Filipinler'de Çilingir Altın Buda'yı Buldu Ama Mirasına Konamadı
Dünya

Filipinler'de Çilingir Altın Buda'yı Buldu Ama Mirasına Konamadı

3

Filipinler'de yaşanan akılalmaz bir olay, tarih boyunca pek çok kişinin hayallerini süsleyen hazine bulma hikayelerine yeni bir boyut katıyor. Rogelio Roxas adındaki bir çilingir, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluk Ordusu tarafından gizlendiği düşünülen devasa bir hazineyi gün yüzüne çıkardı. Ancak bu muazzam keşif, Roxas için zenginlikten çok bir dizi trajik olayın başlangıcı oldu. Hollywood filmlerini aratmayan bu gerçek hikaye, işkence, diktatörlük, çalınan servetler ve gizemli ölümlerle dolu.

Her şey, İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Japon ordusunun Güneydoğu Asya'dan yağmaladığı milyarlarca dolarlık altın, mücevher ve değerli sanat eserlerini gizleme çabalarıyla başladı. "Altın Zambak Operasyonu" olarak bilinen bu gizli planın Filipinler ayağını, "Malaya Kaplanı" lakaplı General Tomoyuki Yamaşita yönetiyordu. Söylentilere göre, Japonlar teslim olmadan hemen önce bu değerli varlıkları ülkenin çeşitli noktalarına gömdü ve kazı alanlarındaki bilgilerin gizli kalması için işçileri tünellere diri diri hapsetti.

Yıllar sonra, 1961'de Rogelio Roxas adında eski bir asker, savaşa katılmış bir Japon askerinin oğlundan ele geçirdiği el yapımı bir harita sayesinde bu efsanevi "Yamaşita Altını"nın izini sürmeye başladı. Roxas, gerekli yasal izinleri aldıktan sonra 1970 yılında Baguio şehrinde bir hastane yakınlarında kazı çalışmalarına girişti. Aylarca süren yoğun bir çalışmanın ardından Roxas ve ekibi, yerin derinliklerindeki gizli tünellere ulaşmayı başardı. Tünelin girişinde, hâlâ Japon askeri üniforması içinde duran bir insan iskeletiyle karşılaşmaları, doğru yolda olduklarının en net işaretiydi.

Tünelin ilerleyen bölümlerinde karşılarına çıkan 3 metre kalınlığındaki beton blok, heyecanlarını daha da artırdı. 24 Ocak 1971'de bu engeli aştıklarında, göz kamaştırıcı bir manzara ile karşılaştılar: Yaklaşık bir ton ağırlığında, tamamen altından yapılmış devasa bir Buda heykeli! Bu devasa yapıyı tünelden çıkarmak için 10 kişi, güçlü halatlar ve vinçler kullanmak zorunda kaldılar. Heykeli güvenli bir yere taşıyan Roxas, heykeli incelerken kafasının ayrılabildiğini fark etti. İçini açtığında ise inanılmaz bir sürprizle karşılaştı; heykelin içi, değerli, işlenmemiş elmaslarla doluydu. Dahası, heykelin altında bira kasası büyüklüğünde, üst üste dizilmiş yüzlerce ahşap kutu bulunuyordu. Bu kutulardan birini açtığında, içinin altın külçeleriyle dolu olduğunu gördü. Roxas, ilk aşamada yanına 24 altın külçesi ve birkaç samuray kılıcı alarak tüneli tekrar gizledi.

Roxas, bu olağanüstü keşfini gizli tutmadı. Gazetecilere poz verdi ve heykeli potansiyel alıcılara göstermeye başladı. Ancak bu büyük başarı, Filipinler'in o dönemdeki acımasız lideri Ferdinand Marcos'un kulağına kısa sürede ulaştı. 5 Nisan 1971 gecesi, sabaha karşı saat 02:30 sularında, Roxas'ın evi askeri üniformalı kişilerce basıldı. Ailesi darp edilirken, askerler Altın Buda heykelini, elmasları, altın külçelerini, samuray kılıçlarını ve hatta çocukların kumbaralarındaki paraları bile alarak kayıplara karıştı. Roxas durumu medyaya taşıyarak şikayette bulununca, askeri yetkililer mahkemeye sahte bir Buda heykeli sundu. Roxas bunun gerçek heykelin yerine konulan bir kopya olduğunu hemen anladı. Marcos'a karşı çıkmanın bedeli ağır oldu; Roxas tutuklandı ve haftalarca işkence gördü. Elektrikle işkence gördü, sigarayla yakıldı ve evin "barışçıl bir şekilde" basıldığına dair zorla bir ifade imzalatılana kadar dövüldü. Bir çilingir olan Roxas, tutulduğu hücrenin penceresinin kilidini ustaca açarak kaçmayı başardı, ancak hayatının geri kalanını ya hapiste ya da firari olarak saklanarak geçirmek zorunda kaldı. Ailesi de bu süreçte dağıldı.

1986'da halk ayaklanmasıyla devrilip Hawaii'ye kaçan diktatör Marcos'un sarayında yapılan aramalarda, eşi Imelda Marcos'un meşhur 2.700 çift ayakkabısının yanı sıra, Marcos ailesinin servetinin kaynağını gösteren gizli belgeler bulundu. Imelda Marcos, daha sonra ailesinin büyük servetinin yolsuzluktan değil, Yamaşita'nın altınlarından geldiğini iddia edecekti. Roxas, 1988 yılında sürgündeki Marcos'a karşı Hawaii'de büyük bir tazminat davası açtı, ancak adaletin tam olarak tecelli ettiğini göremedi. 25 Mayıs 1993'te, mahkemede ifade vermesine sadece günler kala, şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Resmi ölüm nedeni tüberküloz olarak açıklansa da otopsi yapılmasına izin verilmedi. Dava, Roxas'ın ölümünden sonra da devam etti. 1996'da Honolulu'da jüri, Marcos ailesini suçlu buldu ve ABD tarihindeki en büyük sivil tazminat cezalarından biri olan 22 milyar dolar ödemeye mahkum etti. Ancak daha sonra yüksek mahkeme, tüneldeki açılmamış kutuların değerinin tam olarak kanıtlanamadığı gerekçesiyle bu miktarı 19 milyon dolara indirdi. Roxas'ın mirasçıları, bugün hala bu parayı tahsil etmek için hukuki mücadelelerini sürdürüyor. Yamaşita'nın altınlarının laneti, günümüzde de devam ediyor. Yeraltındaki bu gizemli zenginliği arayan pek çok hazine avcısı, tünel çökmeleri, zehirli gazlar veya oksijensizlik nedeniyle hayatını kaybetti. Rogelio Roxas ve onun gibi nice insan için altının bedeli, maalesef fazlasıyla ağır oldu.

Paylaş

İlgili Haberler