SPK ve bağımsız denetim şirketlerinin sorumluluklarının da mercek altına alınması gerektiği belirtiliyor. Özellikle SPK'nın yeni fon rehberini açıklamasından önce bu bilgilerin fon kurucuları tarafından öğrenilip öğrenilmediği ve sistemden çıkan yatırımcıların işlemlerinin detaylı bir şekilde incelenmesi talep ediliyor. Kerim Rota ise, sürecin fonların halka açılmasından önceki tohum yatırımcı hareketlerinden başlayarak, halka arz sonrası çıkışların zamanlamasının araştırılmasını öneriyor.

SPK'nın yeni fon rehberini duyurduğu 28 Ağustos tarihine kadar olan süreçte, tasfiye edilen fonların portföyündeki bazı hisse senetlerinde olağanüstü yükselişler yaşandı. Yılbaşından bu tarihe kadar en yüksek getiriyi sağlayan hisseler arasında Özata Denizcilik (%2.939) ve Birleşim Grup Enerji (%1.869) öne çıkıyor. Anel Elektronik ve Katılımevim gibi şirketlerin hisseleri yüzde 1.000'in üzerinde değer kazanırken, Prizma Pres Matbaacılık, Gündoğdu Gıda ve Tera Finansal Yatırım gibi şirketlerin hisseleri de yüzde 400'ün üzerinde fahiş primler elde etti. Destek Finans Faktoring ve Hedef Holding gibi firmalar da dikkat çekici kazançlarla bu dönemi tamamladı. Bu durum, SPK'nın rehberinin açıklanmasından önce, fonların tasfiyesiyle sonuçlanacak bir sürecin başladığına dair işaretler taşıyor ve manipülasyon iddialarını daha da alevlendiriyor.

Bu devasa finansal skandal, birçok kritik soruyu da beraberinde getiriyor. Kasım 2025'te yapılan bir manipülasyon uyarısına rağmen neden 10 ay boyunca önlem alınmadığı, gecikmenin siyasi engellerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı merak ediliyor. Açık fiyat manipülasyonu ve 131 fonun tasfiyesine rağmen, sorumlular ve SPK içindeki ihmali görülenler hakkında neden zamanında adli işlem başlatılmadığı da önemli bir soru işareti. Eski SPK başkanları ve kurul üyelerinin usulsüz halka arzlara ve şüpheli fonlara göz yummaları durumunda haklarında suç duyurusunda bulunulup bulunulmayacağı da belirsizliğini koruyor. Ayrıca, skandala karışan isimlere bankacılık lisansı veren dönemin BDDK yönetiminin ve izin süreçlerinin soruşturulup soruşturulmayacağı da gündemde. MASAK'ın, fonları temerrüde düşen ve yatırımcıların parasını ödeyemeyen kişilerin mal varlıklarına ve hesaplarına bloke uygulayıp uygulamadığı da merak edilen konular arasında. Finans kurumlarının sahiplerinin şirket ve banka yönetimlerindeki görevlerine ne zaman son verileceği ve Katılımevim ile Birevim'in Emlak Katılım tarafından satın alınmasıyla oluşacak kamu zararının şeffaf bir şekilde açıklanıp açıklanmayacağı da kamuoyunun yakından takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor. Son olarak, Varlık Fonu'nun Borsa İstanbul'daki kriz sürecindeki piyasa müdahalelerinden doğan kâr veya zararının kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı da ayrı bir merak konusu.

Ekonomistler, yaşananları ciddi bir ahlaki tehlike olarak nitelendiriyor. Mahfi Eğilmez, denetim zafiyetine ve müdahale zamanlamasındaki gecikmeye dikkat çekerek, aşırı risklerin yarattığı zararların kamuya yüklenmesinin piyasa disiplinini bozduğunu belirtiyor. Nazır Kapusuz, bir yıl içinde 81 katı gelir getiren yatırım enstrümanlarına işaret ederek, kasım 2025'te müdahale edilseydi 17 milyar dolarlık kaybın 3-4 milyar dolarda kalabileceğini, ancak göz göre göre krizin büyümesinin beklendiğini ifade ediyor. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise, MSCI gibi uluslararası kuruluşların uyarıları olmasaydı manipülasyonların daha da büyüyeceği ve zararların artacağı uyarısında bulunuyor. Bu görüşler, yaşanan krizin boyutunu ve ihmalin ciddiyetini gözler önüne seriyor.

Paylaş

İlgili Haberler