Emtia Piyasaları ABD Merkez Bankası ve Jeopolitik Gelişmelerle Sallandı
Ekonomi

Emtia Piyasaları ABD Merkez Bankası ve Jeopolitik Gelişmelerle Sallandı

36

Geçtiğimiz hafta emtia piyasaları, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerdeki değişimler ve küresel ölçekteki jeopolitik gelişmelerin etkisi altında yoğun bir fiyatlama süreci yaşadı. Özellikle ABD ile İran arasındaki artan askeri gerilim, enerji fiyatlarında kayda değer bir yükselişe yol açarken, küresel tahvil faizlerindeki hareketlilik ve Fed yetkililerinden gelen farklı sinyaller, piyasalarda belirsizliği artırdı. Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan enerji sevkiyatlarının aksayabileceği endişeleri, petrol fiyatlarındaki tırmanışın küresel enflasyonu yeniden tetikleyebileceği korkularını beraberinde getirdi. Bu durum, tahvil piyasalarında satış baskısını artırarak ABD'nin 10 yıllık tahvil faizini Kasım 2023'ten bu yana en yüksek seviye olan yüzde 4,82'ye, 2 yıllık tahvil faizini ise Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviye olan yüzde 4,42'ye taşıdı. Haftayı ise 10 yıllık tahvil faizi 6 baz puanlık artışla yüzde 4,79'dan tamamladı.

Fed yetkililerinden gelen açıklamalar, faiz beklentilerinde önemli dalgalanmalara neden oldu. New York Fed Başkanı John Williams, yüksek enerji fiyatlarının hizmet sektörlerine yayılmaması sayesinde enflasyonun yavaşlama eğilimini sürdürdüğünü ifade etti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ise enflasyonist baskıların azaldığına dair veriler gelmesi halinde, eylül ayındaki toplantıda faiz oranlarının sabit tutulmasını destekleyebileceğini dile getirdi. Bu açıklamalar, piyasalarda faiz artırımı beklentilerini bir miktar hafifletti. Ancak, ABD'de özel sektör istihdamının ağustos ayında piyasa beklentilerinin altında kalmasıyla birlikte, haftanın son işlem gününde açıklanan tarım dışı istihdam verileri beklentileri aştı. Ağustosta 162 bin kişi artan tarım dışı istihdam, 56 binlik beklentiyi geride bırakırken, işsizlik oranı yüzde 4,1'de sabit kaldı. Ayrıca, haziran ve temmuz aylarına ait toplam istihdam rakamlarında 55 bin kişilik yukarı yönlü revizyon yapılması, Fed'in eylül toplantısında faiz artırımına gidebileceği ihtimalini yüzde 65'e kadar yükseltti. Bu güçlü istihdam verisi sonrası dolar endeksi haftalık bazda yüzde 0,5'lik bir düşüşle 99,2'ye gerilese de, gün içinde yükseliş eğilimindeydi.

Değerli metaller tarafında, Fed'in para politikası beklentileri ve tahvil faizlerindeki seyir belirleyici oldu. Waller'ın faizleri sabit tutma sinyaline yönelik açıklamalarının ardından düşüşe geçen tahvil faizleri ve dolar, haftanın ortasında altını destekledi. Ancak güçlü gelen tarım dışı istihdam verisiyle birlikte faiz artırımı beklentilerinin yeniden güçlenmesi, değerli metaller üzerinde hafta sonunda satış baskısı oluşturdu. Öte yandan, merkez bankalarının altın talebi devam ediyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, merkez bankaları temmuz ayında rezervlerine net 23 ton altın ekleyerek, yılın ilk 7 ayındaki toplam alımı yaklaşık 130 tona ulaştırdı. Bu dönemde en büyük alıcı Çin olurken, Polonya da önemli miktarda altın alımı gerçekleştirdi. Rusya ve Türkiye ise bu dönemde altın satışı yaptı. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme ve jeopolitik risklere karşı korunma stratejileri, altın talebini desteklemeye devam ediyor. Bu gelişmeler paralelinde, ons bazında platin hafif artış gösterirken, paladyum, altın ve gümüşte sınırlı düşüşler yaşandı.

