G20 Zirvesi Bildiri Kriziyle Sona Erdi: Çin'in Şerhleri Engelledi
Ekonomi

G20 Zirvesi Bildiri Kriziyle Sona Erdi: Çin'in Şerhleri Engelledi

36

Amerika Birleşik Devletleri'nin ev sahipliğinde North Carolina eyaletinin Asheville kentinde düzenlenen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Zirvesi, küresel ekonominin geleceğine dair önemli kararların alınması beklenirken, beklenmedik bir krize sahne oldu. Zirve, özellikle Çin Halk Cumhuriyeti'nin bazı kritik maddelere şerh koyması nedeniyle ortak bir bildiri yayımlanamadan sona erdi. Bu durum, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu zorluklar ve ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Zirvenin ana gündem maddeleri arasında küresel büyümenin canlandırılması, artan borç yüklerinin yönetimi ve küresel ekonomik dengesizliklerin giderilmesi gibi konular yer alıyordu. Ancak, toplantılar sonucunda G20 üyesi ülkeler, bu hayati konuları içeren ortak bir bildiri metni üzerinde tam bir mutabakat sağlayamadı. ABD tarafından zirve sonrası yayımlanan ve 19 üyenin görüşlerini yansıttığı belirtilen Başkanlık Açıklaması'nda, küresel ekonominin mevcut jeopolitik gerilimlere rağmen bir miktar direnç gösterdiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca, bürokratik süreçlerin basitleştirilmesi, yapay zeka alanındaki yatırımların teşvik edilmesi ve enerji ile gıda gibi stratejik tedarik zincirlerinin güvence altına alınmasının önemi vurgulandı. Özel sektör temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleştirilen oturumlarda, işletmelerin büyümesini ve yenilikçiliğini engelleyen idari engellerin kaldırılmasına odaklanıldığı belirtildi.

Başkanlık Açıklaması'nda, küresel ekonomik dengesizliklerin sürdürülebilirliği tehdit ettiğine dair bir uyarıda bulunuldu. Bu bağlamda, ihracata aşırı derecede bağımlı olan ülkelerin, iç talebi artıracak reformlar gerçekleştirmesi yönünde bir çağrı yapıldı. Gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu ağır borç yükünün hafifletilmesi amacıyla, G20 Ortak Çerçevesi'nin daha hızlı ve şeffaf bir şekilde uygulanması gerektiği dile getirildi. Ayrıca, dünya genelinde finansal okuryazarlığın artırılmasının ekonomik istikrar açısından kritik bir rol oynayacağı ifade edildi. Ancak, Çin'in bildirinin çeşitli maddelerine itirazları, zirvenin ortak bir deklarasyonla sonuçlanmasını engelledi. Özellikle enerji ticareti ve jeopolitik çatışmalarla ilgili 4. madde, küresel dengesizlikler konusunda piyasa dışı politikaların kaldırılmasını öngören 10. madde, Uluslararası Para Fonu (IMF) denetimini savunan 11. madde ve borç yapılandırma süreçlerini ele alan 13. madde, Çin'in şerh koyduğu noktalar arasında yer aldı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, zirve sonrasında düzenlediği basın toplantısında, ortak bir bildiri yayımlama umudunun tam bir fikir birliğinin sağlanamaması nedeniyle suya düştüğünü belirtti. Bessent, G20'nin bir üyesi haricindeki tüm katılımcıların bir uzlaşmaya vardığını, ancak Çin'in bazı konulardaki tutumunun bildirinin yayımlanmasını engellediğini ifade etti. Dünyanın en büyük cari fazlasına sahip ülkesi olan Çin'in bu tutumunun altını çizen Bessent, bildiride yer alan metnin 19 üye için önem taşıyan konuları yansıttığını vurguladı. Rusya'dan temsilcilerin toplantılara davet edilmesiyle ilgili bir soruya yanıt veren Bessent, bu durumun bazı Avrupalı katılımcılarda olumsuz bir etki yarattığını ancak diyaloğun ve etkileşimde bulunmanın küresel iş birliği açısından büyük önem taşıdığını ekledi. ABD Hazine Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin daha önce yaptığı açıklamalarda, küresel dengesizliklerin azaltılması ve devlet borçlarının yeniden yapılandırılması konularında ABD'nin önceliklerini yansıtan bir bildirinin, bazı görüş ayrılıkları nedeniyle zor olabileceği belirtilmişti. Yetkili, ABD'nin çıkarlarını ve 'Önce Amerika' politikasını temsil eden bir sonuca varılmazsa bunun kendileri için bir sorun teşkil etmeyeceğini, alternatif olarak görüşmeler hakkında bir açıklama yayımlanacağını kaydetmişti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva da zirve sonrasında yaptığı değerlendirmede, küresel ekonomik görünüm ve riskler konusunda ülkeler arasında ciddi farklılıkların bulunduğuna dikkat çekti. Georgieva, enerji arzındaki şokların henüz tam olarak ortadan kalkmadığını, küresel kamu borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yaklaşık %100 seviyesine ulaştığını ve birçok ülkede dezenflasyon sürecinin yavaşladığını belirtti. Merkez bankalarının öncelikli olarak fiyat istikrarına odaklanması, mali otoritelerin güvenilir orta vadeli mali planlar oluşturması ve yapısal reformlarla ekonomik büyümeyi destekleyen adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Georgieva, gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkelerde yüksek yeniden finansman ihtiyacı ve artan borç servis maliyetlerinin, altyapı, sağlık ve eğitim gibi temel harcamaları kısıtladığına işaret etti. Georgieva, borç yapılandırma mekanizmalarının iyileştirilmesi ve ülkelerin mali dayanıklılığının artırılması çağrısında bulundu. Ayrıca, küresel aşırı dengesizliklerin 2025 yılına kadar GSYH'nin %0,7'si kadar artarak son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiğini belirten Georgieva, kalıcı bir ekonomik dengeye ulaşılabilmesi için hem fazla veren hem de açık veren ülkelerin eş zamanlı politika adımları atmasının gerekliliğini vurguladı.

Paylaş

İlgili Haberler