Himalayalar'da Altından Değerli Nadir Mantar Keşfi
Polonya'dan Piotr Grzes adlı deneyimli bir ormancının Himalayalar'ın yüksek zirvelerine gerçekleştirdiği bir keşif gezisi, doğanın cömert sunduğu ancak bulunması oldukça zor olan değerli bir hazineyi gün yüzüne çıkardı. Grzes, halk arasında 'Tibet altını' olarak bilinen ve piyasa değeriyle altını bile geride bırakan Çin tırtıl mantarına (Cordyceps sinensis) tesadüfen rastladı. Bu olağanüstü keşif, doğaseverlerin ve bilim dünyasının büyük ilgisini çekti.
Devlet Ormanları Bölge Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve uzun yıllardır mantar bilimi üzerine derinlemesine çalışmalar yürüten Piotr Grzes, Himalayalar'ın zorlu coğrafyasında yaptığı yürüyüş sırasında bu nadir mantarla karşılaştı. RMF FM radyosunun aktardığı bilgilere göre, yüksek rakımlı dağlık arazilerde yetişen bu özel mantarın Çin tırtıl mantarı olduğu teyit edildi. Gramı altından daha yüksek bir değere sahip olması nedeniyle 'Tibet altı' lakabıyla anılan bu mantar, özellikle Tibet, Nepal ve Kuzey Hindistan gibi bölgelerin sarp yamaçlarında kendine yaşam alanı buluyor.
Çin tırtıl mantarının bu denli değerli olmasının temel nedenlerinden biri, kendine özgü biyolojik gelişim döngüsüdür. Mantar, bir tür gece kelebeğinin larvaları üzerinde gelişimini tamamlar. Bu benzersiz yaşam formu, onu hem geleneksel Çin tıbbında yüzyıllardır önemli bir yere sahip kılıyor hem de nadirliği nedeniyle küresel pazarda yüksek bir ticari değere ulaştırıyor. Doğada az miktarda bulunması, bu mantarın keşfini daha da heyecan verici hale getiriyor.
Mesleki tecrübesini ve doğaya olan tutkusunu 'Mantar Uzmanı' adlı blogu aracılığıyla ve çeşitli eğitim etkinliklerinde paylaşan Grzes, bu keşfinin çocukluğundan beri süregelen doğa sevgisinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Bu keşfin yanı sıra, geçtiğimiz dönemlerde Çin'in Yünnan eyaletinde bilim dünyasında büyük yankı uyandıran Dianjunus rex adlı devasa bir mantar türü de keşfedilmişti. Yaklaşık 50 santimetre yüksekliğe ve 2.2 kilogram ağırlığa ulaşabilen bu türün, dinozorların yok oluş dönemine, yani yaklaşık 65 milyon yıl öncesine dayanan bir kökene sahip olduğu tahmin ediliyor.