Emtia Piyasalarında Tansiyon Yükseldi: Altın ve Gümüş Rekorlara Koştu
Ekonomi

Emtia Piyasalarında Tansiyon Yükseldi: Altın ve Gümüş Rekorlara Koştu

3

Geride bıraktığımız işlem haftasında emtia piyasaları, küresel ekonomik gelişmeler ve jeopolitik dinamiklerin etkisiyle oldukça hareketli bir seyir izledi. Özellikle değerli metaller, Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen zayıf istihdam verilerinin faiz artırımı beklentilerini törpülemesiyle birlikte önemli bir ivme kazandı. Bu durum, altın ve gümüş gibi emtiaların yılbaşından bu yana görülmeyen performanslar sergilemesine yol açtı. Diğer yandan, uluslararası arenadaki diplomatik gelişmeler ve artan stoklar, enerji fiyatlarında aşağı yönlü bir baskı oluştururken, baz metaller cephesinde arzla ilgili endişeler fiyatları destekledi.

Amerika Birleşik Devletleri'nde açıklanan özel sektör istihdam verileri, temmuz ayında yalnızca 44 bin kişilik bir artış göstererek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Daha da önemlisi, tarım dışı istihdam rakamları 23 bin kişi azalarak, iş gücü piyasasındaki ivme kaybına dair endişeleri pekiştirdi. Bu veriler, Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsüne ilişkin beklentileri önemli ölçüde değiştirdi. Eylül veya ekim aylarında faiz artırımı olasılığı belirgin şekilde azalırken, aralık ayındaki toplantıda bir faiz artırımı ihtimali piyasa tarafından yüzde 85 oranında fiyatlanmaya başlandı. Ancak, Fed Başkanı Kevin Warsh'un enflasyonist baskılar karşısında eylül toplantısında faiz artırımına gidebilecekleri yönündeki açıklamaları ve diğer Fed yetkililerinden gelen şahin tonlu mesajlar, para politikasına dair belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Bu karmaşık tablo, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin haftalık bazda yaklaşık 7 baz puan gerileyerek yüzde 4,65 seviyesine inmesine ve dolar endeksinin yüzde 0,3 değer kaybederek 99,5'e düşmesine neden oldu. Tahvil faizlerindeki ve dolardaki bu düşüş trendi, dolar cinsinden fiyatlanan başta altın ve gümüş olmak üzere değerli metaller için güçlü bir destekleyici unsur olarak öne çıktı.

Değerli metaller piyasasında hafta genelinde yaşanan yükselişin arkasında birden fazla etken bulunuyor. Haftanın başlarında Orta Doğu'daki gerilimin hafiflemesiyle enflasyonist endişelerin bir miktar geri çekilmesi yükselişi desteklerken, ABD'den gelen zayıf istihdam verileri, düşen tahvil faizleri ve Fed'in para politikası beklentilerindeki değişimler fiyatlamalar üzerinde etkili oldu. Fed'in para politikasını beklenenden daha sınırlı bir sıkılaştırma yönünde ilerleteceği beklentisi ve bu durumun Fed'in genel güvenilirliğine yönelik tartışmaları alevlendirmesi, değerli metallere olan talebi daha da artırdı. Bu gelişmeler sonucunda, altın ve gümüşün ons fiyatları, son 28 haftanın en güçlü haftalık performansını sergiledi. Özellikle gümüş, sadece değerli bir maden olmanın ötesinde, zayıflayan doların etkisi ve genel olarak değerli metaller piyasasındaki alım iştahının artmasıyla altından daha dik bir yükseliş kaydetti. Bu çerçevede, haftalık bazda gümüşün ons fiyatı yüzde 10,2, paladyum yüzde 8, altının ons fiyatı yüzde 7,4 ve platinin ons fiyatı yüzde 6,2 oranında artış gösterdi.

Baz metaller piyasasında ise tablo biraz daha farklıydı. Zayıflayan dolar ve bakır arzına dair artan endişeler fiyatları desteklerken, Avrupa ve Çin'den gelen imalat sanayi verileri talep görünümünü şekillendirdi. Euro Bölgesi'nde imalat sanayi Satınalma Yö yöneticileri Endeksi (PMI), temmuz ayında son 4,5 yılın en hızlı artışını kaydederek 51,9 puana yükseldi. Bu durum, ekonomik aktivitedeki ivmelenmenin sanayi metallerine olan talebi destekleyeceği beklentisini güçlendirdi. Ancak, dünyanın en büyük metal tüketicisi olan Çin'de imalat sanayi PMI'ın 50,9 seviyesinde kalarak beklentilerin altında kalması, bu ülkede ekonomik büyüme potansiyeline ilişkin soru işaretlerini artırdı ve fiyatlardaki yükselişi sınırladı. Öte yandan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin bakır ve kobalt konsantresi ihracatını yasaklama kararı, bakır piyasasında arz sıkıntısı endişelerini körükledi. ABD'nin olası ithalat vergileri öncesinde bakırın ABD'deki depolara yönelmesi, diğer piyasalardaki mevcut arzı daha da azalttı. Londra Metal Borsası'ndaki bakır stoklarının şubat ortasından bu yana en düşük seviyelere gerilemesi, kısa vadeli arz darlığına işaret eden nakit bakır fiyatı ile üç aylık vadeli kontrat arasındaki prim farkının açılmasına neden oldu. Nikel fiyatları ise Endonezya'daki bir madencilik şirketine ek üretim kotası verilmesiyle arzın artacağı beklentisinin güçlenmesiyle birlikte düşüş yaşadı. Haftayı tezgah üstü piyasada kapatan baz metallerde, alüminyum yüzde 2,8, çinko yüzde 1,8, bakır yüzde 1,3 ve kurşun yüzde 0,5 oranında artış kaydederken, nikelde yüzde 1,7'lik bir gerileme gözlemlendi.

