Gelişmekte Olan Ülkeler Güneş Enerjisinde ABD'yi Geride Bırakıyor
Küresel Güneş Enerjisi Konseyi (GSEK) üst yöneticisi Sonia Dunlop, günümüzdeki jeopolitik gelişmeler ve artan enerji güvenliği endişelerinin, ülkeleri fosil yakıt bağımlılığından uzaklaşarak yerli ve temiz enerji kaynaklarına yönlendirme eğilimini güçlendirdiğini vurguladı. Dunlop, özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu alandaki atılımlarıyla, küresel enerji dönüşümünde artık sadece takip eden değil, aynı zamanda yön veren aktörler haline geldiğini belirtti. Son dört yılda yaşanan iki büyük fosil yakıt krizi, küresel emtia piyasalarına olan bağımlılığın yarattığı riskleri gözler önüne sererken, ekonomik kalkınmanın yerli ve temiz enerjiye dayandırılmasının stratejik öneminin her zamankinden daha fazla arttığını ifade etti.
Dunlop, bu yeni dönemin, enerji güvenliği kaygılarının ülkelerin karar alma mekanizmalarını yeniden şekillendirdiğini gösterdiğini sözlerine ekledi. Gelişmekte olan ekonomilerde güneş enerjisi yatırımlarının, geleneksel fosil yakıt altyapılarına kıyasla daha düşük başlangıç sermayesi gerektirmesi, bu alandaki ekonomik dengeleri kökten değiştirdi. Bu durumun bir sonucu olarak, Vietnam, Meksika, Güney Afrika ve Hindistan gibi pek çok ülke, elektrik üretiminde güneş enerjisinin payı açısından Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bırakmayı başardı. Bu gelişme, gelişmekte olan ülkelerin refaha ulaşmak için mutlaka fosil yakıt ağırlıklı bir kalkınma modelini benimsemesi gerektiği yönündeki eski anlayışın da fiilen geçersiz hale geldiğini gösteriyor.
Türkiye'nin enerji dönüşümündeki başarısına da dikkat çeken Sonia Dunlop, ülkenin yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemesinin bölgesel bir model teşkil ettiğini söyledi. Rüzgar ve güneş enerjisinin Türkiye'nin elektrik üretiminin beşte birinden fazlasını karşıladığını belirten Dunlop, Türkiye'nin bu konuda Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerinde bu eşiği aşan tek ülke olduğunu vurguladı. Bu sayede Türkiye'nin, fosil yakıt ithalatına milyarlarca dolar harcamaktan kaçındığına işaret etti. Politika hedeflerinin, yatırımların hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi ve güçlü ekonomik argümanların bir araya gelmesiyle oluşan bu tablo, sadece Türkiye için değil, bölgedeki diğer ülkeler ve gelişmekte olan ekonomiler için de ilham verici bir örnek teşkil ediyor.
Dunlop, 2025 verileriyle birlikte kritik bir dönüm noktasına gelindiğini ve iyimserlik için somut nedenler bulunduğunu belirtti. Bir nesilde ilk kez, yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel elektrik üretimindeki tüm artışı karşıladığını ve kömürün elektrik üretimindeki payının tarihsel bir düşüşle yüzde 40'ın altına gerilediğini ifade etti. Bu dönüşümün ana itici gücünün güneş enerjisi olduğunu ve geçen yıl yüzde 30'luk bir büyüme kaydederek küresel ölçekte yeni elektrik üretim kapasitesinin büyük bir bölümünü oluşturduğunu söyledi. Elektrik sektöründe fosil yakıtların hakimiyetinin sona ermekte olduğunu ve bunun çok büyük bir fırsat sunduğunu sözlerine ekledi.
Bu yeni dönemi daha da heyecan verici kılan unsurlardan birinin, güneş enerjisinin batarya depolama sistemleriyle entegrasyonu olduğunu dile getiren Dunlop, batarya teknolojisinin hızla olgunlaşarak maliyet etkin bir seçenek haline geldiğini belirtti. Bataryaların artık elektrik şebekesine büyük ölçekte esneklik kazandırdığını ve maliyetlerdeki düşüşün, güneş enerjisinin sadece öğleden sonraları değil, günün her saati temiz enerji sağlamasını mümkün kıldığını anlattı. Bu durum, güneş enerjisini, sadece güneşli saatlerde kullanılan bir kaynak olmaktan çıkarıp birçok pazarda fosil yakıtlara karşı gerçek bir temel yük alternatifi haline getiriyor. Bu dönüşümü en iyi şekilde değerlendiren ülkelerin, enerji sektöründeki bir sonraki liderlik aşamasını belirleyeceğini söyledi.
Bununla birlikte, yenilenebilir enerji projelerinde on gigavatlarca kapasitenin bağlantı onayı beklediğini ve birçok ülkede bu projelerin yatırım ve yasal süreçlerdeki aksaklıklar nedeniyle yıllarca ertelendiğini de sözlerine ekledi. Teknolojilerin hazır ve yatırımın mevcut olmasına rağmen, şebeke altyapısı ve izin süreçlerinin bu ivmeyi yakalayamadığını vurgulayan Dunlop, hükümetlerin şebeke yatırımlarına de üretim kapasitesi kadar aciliyet göstermesi gerektiğini belirtti. Gelişmekte olan piyasalarda sermaye maliyetlerinin, güneş enerjisi yatırımlarının risk profiline kıyasla hala yüksek seviyelerde seyrettiğine dikkat çekti. Bu farkın kapatılmasının, küresel temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik bir önem taşıdığını değerlendirdi.