Hürmüz Gerilimi Petrol Fiyatlarını Uçuruyor, Zam Fırtınası Kapıda
Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimler, küresel enerji piyasalarında endişe verici bir tabloyu beraberinde getiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresindeki deniz ticaret yollarında yaşanan karşılıklı saldırılar ve tansiyonun yükselmesi, ham petrol akışını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu durum, küresel petrol fiyatlarında ani ve sert yükselişlere yol açarak, son altı haftanın zirvesine ulaşılmasına neden oldu. Brent petrol vadeli işlemleri, önemli bir artış kaydederek 97 dolar seviyelerini aştı ve gün içinde 97,93 dolara kadar yükseldi. Geçtiğimiz hafta da yaklaşık yüzde 8'lik bir değer kazancı elde eden Brent petrolü, piyasalarda önemli bir dalgalanma yarattı.
Küresel piyasalardaki bu olağanüstü yükselişin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri de şimdiden hissedilmeye başlandı. Enerji ithalatına bağımlı bir ülke olan Türkiye'de, akaryakıt pompa fiyatlarına zam yapılması kaçınılmaz görünüyor. Ancak asıl endişe, artan akaryakıt maliyetlerinin lojistik sektörünü vurması ve bunun sonucunda ortaya çıkacak geniş çaplı bir zam dalgası. Uzmanlar, artan nakliye ve taşıma giderlerinin, tarımsal ürünlerden temel gıda maddelerine, giyimden sanayi ürünlerine kadar her alanda fiyat artışlarına yol açacağını öngörüyor. Bu durum, Türkiye'de genel enflasyon üzerinde de ciddi bir yukarı yönlü baskı oluşturacak.
Uluslararası finans kuruluşlarından da dikkat çekici uyarılar geliyor. Phillip Nova'dan Priyanka Sachdeva, eğer petrol taşıyan tanker trafiğinde önemli bir yavaşlama yaşanırsa, piyasanın daha büyük bir arz şokuyla karşı karşıya kalabileceğini ve bunun fiyatları daha da yukarı çekeceğini belirtti. Goldman Sachs ise daha da çarpıcı bir tahminde bulunarak, gemilere yönelik saldırıların artması halinde petrol fiyatlarının varil başına 120 dolara kadar yükselebileceği öngörüsünde bulundu. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, Türkiye'de akaryakıt fiyatlarındaki artışın çok daha büyük boyutlara ulaşması ve bunun ekonomik hayata etkisi daha da derinleşmesi bekleniyor.
Bu gerilimin merkezindeki Hürmüz Boğazı'nda yaşanan olaylar da dikkat çekiyor. ABD Merkez Komutanlığı ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan yapılan açıklamalar, bölgedeki tansiyonun ne kadar yüksek olduğunu gözler önüne seriyor. ABD güçleri İran'a ait tankerlere saldırırken, İran da ABD bağlantılı gemileri hedef aldığını duyurdu. Denizcilik istihbarat firması Marisks, bu saldırıların, ticari nakliye ile askeri çatışma arasındaki ayrımı bulanıklaştırdığını ve tankerlerin kasıtlı olarak ekonomik baskı aracı olarak kullanıldığını vurguluyor. Öte yandan, bölgeden gelen veriler, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemi sayısında belirgin bir düşüş yaşandığını ve bu oranın Mayıs ayından bu yana en düşük seviyeye indiğini gösteriyor. Bu durum, küresel tedarik zincirleri üzerindeki olumsuz etkileri artırıyor.
Suudi Arabistan'da bir petrol rafinerisine düzenlenen saldırı da bölgedeki güvenlik endişelerini daha da artırdı. Jazan petrol rafinerisine yönelik olduğu belirtilen bu saldırının hasar boyutu incelenirken, daha önce de bir Suudi tankerine yönelik saldırı gerçekleşmişti. Bu tür olaylar, enerji arz güvenliği konusundaki endişeleri körükleyerek petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı güçlendiriyor. İran'ın, önümüzdeki günlerde Hürmüz Boğazı dışında sınırlı bir bölge ilan edeceği yönündeki açıklaması da bölgedeki belirsizliği artırıyor. Tüm bu gelişmeler, küresel ekonomiyi ve özellikle enerji ithalatçısı ülkeleri zorlu bir döneme sokuyor.