Enerji piyasaları, özellikle petrol fiyatları, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında yeni bir anlaşmaya varılabileceğine dair beklentiler, üretici ülkelerin arz stratejileri ve ABD'deki stok seviyelerindeki artışın etkisi altında kaldı. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürütülen müzakerelerin olumlu ilerlediği ve yakın zamanda bir anlaşmaya varılabileceği yönündeki açıklamaları, petrol piyasasındaki jeopolitik risk primini önemli ölçüde azalttı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da ABD ile daha önce varılan mutabakatın uygulanmasını desteklediklerini belirtmesi, diplomatik çözüm beklentilerini güçlendirdi. Bu gelişmelerin yanı sıra, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun eylül ayı için günlük yaklaşık 188 bin varillik üretim kotası artışı kararı da fiyatlar üzerinde baskılayıcı bir etki yarattı. ABD'de ticari ham petrol stokları, 31 Temmuz'da sona eren haftada 1,2 milyon varillik düşüş beklentisinin aksine 2,5 milyon varil artarak 407 milyon varile ulaştı. Bu durum, küresel petrol talebine ilişkin endişeleri daha da derinleştirdi. Doğal gaz piyasasında ise yüksek üretim seviyeleri, sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerinden gelen talebin azalması ve hava tahminlerindeki serinleme eğilimi fiyatlar üzerinde etkili oldu. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin verilerine göre, doğal gaz stokları 33 milyar fit küp artışla 3 trilyon 117 milyar fit küpe yükseldi. Mevcut stokların beş yıllık ortalamanın 195 milyar fit küp üzerinde olması, doğal gaz fiyatları üzerindeki baskıyı artırdı. Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 8,3, doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı ise yüzde 4,3 oranında değer kaybetti.

Tarım emtia piyasasında ise karışık bir seyir hakimdi. Tahıllar grubunda, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki hava durumu tahminleri, ürün gelişimindeki durum ve ihracat verileri fiyatlamaları etkiledi. ABD Tarım Bakanlığı'nın raporuna göre, mısırda iyi ve mükemmel kategorisindeki ürün oranının 2 puan azalarak yüzde 61'e gerilediği, soya fasulyesinde ise bu oranın yüzde 63'te sabit kaldığı bildirildi. Buğday piyasasında, ABD'den gelen zayıf ihracat rakamları ve baharlık buğday koşullarındaki iyileşme düşüş yönlü baskıyı artırırken, Karadeniz bölgesindeki sevkiyat aksamaları satış baskısını bir miktar sınırladı. Pamuk piyasasında, ABD'deki mahsulün iyi ve mükemmel kategorisindeki payının yüzde 46'dan yüzde 42'ye düşmesi ve sıcak, kurak hava koşullarının etkili olması öne çıktı. Şeker fiyatları ise Avrupa'daki sıcak ve kurak havanın üretim tahminlerini aşağı çekmesi ve Brezilya'nın orta-güney bölgesindeki üretimin haziran ayında yıllık bazda yüzde 26,3 oranında azalmasıyla yükselişe geçti. Küresel şeker piyasasında arz fazlası beklentilerinin yerini arz açığı beklentilerine bırakması da alımları güçlendirdi. Kakao piyasasında, El Nino kaynaklı hava riskleri ve Gana ile Fildişi Sahili'nin gelecek sezon üretimine ilişkin yapılan aşağı yönlü revizyonlar etkili oldu. Ancak, Gana'daki güçlü mevcut sezon üretimi ve borsalardaki artan stoklar, bu emtiadaki kazançları sınırladı. Bu gelişmeler doğrultusunda, Chicago Ticaret Borsası'nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 1,9 artış gösterirken, soya fasulyesinde yüzde 1, mısırda yüzde 0,5 ve buğdayda yüzde 0,2 oranında geriledi. ABD'deki Intercontinental Exchange'de ise pamuk fiyatları yüzde 3,2, şeker fiyatları ise yüzde 12,5 oranında artış gösterirken, kahve fiyatları yüzde 0,3 oranında düştü. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 8,3'lük bir yükselişle tamamladı.

Paylaş

İlgili Haberler