Donör Spermiyle Doğan Çiftin Aşkı, DNA Testiyle Gerçek Aile Bağlarını Ortaya Çıkardı
Fransa'da, bir sperm donörünün katkısıyla hayata gözlerini açan Arthur Kermalvezen ve Audrey'nin sıra dışı yaşam öyküsü, aşklarının kökenlerini araştırma çabasıyla beklenmedik bir dönemeç aldı. Birbirlerine derin bir sevgiyle bağlanan çift, olası bir akrabalık bağı taşıdıkları endişesiyle yıllarca süren bir hukuki mücadeleye girişti. Yaptırdıkları genetik testin sonuçları, sadece kendi hayatlarını değil, aynı zamanda Fransa'daki donör haklarına ilişkin mevcut yasal düzenlemelerin sorgulanmasına da zemin hazırladı. Bu karmaşık süreç, çiftin birbirlerine olan bağını pekiştirirken, aynı zamanda toplumsal bir tartışmayı da alevlendirdi.
Arthur, biyolojik babasının kimliğini bilmeden büyüdü ve yetişkinlik döneminde, yine donör yoluyla dünyaya gelmiş olan Audrey ile tanıştı. Bu tanışma, Audrey'nin deyimiyle 'ilk görüşte aşk' olarak tanımlansa da, çiftin mutluluğu kısa sürede ciddi bir endişeye dönüştü. O dönemde Paris'te faaliyet gösteren sınırlı sayıda sperm bankası ve bazı donörlerin birden fazla bağış yapabilmesi, Arthur ve Audrey'nin üvey kardeş olma ihtimalini akıllara getirdi. Bu olasılık, çiftin ilişkisini derinden sarstı ve kökenlerini öğrenme arzularını daha da güçlendirdi.
Fransa'daki yasal mevzuat, genetik testlerin yalnızca yetkili merciler tarafından, örneğin araştırmacılar, doktorlar veya hakimler aracılığıyla talep edilip denetlenebilmesine izin veriyordu. Kişisel amaçlı ev tipi DNA testleri ise ciddi para cezalarıyla karşılanabiliyordu. Bu durum, 23andMe, Ancestry ve MyHeritage gibi uluslararası şirketlerin test kitlerini Fransa'da satışa sunmasını engelliyordu. Bu kısıtlamanın gerekçesi olarak, hassas genetik bilgilerin ticari şirketlerin eline geçmesinin önlenmesi ve olası aile içi sorunların önüne geçilmesi gösteriliyordu. Ancak Arthur, Fransa'nın Avrupa'da ev tipi genetik testleri yasaklayan tek ülke olduğunu savunarak bu duruma itiraz etti. Çift, bu yasal engelleri aşmak için aylarca süren bir arayışın ardından, yaklaşık 900 Euro karşılığında genetik test yapmayı kabul eden bir doktor bulmayı başardı. Test sonuçları, Arthur ve Audrey'nin akraba olmadığını kesin bir dille ortaya koydu.
Ancak çift, elde ettikleri sonuçtan tam olarak emin olamadı ve testi doğrulamak istedi. Özellikle hukukçu kimliğiyle hareket eden Audrey, yasa dışı yollara başvurmaktan kaçınıyordu. 2010 yılından itibaren donörünün kimliği, anonimlik isteği ve bağış sayısı gibi konularda Fransız hukuk sisteminde çeşitli girişimlerde bulunan Audrey'nin başvuruları, en yüksek idari mahkemeye kadar ulaşmasına rağmen sonuçsuz kaldı. 2015 yılında temyiz başvurusu da reddedildi. Çiftin ilk çocuklarının dünyaya gelmesinden kısa bir süre önce, ilgili donörlere ait kayıtlı bilgileri araştıran bir doktor, donörlerin farklı yıllarda doğduğunu ve dolayısıyla aynı kişi olamayacaklarını tespit etti. Bu bilgi, Fransız hukukunun kısıtlamaları nedeniyle doğrudan çifte iletilemedi. Bu durum, Audrey'nin yaşadığı durumu, 'doktorun kendi hakkımda benden daha fazla bilgiye sahip olabilmesi' şeklinde ifade etmesine neden oldu. Buna rağmen Arthur'un akraba olabilecekleri yönündeki endişeleri devam etti. Yıllar süren hukuki mücadelenin ardından çift, sonunda ev tipi DNA testi yaptırarak ilk sonuçlarını doğruladı ve akraba olmadıklarını kesin olarak öğrendi. Fransa'da bu tür testlerin yasak olmasına rağmen, çok sayıda kişinin yurt dışından kit temin ettiği ve tahminen bir milyondan fazla Fransız vatandaşının bu tür genetik analizleri yaptırdığı tahmin ediliyor. Bu DNA testi sonuçları, Arthur ve Audrey'nin akraba olmadığını göstermesinin yanı sıra, başka kardeşlik bağlarını da ortaya çıkardı. Arthur, 2017'de 30 yıldır merak ettiği sperm donörüyle ilk kez iletişime geçti. Audrey ise DNA eşleşmeleri sayesinde, hukuki mücadelesini yürüttüğü Sophie'nin biyolojik kız kardeşi olduğunu büyük bir şaşkınlıkla öğrendi. Yapılan DNA testleri sonucunda, Arthur ve Audrey'nin yanı sıra sekiz aktivistin de katıldığı toplamda on kişiden dördünün aynı donörü paylaştığı belirlendi. Audrey, erkek kardeşi Peter, Sophie ve onun erkek kardeşi David'in aynı donörden dünyaya geldiği tespit edildi. Audrey, genetik bir eşleşme sayesinde Amerikalı bir kişi aracılığıyla biyolojik donörü Philippe'e ulaştı ancak Philippe hayatını kaybetmişti. Audrey'nin annesi, Philippe'in ailesine bir teşekkür mektubu yazdı ve Philippe'in ailesi Audrey'yi ziyaret etti. Bu buluşmada Audrey, biyolojik ailesinin sağlık geçmişi hakkında bilgi edinirken, Philippe'e ait fotoğraf ve eski video kayıtlarını da izleme fırsatı buldu. Bu deneyimi, 'Onu izleyebiliyorum, nasıl hareket ettiğini görebiliyorum ve sesini duyabiliyorum' şeklinde ifade eden Audrey, yıllardır aradığı soruların bir kısmına yanıt buldu. Arthur'un kaleme aldığı kitap ve Audrey'nin uzun soluklu hukuk mücadelesi, Fransa'da donör yoluyla dünyaya gelen bireylerin haklarına ilişkin önemli yasal değişikliklerin kapısını araladı. Nisan 2025'ten itibaren, donör aracılığıyla dünyaya gelen bireyler yetişkinliğe eriştiklerinde donörleri hakkında kimlik belirleyici bilgilere erişebilecekler. Ancak Fransa'da ev tipi DNA testlerine yönelik yasak hala yürürlükte. Audrey, mücadelesini sürdürme kararlılığını dile getirerek, 'Her insanın kökenlerini bilme ve kendi hikayesini öğrenme hakkı vardır' dedi.