İBB Başkanı İmamoğlu'ndan Ekonomik Vurgun ve Operasyonlara Sert Tepki
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB'ye yönelik davada tutukluluğunun 577. gününde önemli açıklamalarda bulundu. Savunmasında, ülkenin bir 'operasyon cumhuriyetine' dönüştürüldüğünü ve yaşanan ekonomik sıkıntıların örtbas edilmeye çalışıldığını iddia etti. İmamoğlu, özellikle 19 Mart'ta yaşanan borsa çöküşü ve fon vurgunu iddialarına odaklanarak, iktidarı halkın parasını çarçur etmekle ve gerçek sorunlardan kaçmakla suçladı. "Vazgeçin! Bu milletin önünde duramazsınız. Vazgeçin!" diyerek iktidara seslenen İmamoğlu, millet iradesinin her türlü gücün üzerinde olduğunu vurguladı.
İmamoğlu, kendisine yöneltilen "yolsuzluk fonu kurma" suçlamasını kesin bir dille reddederken, asıl yolsuzluğun iktidar tarafından yapıldığını savundu. "Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar. Esas yolsuzluk fonunu kurup milletin parasını aynı dönemde çaldılar. Tek bir kuruş bulamadılar. Çünkü o fon yok, öyle bir şey hiç olmadı," diyen İmamoğlu, millet iradesinin en güçlü kale olduğunu ve iktidarın bu irade karşısında hızla yıkılabileceğini belirtti. "Kendisini dev aynasında görenler, çok güçlü hissedenler iyi bilir ki milletin iradesi sizin o kalelerinizi kumdan kaleye çevirir, kumdan kaleye. Püf diye yıkılırsınız," ifadelerini kullandı. Konuşmasında, ayakta kalacak olanın milletin kendisi ve milletin devleti olduğunu, bunun bir parti veya tek bir kişinin devleti olmadığını, 87 milyon vatandaşın devleti olduğunu vurguladı.
18 Mart'ta diplomasının iptal edilmesinin ardından 19 Mart'ta yaşananların Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçtiğini belirten İmamoğlu, bu operasyonların ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. 19 Mart'taki olayların ardından borsanın 2008'den bu yana en sert düşüşünü yaşadığını, iki günde yüzde 16.3'lük bir değer kaybı olduğunu ve bu süreçte yaklaşık 31.5 milyar doların buharlaştığını söyledi. İmamoğlu, borsa düşerken bazı hisselerde tersine bir yükseliş yaşandığını ve bu durumun TERA üzerinden yapılan işlemlere bağlandığını öne sürdü. "Tam piyasa çökerken ne oldu? Tam zıt bir isim. TERA’nın ağırlık verdiği hisselerden oluşan sepet tersine yükseldi, zirve yaptı. Haydaaa! Ne kadar zeki insanlar var değil mi? Gemi batarken götürmek gibi bir şey bu," diyerek bu durumu eleştirdi.
İki cumhurbaşkanı adayının hapiste olduğunu hatırlatan İmamoğlu, barışın tesisi için rakipleri hapsetme anlayışının ortadan kalkması gerektiğini ifade etti. Selahattin Demirtaş'ın Edirne'de tutsak tutulmaya çalışılmasını eleştiren İmamoğlu, bu zihniyetin ülkeye barışı getirme şansının olmadığını söyledi. Savunmalarından oluşan "Millet Şahidimdir" adlı kitabının basım sürecinde yaşanan polis baskınını ve yasaklama kararını da anlatan İmamoğlu, matbaaya 16 polisin gönderildiğini ve baskının durdurulduğunu belirtti. Kitabın yayınlanmadan bir hafta sonra yasaklandığını ve bu sürecin Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütüldüğünü aktardı. İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu'na da teşekkür ederek, bu zorlu süreçte gösterdiği destek için minnettarlığını dile getirdi. Ailece büyük zorluklar yaşadıklarını ancak en büyük dertlerinin tutuklu bulunan kişiler ve ailelerinin yaşadığı sıkıntılar olduğunu belirtti. Ülkeye erdemli, ahlaklı ve adaleti her şeyin önünde tutan yöneticiler nasip etmesi temennisinde bulundu.
İBB'ye yönelik operasyonların tarihlerini sıralayan İmamoğlu, sadece İBB'ye yönelik 9 farklı dalga operasyon yapıldığını ancak fon vurguncuları için hiçbir adım atılmadığını ifade etti. "Fon vurguncuları için hiçbir şey yapılmadı aynı gün. Hiçbir şey, yaprak kıpırdamadı. Ama uyaranlar gözaltına alındı! Bakan bile uyardı. Gazeteler yazdı," dedi. Borsada bir yıl sonra benzer bir tablonun yaşandığını ve 20 Mayıs'taki düşüş sırasında TERA üzerinden yapılan alımları tekrar gündeme getirdi. "Bir yıl sonra aynı film. Mutlak butlan kararı geldi. Bakın, bir yıl sonra 20 Mayıs’a geldi. Borsa yine çöktü ve o çöküş gününde bugün adını herkesin bildiği TERA üzerinde, tek günde 1 milyar 870 milyon dolarlık alım. 1 milyar 870 milyon dolar. Yine gemi batarken malı götürenler. Piyasa çökerken kimler topluyordu? Kimin parasıyla?" diye sordu. Bu işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından aydınlatılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin "vurgunlar" ülkesine döndüğünü söyleyen İmamoğlu, son olarak Halk TV'ye yönelik operasyonu kınadı. T24'ün sesinin kesildiğini hatırlatan İmamoğlu, Halk TV'ye yapılan zulmü ve zalimliği en şiddetli şekilde kınadığını belirtti. Halk TV'nin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, okuyucuları ve izleyicileri gazetecileri ve kendilerine haber ulaştıran kanalları yalnız bırakmamaya çağırdı. Babasıyla yaptığı telefon konuşmasını da aktaran İmamoğlu, babasının Halk TV'ye kayyum atanması üzerine "Yakında da kulağımızı keserler" dediğini belirterek ülkedeki durumu ironik bir dille yorumladı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye kayyum olarak atanmasına ilişkin değerlendirmesinde ise, iktidarı yargı üzerinden ana muhalefet partisine müdahale etmekle suçladı ve Kılıçdaroğlu'nu "21 Mayıs darbesinin işbirlikçisi" olarak nitelendirdi. İmamoğlu, iktidarın güdümündeki yargıyı kullanarak ana muhalefet partisine çöktüğünü ve bu görevi de bir şahsa verdiğini savundu.