Eski Metro Vagonları Atlantik'te Yapay Resif Oluşturdu
Dünya

Eski Metro Vagonları Atlantik'te Yapay Resif Oluşturdu

5

Amerika Birleşik Devletleri'nde hizmet ömrünü tamamlamış olan yüzlerce eski metro vagonu, hurdaya ayrılmak yerine sıra dışı bir çevre projesinde değerlendirilerek deniz canlıları için yeni bir yuva haline getirildi. Yıllarca milyonlarca New Yorkluyu taşıyan 714 adet eski metro vagonu, Delaware eyaleti kıyılarının açıklarında Atlantik Okyanusu'nun derinliklerine indirildi. Bu projenin üzerinden geçen zamanla birlikte, vagonların bulunduğu deniz tabanı adeta yeniden canlandı.

Başlangıçta büyük ölçüde kumlu ve cansız bir görünüme sahip olan deniz tabanında, yerleştirilen vagonların sağladığı sağlam ve geniş yüzeyler sayesinde midyelerden süngerlere, çeşitli kabuklulardan balıklara kadar sayısız deniz canlısı için yepyeni bir yaşam ekosistemi oluştu. Bu proje, 2001 yılında New York metrosunun artık hizmet vermeyen ve karakteristik kırmızı renkleri sebebiyle 'Redbird' olarak bilinen vagonlarının yapay bir resif oluşturulması amacıyla Delaware'e gönderilmesiyle start aldı. Denize bırakılmadan önce, çevreye zarar verebilecek tüm potansiyel tehlikeli bileşenler vagonlardan titizlikle temizlendi. Ardından hazırlanan bu sağlam çelik gövdeler, kıyı şeridinden yaklaşık 26 kilometre mesafede, ortalama 24 metre derinlikteki okyanus tabanına dikkatlice yerleştirildi. Zamanla, bu vagonların konuşlandığı alan, bölge halkı ve bilim insanları tarafından 'Redbird Reef' (Kızıl Kuş Kayalığı) olarak anılmaya başlandı. Yaklaşık 3,4 kilometrekarelik geniş bir alanı kapsayan bu yapay resif oluşumu, sadece metro vagonlarından değil, aynı zamanda hizmet dışı bırakılmış eski gemilerden ve diğer büyük endüstriyel yapılarından da oluşuyor.

Bölgedeki deniz tabanının büyük bir kısmının kumlu yapıda olması, deniz canlılarının tutunabileceği sabit ve doğal yüzeylerin oldukça sınırlı olmasına neden oluyordu. Ancak metro vagonlarının sağlam çelik gövdeleri, bu durumu kökten değiştirdi. Zamanla, bu eski vagonların hem iç hem de dış yüzeyleri, midyeler, süngerler, çeşitli kabuklu deniz canlıları ve diğer omurgasız canlı türleriyle tamamen kaplandı. Bu gelişme, bu canlıları besin olarak tüketen balık türlerini de doğal olarak bölgeye çekti. Böylece, bir zamanlar şehrin kalabalık caddelerinde yolcu taşıyan bu metrolar, okyanusun derinliklerinde devasa ve korunaklı su altı sığınaklarına dönüştü. Delaware'in resmi yapay resif programı yetkilileri, bugün 'Redbird Reef'i, bölgenin en dikkat çekici ve başarılı yapay resif alanlarından biri olarak gururla tanıtıyor. Bu alan, balık popülasyonları için hayati bir yaşam ortamı sağlamanın yanı sıra, sportif balıkçılık ve tüplü dalış gibi rekreasyonel aktiviteler için de önemli bir merkez haline gelmiş durumda.

Bu projenin en çarpıcı ve bilimsel sonuçlarından biri, yapılan detaylı araştırmalar ve yeni ölçümlerle ortaya konuldu. Delaware eyaletinin yürüttüğü izleme çalışmaları ve elde edilen veriler, metro vagonlarının oluşturduğu sert yüzeylerde, çevredeki doğal kumlu deniz tabanına kıyasla metrekare başına balıklar için yaklaşık 400 kat daha fazla besin maddesi yoğunluğu tespit edildiğini gösteriyor. Bu muazzam artışın temel nedeni, vagonların deniz canlılarına tutunabilecekleri, barınabilecekleri geniş ve stabil yüzeyler sunmasıdır. Vagonların midyeler ve diğer omurgasızlarla kaplanmasıyla birlikte, bu canlılarla beslenen daha büyük deniz canlılarının da bölgeye akın etmesi kaçınılmaz oldu. Dahası, bu başarılı ve çevre dostu proje sadece 714 vagonla sınırlı kalmadı. Delaware'in genişleyen yapay resif sistemine, son yirmi yılı aşkın bir süredir New York'tan getirilen 1.350'den fazla eski metro vagonu daha eklenmiştir. Böylece, bir zamanlar milyonlarca insanın ulaşımını sağlayan bu vagonların bir kısmı, kullanım ömürlerini tamamladıktan sonra Atlantik Okyanusu'nun derinliklerinde deniz yaşamı için vazgeçilmez yeni yaşam alanlarına dönüşerek doğaya geri kazandırılmış oldu.

Paylaş

İlgili Haberler