Baz metaller grubunda, dolar endeksinin haftalık bazda gerilemesi ve ürünlere özgü arz kısıtlamaları fiyatları yukarı çekti. Çinkoda, Londra Metal Borsası stoklarındaki azalış ve fiziki piyasadaki daralma, üç ay vadeli çinko fiyatını ton başına 3.990 dolarla dört yılın zirvesine taşıdı. Küresel çinko madeni üretiminin ilk yarıda yüzde 2,6 oranında azaldığına dair raporlar da bu duruma katkı sağladı. Bakırda ise ABD'nin temmuz ayı rafine bakır ithalatının rekor seviyeye ulaşması ve Şanghay Vadeli İşlemler Borsası stoklarının yüzde 13 azalarak 63 bin tona gerilemesi fiyatları destekledi. Alüminyumda kısa vadeli teslimat fiyatlarının vadeli fiyatların üzerine çıkması, fiziki piyasadaki sıkışıklığın bir göstergesi olarak yorumlandı. Kurşunda ise yüksek stoklar ile çekme talebi birbirini dengeledi. Haftalık bazda baz metallerden çinko, bakır, alüminyum ve nikelde artışlar gözlenirken, kurşun yatay bir seyir izledi. Enerji grubunda ise ABD-İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması ve Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılık endişeleri fiyatları yukarı taşıdı. Irak'ın petrol ihracatındaki artış arz endişelerini bir miktar sınırlasa da, jeopolitik risk primi yükseldi. ABD'de ham petrol stoklarındaki düşüş ve rafineri kapasite kullanım oranındaki artış dikkat çekti. Avrupa'da doğal gaz fiyatları yılın zirvesini görürken, ABD'de sıcak hava tahminleri ve LNG tesislerine artan talep fiyatları destekledi. Tarım emtialarında ise karışık bir seyir hakimdi. Soya fasulyesi Çin'in alımları ve kuraklık endişeleriyle yükselirken, mısırda verim beklentilerinin gerilemesi etkili oldu. Buğday fiyatları diplomatik çözüm umutlarıyla geriledi. Pirinçte ise Hindistan'daki yağış tahminleri üretimi olumsuz etkileyebileceği endişesiyle fiyatları destekledi. Yumuşak emtialarda ise şeker fiyatları artış gösterirken, kakao, kahve ve pamukta satış baskısı öne çıktı.

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikalarına ilişkin beklentiler, küresel emtia piyasalarındaki fiyat hareketlerinde başrolü oynadı. Özellikle, enflasyonla mücadele kapsamında atılacak adımlara yönelik belirsizlikler, yatırımcıların risk iştahını etkiledi. Fed yetkililerinden gelen çelişkili sinyaller, piyasalarda faiz artırım döngüsünün devam edip etmeyeceği konusunda soru işaretleri yarattı. Bir yanda enflasyonun kontrol altında olduğuna dair iyimser açıklamalar gelirken, diğer yanda güçlü gelen istihdam verileri sıkılaşma yanlısı beklentileri güçlendirdi. Bu durum, özellikle tahvil piyasalarında faizlerin yükselmesine ve doların değer kazanmasına neden olarak, emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Ancak, jeopolitik risklerin artması, özellikle Ortadoğu'daki gerilimin tırmanması, petrol gibi enerji emtialarında fiyat artışlarını tetikleyerek enflasyonist baskıları yeniden gündeme getirdi. Bu çift yönlü etki, emtia piyasalarında daha önce görülmemiş bir volatiliteye yol açtı.

Değerli metaller, ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik riskler karşısında güvenli liman arayışının bir yansıması olarak hareket etti. Altın, Fed'in faiz politikasındaki olası değişikliklere karşı bir tampon görevi görürken, merkez bankalarının artan altın talebi de fiyatları destekledi. Küresel merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme stratejileri ve enflasyona karşı korunma ihtiyacı, altının cazibesini artırmaya devam etti. Baz metaller ise, küresel ekonomik büyüme beklentilerindeki değişimler ve arz yönlü gelişmelerden etkilendi. Çinko ve bakır gibi metallerde görülen arz sıkışıklığı, fiyatların yükselmesinde etkili oldu. Bu durum, sanayi üretiminin geleceğine dair sinyaller verirken, küresel tedarik zincirlerindeki potansiyel sorunlara da işaret etti. Enerji piyasalarında ise jeopolitik gerilimlerin etkisi belirgin bir şekilde hissedildi. ABD ve İran arasındaki tansiyonun yükselmesi, petrol arzına ilişkin endişeleri artırarak fiyatları yukarı çekti. Bu durum, küresel enerji güvenliği ve fiyat istikrarı açısından önemli riskler barındırıyor. Tarım emtialarında ise hava koşulları, küresel talep ve jeopolitik faktörlerin karmaşık etkileşimi fiyatları şekillendirdi. Kuraklık ve olumsuz hava koşulları bazı ürünlerde arzı kısıtlarken, diplomatik gelişmeler tahıl piyasalarında dalgalanmalara neden oldu. Bu durum, küresel gıda güvenliği ve fiyat istikrarı açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

Paylaş

İlgili Haberler