Hürmüz Boğazı Yeniden Açıldı: Küresel Ticaret Temkinli Bekleyişte
Uluslararası denizcilik camiası, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yeniden trafiğe açılmasıyla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD ve İran arasında varılan mutabakat, küresel enerji piyasalarında bir nebze olsun rahatlama sağlasa da, sektördeki oyuncular aceleci davranmaktan kaçınıyor. Anlaşmanın kağıt üzerinde kalmayıp, bölgedeki operasyonel gerçekliğe ne zaman yansıyacağı merak konusu. Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığında kritik bir geçiş noktası olan boğazdaki normalleşme sürecinin haftalar sürebileceği öngörülüyor.
Dünyanın en büyük tanker işletmecilerinden biri olan Mitsui OSK Lines'ın (MOL) CEO'su Jotaro Tamura, konuya ilişkin değerlendirmelerinde, armatörlerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişlere yeniden başlamadan önce anlaşmanın sahadaki somut etkilerini gözlemlemek isteyeceklerini belirtti. Tamura, geçmişte yaşanan ve 107 gün süren bir çatışma sonrası boğazın açılmasına yönelik yapılan birden fazla başarısız girişimin tecrübeyle sabit olduğunu hatırlattı. Bu nedenle, sadece ülkeler arasında varılan diplomatik bir anlaşmanın, şirketlerin tam anlamıyla güvenli hissetmeleri için yeterli olmayacağının altını çizdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgede güvenli bir rotanın tesis edildiği yönündeki açıklamalarına rağmen, MOL gibi büyük oyuncular, imzalanan anlaşmalara karşın temkinli bir yaklaşım sergilemenin önemine vurgu yapıyor.
Savaş öncesinde küresel petrol ve LNG ticaretinin beşte birinden fazlasının gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, çatışmalar nedeniyle günlük ortalama 135 gemiden neredeyse sıfıra kadar düşmüştü. Bu süreçte, bazı gemilerin GPS sistemlerini kapatarak ve gece karanlığından faydalanarak boğazdan gizlice geçmeye çalıştığı biliniyor. Buna karşın, Yunan Dynacom gibi bazı denizcilik firmalarının, karşılıklı misilleme eylemleri riskine rağmen ticari faaliyetlerine devam etme kararlılığı gösterdiği rapor edildi. Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), bölgede mahsur kalmış yaklaşık 500 geminin tahliyesi ve 100 günü aşkın süredir zorlu koşullar altında bekleyen denizcilerin güvenli bir şekilde ayrılabilmesi için acil bir koridor oluşturulması yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Tanker endüstrisi örgütü Intertanko ise, risk değerlendirmelerinin tamamlanmasının ardından nihai bir karar alınabileceğini bildirdi.
MOL CEO'su Tamura, Nisan ayında göreve başlamasının ardından, İran'ın boğaz geçişlerinden ücret talep etme girişimlerine uluslararası denizcilik kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle karşı çıktıklarını ifade etti. Var olan anlaşma çerçevesinde, İran'ın ilk 60 gün boyunca gemilerden herhangi bir geçiş ücreti talep etmeyeceği belirtiliyor. Bu sürenin sonunda ise, İran'ın 'servis ve bakım ücretleri' adı altında bir bedel talep etme hakkı doğacak. Ayrıca, boğaz geçişleri sırasında İran'a ait acente gemilerinin kullanılacağı ve bu acentelerin de kılavuzluk hizmetleri karşılığında ücretlendirme yapacağı öngörülüyor. Tamura, şirketinin anlaşma öncesinde dört gemisini bölgeden başarıyla çektiğini ancak bu tahliyeler sırasında herhangi bir ücret ödemediğini dile getirdi. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin bu tahliyelerin Japonya'nın diplomatik çabalarıyla gerçekleştiği yönündeki açıklamalarına karşılık Tamura, sürecin büyük ölçüde Umman ve Hindistan gibi diğer ülkelerin arabuluculuğuyla sağlandığını belirtti. Halen Hürmüz Boğazı'nda bekleyen en az yedi gemisi bulunan MOL'ün hisseleri, yatırımcıların getiri beklentilerinin artmasıyla birlikte Tokyo borsasında önemli bir değer artışı kaydederek şirketin piyasa değerini yaklaşık 13 milyar dolara taşıdı.