Eğitim Bütçesi Daralıyor: 10 Yılda Yüzde 3'ten Fazla Kayıp Kapıda
Türkiye'nin eğitim harcamalarına ilişkin yeni veriler, gelecek yıllarda bu alana ayrılan payın önemli ölçüde azalacağını gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan 2027-2029 Orta Vadeli Plan (OVP) taslağına göre, Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) 2027 yılı için tahsis edilmesi planlanan bütçe, önceki yıllara kıyasla nominal olarak artış gösterse de, merkezi bütçedeki toplam payı itibarıyla önemli bir gerileme öngörülüyor. Bu durum, eğitimdeki kaynak dağılımı konusunda ciddi endişelere yol açıyor.
Planlanan rakamlara göre, 2027 yılında MEB'e 2 trilyon 248 milyar 762 milyon Türk Lirası ödenek ayrılması öngörülüyor. Bu rakam, bir önceki yıla göre artış anlamına gelse de, genel bütçe içindeki payı açısından bir düşüşü işaret ediyor. MEB'in merkezi bütçeden aldığı pay, bu yılki oranlara göre 1,4 puanlık bir azalmayla yüzde 9,8'e inecek. Daha da çarpıcı olanı, bu oran 10 yıl öncesine kıyasla yüzde 3,3 puanlık bir düşüşü temsil ediyor. Bu durum, eğitim alanına yapılan yatırımın reel olarak gerilediği şeklinde yorumlanıyor.
MEB'in bütçesindeki bu sistematik düşüş eğilimi, son dört yıldır gözlemleniyor. 2017 yılında merkezi bütçeden eğitim için ayrılan payın yüzde 13,1 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, 2027'de hedeflenen yüzde 9,8'lik oran dikkat çekici bir gerileme olarak öne çıkıyor. Bu azalan payın, 17 milyonu aşkın öğrencinin eğitim kalitesi ve imkanları üzerinde olumsuz etkileri olabileceği belirtiliyor. Özellikle eğitim altyapısının güçlendirilmesi, teknolojik yatırımlar ve öğretmen niteliklerinin artırılması gibi kritik alanlar için ayrılan kaynakların yetersiz kalabileceği endişesi hakim.
Mevcut bütçe dağılımına bakıldığında, eğitime aktarılan kaynakların büyük bir kısmının personel giderlerine ve zorunlu harcamalara yönlendirildiği görülüyor. Bütçenin yaklaşık yüzde 83'ünün maaşlar ve benzeri zorunlu ödemelere ayrıldığı, hizmet alımı, sermaye giderleri ve diğer kalemlere ise daha sınırlı kaynak kaldığı belirtiliyor. Dini vakıf ve derneklere ayrılan payın ise toplam bütçenin yaklaşık yüzde 1,98'ini oluşturması da dikkat çeken bir diğer detay. Bu dağılım yapısı, doğrudan öğrenci eğitimine ve geliştirilmesine ayrılan kaynağın oransal olarak ne kadar kısıtlı kaldığını gözler önüne seriyor. Yükseköğretim Kurumu (YÖK) ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) gibi kurumların bütçeleri henüz kesinleşmemiş olsa da, MEB'in payındaki bu düşüş, genel eğitim politikaları açısından önemli bir gündem maddesi oluşturuyor.