Ekonomik Daralma Kapıda: 500 Milyar TL Kayıp ve Muhtemel Zamlar
Küresel petrol fiyatlarının varil başına 90 dolar seviyesinin üzerinde kalıcılık göstermesi, Türkiye ekonomisinin bütçe dengelerini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Motorin özel tüketim vergisinin tamamen sıfırlanmış olmasına karşın, akaryakıt fiyatlarındaki artış eğiliminin sürmesi, yıl sonu itibarıyla bütçenin gelir kaybının yaklaşık 500 milyar Türk Lirası'na ulaşacağı öngörüsünü beraberinde getirdi. Bu beklenmedik finansal tablo, hükümeti ve ekonomi yönetimini alternatif çözüm yolları aramaya itti.
Oluşan bu ciddi bütçe açığını kapatma gayesiyle, elektrik ve doğal gaz gibi temel kamu hizmetlerine yönelik zamların yıl sonu beklenmeden hayata geçirilmesi ve döviz kurlarının bir miktar daha hızlı bir şekilde değerlenmesine izin verilmesi gibi ihtimallerin yeniden gündeme geldiği ve ekonomi çevrelerinde yoğun bir şekilde tartışıldığı belirtiliyor. Bu tür önlemlerin, bütçe üzerindeki baskıyı hafifletmesi ve cari açıkla mücadelede bir nebze olsun nefes aldırması hedefleniyor.
Ekonomi piyasalarındaki son gelişmeleri ve Ankara'daki kulis bilgilerini değerlendiren uzmanlar, özellikle elektrik ve doğalgaz faturalarında yapılması muhtemel zamlar hakkında önemli açıklamalarda bulundular. Bu beklentiler, özellikle sanayi kesimi tarafından da dile getiriliyor. Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarından birinin başkanı, orta vadeli program kapsamında bu konularda somut adımlar atılmasını beklediklerini ve durumun 'bıçak kemiğe dayandı' noktasına geldiğini ifade etti.
Son açıklanan ekonomik veriler, sanayi üretimindeki yavaşlamanın boyutunu gözler önüne seriyor. Kapasite kullanım oranlarındaki düşüş dikkat çekici bir hal aldı. Bu oranların, pandemi dönemindeki zorlu günlerde dahi görülmeyen seviyelere inmesi, ekonomik aktivitedeki durgunluğun ciddiyetini ortaya koyuyor. Sadece sanayi değil, genel ekonomik büyüme rakamları da beklentilerin altında seyrediyor. Turizmdeki durağanlık gibi faktörler, hizmet sektörünün büyümeye olan katkısını azaltmış durumda. 2026 yılına yönelik büyüme tahminlerinin de aşağı yönlü revize edilmesi, gelecek döneme ilişkin endişeleri artırıyor.
Merkez Bankası, ekonomik yavaşlamaya rağmen enflasyonla mücadelede ve faiz oranlarını düşürme konusunda zorlanıyor. Politika faizindeki indirim beklentilerine karşın, bu adımların henüz somutlaşmadığı görülüyor. Faiz indirimlerinin başlayabilmesi için aylık enflasyon oranlarının belirgin bir şekilde düşmesi ve hedeflenen seviyelerin altına inmesi gerekiyor. Ancak mevcut veriler ve küresel gelişmeler, enflasyonla mücadelede belirsizliklerin devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, yıl sonu enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü güncellenmesine yol açıyor.
Öte yandan, Orta Vadeli Program'da açıklanacak hedefler, tüm piyasa aktörleri ve iş dünyası tarafından büyük bir merakla bekleniyor. Özellikle bütçe açığı ve enflasyon hedeflerinin gerçekçi bir zeminde belirlenmesi, ekonomik istikrar açısından kritik önem taşıyor. Mevcut ekonomik programın dördüncü yılına girilirken, enflasyonu düşürme ve faizleri azaltarak büyümeyi canlandırma hedeflerine ulaşılamadığı görülüyor. Yanlış uygulanan politikaların yoksulluğu artırmasının yanı sıra sanayiyi de durma noktasına getirdiği yorumları yapılıyor. 2027 yılına kadar ekonomide belirgin bir iyileşme umudunun azaldığına dair görüşler de dile getiriliyor.