Fas'tan Büyük Adım: 14 Milyar Dolarlık Ulusal Su Planı Devrede
Kuzey Afrika ülkesi Fas, ardışık yedi yıl süren ve ülkenin su kaynaklarını derinden etkileyen şiddetli kuraklık döneminin ardından, gelecekteki su güvenliğini teminat altına almak amacıyla kapsamlı bir ulusal su planını uygulamaya koydu. Yaklaşık 14 milyar dolarlık devasa bir bütçeye sahip olan bu strateji, ülkenin içme ve kullanma suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamayı amaçlıyor. Planın en iddialı hedeflerinden biri, 2030 yılına kadar toplam içme suyu ihtiyacının yüzde 60'ını deniz suyundan elde edilen arıtılmış su ile karşılamak.
Ülke genelinde eş zamanlı olarak yürütülen projeler arasında modern deniz suyu arıtma (tuzdan arındırma) tesislerinin inşası, mevcut barajların kapasitesinin artırılması, uzun mesafeli su taşıma hatlarının (su otobanları olarak da adlandırılan) oluşturulması ve atık suların geri kazanımı yoluyla yeniden kullanıma kazandırılması gibi çeşitli altyapı çalışmaları bulunuyor. Fas Ulusal Elektrik ve İçme Suyu Ofisi tarafından yönetilen bu entegre yaklaşım, ülkenin su varlıklarını çeşitlendirerek ve sürdürülebilirliğini sağlayarak geleceğe yönelik sağlam bir temel oluşturmayı hedefliyor. Halihazırda 17 adet tuzdan arındırma tesisinin faal olduğu Fas'ta, dört yeni tesisin inşaatı hızla devam ederken, dokuz tesis için de planlama çalışmaları sürdürülüyor.
Stratejinin en dikkat çekici ve en büyük yatırım kalemlerinden biri, Fas'ın en kalabalık ve en yoğun endüstriyel faaliyetlerin yürütüldüğü bölgesi olan Büyük Kazablanka'ya bağlı Sidi Rahal'de inşa edilmekte olan devasa deniz suyu arıtma tesisi. Kamu-özel sektör iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje, yaklaşık 6,5 milyar Fas dirhemi (yaklaşık 613 milyon euro) gibi önemli bir finansmanla gerçekleştiriliyor. Tamamlandığında yıllık 300 milyon metreküp arıtılmış su üretme kapasitesiyle Afrika kıtasının en büyük tuzdan arındırma tesisi unvanını alması beklenen bu tesis, özellikle Kazablanka, Settat, Berrechid ve Bir Jdid gibi yüksek su talebi bulunan metropollerin su ihtiyacını karşılayacak. Tesisin enerji ihtiyacının, çevresel etkiyi ve işletme maliyetlerini minimize etmek amacıyla yerli rüzgar enerjisi santrallerinden sağlanacağı belirtildi.
Ancak, bu büyük ölçekli su arıtma projelerinin çevresel etkileri de dikkatle inceleniyor. Uzmanlar ve çevre raporları, arıtma sürecinde ortaya çıkan ve yüksek tuz konsantrasyonu ile çeşitli kimyasallar içeren atık suyun (brine) denize deşarjının sıkı teknik ve yasal denetim altında yapılması gerektiği konusunda uyarıyor. Kontrolsüz bir şekilde denize bırakılan bu atıkların, kıyı ekosistemleri ve deniz yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği vurgulanıyor. Öte yandan, tarım sektörü, istihdamın büyük bir kısmını barındırması ve su tüketimindeki payı göz önüne alındığında, Fas'ın su politikasının merkezinde yer almaya devam ediyor. Kuraklık nedeniyle azalan hayvan varlığı ve artan gıda fiyatları sonrasında, denizden temin edilen suyun şehirlerin ihtiyacını karşılamasıyla birlikte, barajlardaki suların tarım arazilerine yönlendirilmesi planlanıyor. Arıtılmış deniz suyunun yüksek maliyeti, bu suyun tarımda kullanımını şimdilik sınırlı tutuyor. Buğday gibi düşük ticari değere sahip ve bol su gerektiren ürünler yerine, domates ve meyve gibi ihracata dönük ürünlerin yetiştirildiği kıyı bölgelerinde bu maliyetin tolere edilebildiği görülüyor. Küçük ölçekli çiftçilerin arıtılmış suya erişimi ise devlet destekleri, atık suların arıtılarak karıştırılması ve küçük ölçekli güneş enerjisi sistemleri gibi çözümlerle destekleniyor. Hükümet, su arzını artırma çabalarının yanı sıra, yer altı ve baraj sularına olan baskıyı azaltmak amacıyla, kuraklığa yatkın bölgelerde suya yoğun bağımlılığı olan ürünlerin ekilmesine yönelik yasal düzenlemeler de getiriyor.