Dünyanın En Küçük Hapishanesi: 170 Yıldır Faaliyette Olan Farklı Bir Sistem
Manş Denizi'nin incilerinden biri olan ve kendine özgü kurallarıyla tanınan özerk Sark Adası, akıllara durgunluk verecek bir tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. 1856 yılından bu yana hizmet veren ve toplamda sadece 7,5 metrekarelik bir alana yayılan, penceresiz iki hücreden oluşan bu yapı, 'dünyanın en küçük hapishanesi' unvanını taşıyor. Adanın sakin nüfusu yaklaşık 600 kişi olup, burada motorlu taşıt trafiği dahi bulunmamaktadır. Bu benzersiz cezaevi, geleneksel tecrit anlayışından tamamen farklı bir yaklaşımla, adada meydana gelen küçük çaplı asayiş ihlallerinde mahkumları bir gecelik gözlem altında tutmak amacıyla kullanılıyor.
Fıçı şeklinde tasarlanmış çatısıyla dikkat çeken taş binanın iç mekanı oldukça basittir. Dar bir koridorun iki yanında yer alan ve biri 4,3 metrekare, diğeri 3,2 metrekare büyüklüğündeki bu penceresiz hücrelere yalnızca temel mobilyalar sığabiliyor: bir ahşap bank ve bir yatak. Yapının fiziksel kısıtlamaları göz önüne alındığında, tehlikeli olarak nitelendirilen mahkumlar için uzun süreli cezalar yasal olarak mümkün olmuyor. Adada işlenen daha ciddi suçlar ve ağır cezayı gerektiren adli vakalar ise doğrudan komşu Guernsey Adası'ndaki yetkili mercilere sevk ediliyor.
Bu küçük hapishanenin kayıtlara geçen en ilginç vakalarından biri, bir hizmetçinin ev sahibinin mendilini çalması üzerine aldığı üç günlük hapis cezasıdır. Dönemin yerel kolluk kuvvetleri, karanlık ve kapalı alandan korkan mahkumun kaçmayacağına kanaat getirerek hücre kapısını açık bırakma kararı almıştır. İlginç bir şekilde, bu üç günlük süreçte ada sakinlerinden kadınlar, mahkumun yalnızlık çekmemesi ve moral bulması amacıyla hapishane kapısının önüne sandalyeler atarak oturmuşlar, örgü örerek ve sohbet ederek ona eşlik etmişlerdir. Bu olay, adanın kendine has topluluk bağlarını ve adalet anlayışını gözler önüne sermektedir.
Tarihinde önemli bir yeri olan bir diğer olay ise 1990 yılında yaşanmıştır. Kendisini adanın yasal hükümdarı ilan eden Fransız nükleer fizikçi André Gardes, yarı otomatik bir silahla adayı ele geçirmeye çalışmıştır. Yerel polis şefi tarafından mesai bitiminde etkisiz hale getirilen Gardes, Guernsey'deki mahkemeye sevk edilmeden önce bu iki hücreli yapıda tutulan son önemli eylemci olmuştur. Günümüzde ise, araba kullanımının ve sokak aydınlatmalarının yasak olduğu bu sakin adanın asayişi, her yıl halk oylamasıyla seçilen iki polis memuru tarafından sağlanmaktadır. Bu küçük hücreler artık daha çok, aşırı alkol tüketimi sonucu kontrolsüz davranışlar sergileyen turistlerin veya geçici işçilerin sabah kendilerine gelene kadar güvenli bir şekilde bekletildiği yerler olarak kullanılıyor.