El Niño Tehlikesi: Türkiye Aşırı Sıcaklar ve Yangınlarla Karşı Karşıya
Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) Başkanı Hüsrev Özkara, küresel iklim değişikliklerinin etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiği bu dönemde, ülkenin önemli bir tehditle karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu yıl mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışların, orman yangını riskini düşürmediğini, aksine, bollaşan bitki örtüsünün kurumasıyla birlikte yangınlar için potansiyel bir yakıt deposu oluşturduğunu vurguladı. Özellikle El Niño fenomeni nedeniyle beklenen 40 dereceyi aşan aşırı sıcakların, bu büyüyen ve giderek kuruyan otları adeta birer kibrit çöpüne dönüştüreceği öngörülüyor. Bu durum, Türkiye'nin geniş bir coğrafyasında, Kahramanmaraş'tan başlayıp Akdeniz kıyı şeridi boyunca Çanakkale'ye kadar uzanan yol kenarlarındaki yoğun bitki örtüsünün acilen temizlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özkara, basit bir ihmalin, örneğin araçlardan atılan bir sigara izmaritinin, bu kuru otlara temas etmesi durumunda kısa sürede kontrol edilemez boyutlara ulaşabilecek büyük felaketlere yol açabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
Sahada yaptığı gözlemlerde, yol kenarlarındaki otların yeterince temizlenmediğini tespit ettiğini dile getiren Başkan Özkara, halk arasında bu yılki yoğun yağışlar nedeniyle yangın riskinin azaldığı yönündeki genel kanının yanlış olduğunu ifade etti. Tam tersine, yoğun yağışlarla beslenen ve boy atan otların, sıcakların etkisiyle hızla kuruyarak yangınların en önemli ve en tehlikeli yakıtlarından birini oluşturacağını belirtti. Bir sigara izmariti gibi küçük bir kıvılcımın, araç trafiğinin yoğun olduğu yol kenarlarındaki kuru otlara düşmesi halinde, alevlerin adeta bir canavar gibi 4 dakika içinde kontrol edilemez bir yangına dönüşebileceği tehlikesine dikkat çekti. Bu hızlı yayılma karşısında, bir kuşun bile yangın yerine yetişemeyeceği kadar kısa bir sürede felaketin vuku bulabileceğini belirten Özkara, bu riskin bertaraf edilmesinin tek ve en etkili yolunun, bu otların vakit kaybetmeden temizlenmesi olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin coğrafi yapısının, yerleşim alanları, tarım arazileri ve ormanlık bölgelerin iç içe geçmiş bir durumda olduğunu hatırlatan Özkara, bu durumun yangın riskini daha da artırdığını belirtti. Özellikle şehir merkezlerine yakın ormanlık alanların, bu tür potansiyel tehlikeler karşısında daha büyük bir risk altında bulunduğunu söyledi. Yangınların büyük bir çoğunluğunun kaynağında ihmal ve dikkatsizliğin yattığını vurgulayan Özkara, bu mücadelenin sadece tek bir kurumun sorumluluğu olmadığını dile getirdi. Bu nedenle, belediyeler, Karayolları Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve hatta site yönetimleri gibi ilgili tüm kurumların, bu hayati konuda koordineli bir şekilde çalışması ve ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu iş birliği, olası yangınların önlenmesi ve zararlarının en aza indirilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Türkiye'de son yıllarda orman yangınlarının vahametinin arttığına dair çarpıcı istatistikler de paylaşıldı. Başkan Özkara'nın verdiği bilgilere göre, geçmiş 100 yıllık dönemde Türkiye'de yıllık ortalama bin 455 orman yangını meydana gelirken, son 10 yıllık ortalamanın 2 bin 841'e fırladığı görüldü. Benzer şekilde, her yıl yanan ormanlık alan miktarında da ciddi bir artış yaşanmış. Yüz yıllık ortalamada yıllık 22 bin 300 hektar alan yanarken, bu rakam son 10 yılda ortalama 33 bin 600 hektara yükselmiş. Özkara, yangınlardaki bu endişe verici tırmanışın ardındaki nedenlerin şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini savunuyor. Yangınlar bu denli artış gösterirken, hala ormanların madencilik faaliyetlerine, yeni karayollarına veya enerji nakil hatlarına açılması gibi kararların tekrar gözden geçirilmesi ve sorgulanması gerektiği çağrısında bulundu. Bu durum, hem doğal kaynakların korunması hem de gelecekteki felaketlerin önlenmesi açısından kritik bir öneme sahip.