Emniyet Görüntüleri Kurgu Mu? Savunmada Şok İddialar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'nın 51. duruşma gününde savunma yapan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce, emniyete kendi isteğiyle teslim olmasına rağmen kamuoyuna servis edilen gözaltı görüntülerinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Gökce, polis eşliğinde emniyete girişinin organize edilebilmesi için kendisinin üç kez dışarı çıkarılıp yeniden içeri alındığını belirterek, 'Kendi isteğimle teslim olmama rağmen, görüntülerle polis tarafından getirilmişim gibi bir algı yaratılmaya çalışıldı.' ifadelerini kullandı.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde görülen İBB Davası'nda, 68'i tutuklu 414 sanık bulunuyor. Duruşmanın 51. gününde ilk savunmayı yapan Buğra Gökce, tutukluluğunun 15. ayını geride bıraktığını belirterek, '15 aydır ilk kez duvarlara ve ekranlara seslenmek yerine, milletimiz adına karar verecek olan hakimlerden oluşan bir heyete hitap edebiliyorum.' dedi. Yargı yetkisinin tarafsız ve bağımsız mahkemelerce kullanılacağını vurgulayan Gökce, adaletin tecellisinde yargıçların kritik bir rol üstlendiğini dile getirdi.
1996 yılından bu yana kamu hizmetinde bulunduğunu ve millete hizmet anlayışıyla çalıştığını belirten Gökce, hakkında yürütülen soruşturmaları her zaman millete hesap verme fırsatı olarak gördüğünü söyledi. Kamu görevlilerinin denetlenmesinin ve soruşturulmasının görevin doğal bir parçası olduğunu ifade eden Gökce, 'Hiçbir kamu görevlisi denetlendiği ya da soruşturulduğu için gocunmaz. Tam tersine, onuruyla hesap vermeyi bir fırsat olarak görür.' diye konuştu. Meslek hayatı boyunca onlarca soruşturmadan geçtiğini ve yaklaşık 30 ayrı Sayıştay denetiminden geçtiğini ancak ilk kez özgürlüğünden mahrum bırakıldığını vurgulayan Gökce, yaşadığı üzüntüyü ve haksızlığa uğradığına dair hislerini dile getirdi.
İddianamenin, 'suç örgütü', 'bu örgütün ihaleleri manipüle ettiği' ve 'kendisinin bu örgüt üyesi olarak manipülasyonlara katıldığı' şeklindeki üç ana varsayıma dayandığını belirten Gökce, bu iddiaları destekleyecek somut delillerin bulunmadığını savundu. Hayatı boyunca mücadelesinin tam tersinin iddia edildiği bir iddianameyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Gökce, kişisel geçmişine de değindi. 1974 Ankara doğumlu olduğunu, babasının Kıbrıs Barış Harekatı gazisi bir hava subayı olduğunu anlattı. Kolej veya dershane imkanı olmadan, memur maaşıyla geçinen bir ailenin çocuğu olarak eğitimini tamamladığını belirtti. Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden onur derecesiyle mezun olduğunu, yüksek lisans tezlerinin kitap olarak yayımlandığını söyledi. Akademik çalışmalarını mahkeme heyetine sunacağını ekledi.
1996 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde şehir plancısı olarak göreve başladığını ve bu yıl kamu görevindeki 30. yılını doldurduğunu belirten Gökce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde görev yaptığı dönemde kamusal alanların işgallerden kurtarılması, kıyıların halka açılması ve rant amaçlı imar projelerine karşı verilen mücadeleleri aktardı. Bu mücadelenin verildiği aynı kadroların bugün 'kamuyu dolandırmakla' suçlanmasının büyük bir çelişki olduğunu vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevini sürdürdükten sonra İstanbul'dan gelen teklif üzerine kente geldiğini, İstanbul'u 'ülkenin ve Avrupa'nın en büyük kentsel alanı' olarak tanımladığını ifade etti. Kentleşme, ulaşım ve afet yönetimi gibi alanlardan sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptığını hatırlatan Gökce, İBB'deki görev süresinin sadece 17 ay sürdüğünü ve dosyada yer alan bazı suçlamaların bu sürenin dışındaki dönemleri kapsadığına dikkat çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde kent kimliğini, çevreyi, kamusal değerleri ve halk yararını önceliklendiren bir anlayışla görev yaptığını belirten Gökce, birlikte çalıştığı genç ve deneyimli mimar, şehir plancısı ve mühendislerin önemli bir kısmının bugün sanık sıralarında bulunmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Bu meslektaşlarıyla birlikte kent ve halk yararına çok önemli işlere imza attıklarını, teknik kadroların emeklerinin kendisinden çok daha fazla olduğunu ve hepsinin emeği önünde saygıyla eğildiğini sözlerine ekledi. Gökce, kendi isteğiyle teslim olmasına rağmen, emniyette çekilen ve kamuoyuna servis edilen görüntülerle, sanki zorla getirilmiş gibi bir izlenimin yaratılmak istendiğini savunmasında ısrarla belirtti.