Ekonomistten Kritik Uyarı: Merkez Bankası Raporu ve Enflasyon Geleceği Masada
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yarın saat 10.30'da kamuoyuyla paylaşacağı yılın üçüncü Enflasyon Raporu, finans ve ekonomi çevrelerinin yakın takibinde olacak. Ekonomist Prof. Dr. Yaşar Uysal, bu raporla ilgili beklentilerini ve Türkiye ekonomisinin genel gidişatına dair öngörülerini paylaştı. Prof. Dr. Uysal, Merkez Bankası'nın mevcut durumda enflasyon tahminlerinde veya hedeflerinde bir değişiklik yapmasını beklemediğini belirtti. Uzman, böyle bir adımın atılmasının, Merkez Bankası'nın kredibilitesini zedeleyebileceği ve ekonomik aktörlerin beklentilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Uysal'a göre, böylesi bir güncellemenin yılın son enflasyon raporunda yapılması, yani 12 Kasım civarında, daha rasyonel bir yaklaşım olacaktır.
Enflasyon üzerindeki baskı unsurlarına da değinen Prof. Dr. Uysal, sorunun temelinde talep artışından ziyade yükselen maliyetlerin yattığını vurguladı. Özellikle yüksek kredi faizlerinin işletmeler üzerindeki yükünü ve bunun üretim maliyetlerine yansımasını göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Uysal, 'Maliyet enflasyonu'nun seyrini sürdüreceğini öngörüyor. Bunun yanı sıra, uzun süredir kontrollü tutulan döviz kurlarında, olası ani ve sert yükselişleri önlemek amacıyla kademeli bir gevşemenin beklendiği izlenimi olduğunu belirtti. Bu durumun da enflasyonu yukarı yönlü tetikleyici bir faktör olacağına dikkat çekti. Küresel gelişmelerin de enflasyonist baskıyı artıracağını öngören Uysal, ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol ve enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'deki enflasyonist eğilimi güçlendireceğini sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Yaşar Uysal, Merkez Bankası'nın yıl sonu için belirlediği yüzde 24'lük enflasyon hedefi ile yüzde 26'lık tahmininin mevcut koşullarda tutturulmasının oldukça zor göründüğünü dile getirdi. Geleceğe yönelik daha karamsar bir tablo çizen Uysal, Türkiye'nin 2026 yılını enflasyonun yüzde 30 ile yüzde 35 bandında kapatabileceği tahmininde bulundu. Bu öngörüsünü destekler nitelikte rakamlar veren Uysal, temmuz ayında aylık enflasyonun yüzde 1,78 artışla yıllık bazda yüzde 31,75'e ulaştığını hatırlattı. Okulların açılmasıyla birlikte eğitim masraflarının (kırtasiye, giyim, servis ücretleri vb.) enflasyona ek yük getireceğini, ardından sonbahar aylarında ise sera ürünleri ve yeni sezon kışlık giyim gibi daha pahalı ürünlerin devreye gireceğini belirtti. Bu faktörler göz önüne alındığında, yıl sonu enflasyonunun yüzde 30'un altında kalma ihtimalinin son derece düşük olduğunu savundu.
Ekonomik beklentilerin yanı sıra, siyasi takvimin de enflasyonla mücadele üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Uysal, genel seçimlerin ne zaman yapılacağına bağlı olarak, ülkenin bir süre sonra seçim atmosferine gireceğini ve bu durumun enflasyonla mücadeledeki kararlılığı ikinci plana itebileceğini öne sürdü. İktidarın değişip değişmemesinden bağımsız olarak, yeni yönetimin devralacağı en önemli mirasın yüksek enflasyon olacağını belirten Uysal, bu durumun vatandaşların, özellikle de 2026 başından bu yana alım gücü eriyen asgari ücretli kesimin yaşam standartlarını daha da zorlayacağını vurguladı. Sabit gelirli ve dar gelirli vatandaşların geçim sıkıntısının artarak devam edeceğinin altını çizdi.