Felç: Belirtileri, Risk Faktörleri ve Hayati Müdahale Yolları
Sağlık

Felç: Belirtileri, Risk Faktörleri ve Hayati Müdahale Yolları

8

Felç, günümüz sağlık dünyasının en ciddi ve yaygın tehditlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Beyne giden oksijen ve besin maddelerinin taşınmasını sağlayan damarlarda meydana gelen bir problem, saniyeler içinde bireyin hayatını kökten değiştirebilmektedir. Sevdiğiniz birinin sohbet esnasında kelimeleri yutmaya başladığını fark etmeniz, markette elinizi uzattığınızda bir nesneyi kavrayamadığınızı anlamanız veya aniden başlayan baş dönmesi ve dengesizlik hissi, felcin habercisi olabilir. Dünyaca tanınan sağlık kuruluşu Mayo Clinic uzmanları, bu acil durumun belirtilerini, nedenlerini ve alınması gereken tedbirleri detaylı bir şekilde ele alarak kamuoyunu bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Kaybedilen her anın, beyin hücrelerinin geri dönüşümsüz kaybına yol açtığı düşünüldüğünde, erken teşhis ve müdahalenin ne kadar kritik olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Felç, temel olarak beyin hücrelerinin besin ve oksijen alamaması sonucu ölmesi durumudur. Bu durum, beyne kan taşıyan damarlarda meydana gelen tıkanıklıklar veya yırtılmalar nedeniyle ortaya çıkar. Tıkanıklıklar, kan pıhtılarının beyne giden kan akışını engellemesiyle (iskemik inme) meydana gelirken, damar duvarlarının yırtılması ve beyin içine kan sızması da kanamanın beyne ulaşmasını engelleyerek (hemorajik inme) felce yol açar. Bazı durumlarda, bu akış bozuklukları ve buna bağlı belirtiler geçici olabilir. Kısa süreli bir tıkanıklık sonucu oluşan bu durum, 'mini felç' veya 'geçici iskemik atak' (TIA) olarak adlandırılır ve genellikle kalıcı bir hasara yol açmasa da, ileride yaşanabilecek daha büyük felçlerin önemli bir uyarıcısıdır.

Felç, belirli bir yaş, cinsiyet veya etnik kökene mensup kişileri hedef almaz; herkes risk altındadır. Ancak bazı faktörler, bu riskin artmasına neden olmaktadır. Bu risk faktörleri, bireyin kendi çabasıyla değiştirebileceği kontrol edilebilir faktörler ve değiştiremeyeceği kontrol edilemez faktörler olarak ikiye ayrılır. Kontrol edilebilir risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, obezite, sigara kullanımı (elektronik sigara dahil), aşırı alkol tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı, uyku apnesi ve kalp ritim bozuklukları (özellikle atriyal fibrilasyon) bulunmaktadır. Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının düzensiz ve hızlı atması durumudur ve felç riskini beş katına kadar çıkarabilmektedir. Kontrol edilemeyen faktörler ise yaşın ilerlemesi, genetik yatkınlık, cinsiyet ve ırk olarak sıralanabilir. Kadınlar, erkeklere oranla daha sık felç geçirme eğilimindedir ve özellikle siyahi kadınlar bu konuda en yüksek risk grubunu oluşturmaktadır. Amerikan İnme Derneği verilerine göre, felç kadınlarda en sık görülen üçüncü ölüm nedenidir ve her yıl binlerce kadın bu hastalıktan hayatını kaybetmektedir.

Felç belirtileri aniden ortaya çıkabilir ve zaman kaybetmeden müdahale gerektirir. En sık görülen belirtiler arasında yüzün bir tarafında veya vücudun bir uzvunda aniden başlayan uyuşma veya güçsüzlük, ani gelişen konuşma bozuklukları, konuşulanları anlama güçlüğü, ani ve şiddetli baş ağrısı, tek veya iki gözde görme kaybı veya bulanıklığı, yürüme güçlüğü, denge kaybı, baş dönmesi ve koordinasyon bozukluğu yer alır. Bu belirtileri hızlıca fark etmek için basit testler uygulanabilir: Kişiden gülümsemesini isteyerek yüzündeki herhangi bir asimetriyi kontrol etmek, iki kolunu da havaya kaldırmasını isteyerek bir kolda düşme olup olmadığını gözlemlemek ve basit bir cümleyi tekrar etmesini isteyerek konuşmasındaki bozukluğu anlamak, olası bir felci işaret edebilir. Eğer bu belirtilerden biri veya birkaçı gözlemlenirse, vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım çağrılmalıdır. Ambulans gelene kadar, kişi bilinci yerindeyse başı hafifçe yukarıda olacak şekilde yan yatırılmalı, nefes almasını zorlaştıran sıkı giysiler gevşetilmeli ve hareket ettirilirken zayıf uzuvlara destek olunmalıdır. Bilinçsiz kişide ise solunum ve nabız kontrol edilmeli, kalp masajı gerekebilir. Yutma güçlüğü olan kişilere kesinlikle hiçbir şey yedirilip içirilmemelidir.

Paylaş

İlgili Haberler