İmamoğlu'ndan Sert Tepki: "Operasyon Cumhuriyeti ve Vurgunlar Gündemi Değiştiriyor"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, önemli bir siyasi duruş sergileyerek, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi atmosfer hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kendi yargılandığı davada sunduğu savunma sırasında, son dönemde artan operasyonların ve ekonomik dalgalanmaların ardındaki gerçek nedenleri sorgulayan İmamoğlu, iktidarın politikalarını sert bir dille eleştirdi. İmamoğlu, "Bu ülkeyi bir operasyon cumhuriyetine çevirdiniz ve yaptığınız vurgunları örtbas etmek için zulümlerinize devam ediyorsunuz. Ancak sizi son kez uyarıyorum: Vazgeçin! Bu milletin karşısında duramazsınız," diyerek sözlerine başladı. Bu ifadelerle, ülkenin bir yandan ekonomik çalkantılarla boğuşurken, diğer yandan siyasi operasyonlarla gündemin manipüle edildiği iddiasını ortaya koydu.
İmamoğlu, savunmasında kendisine yöneltilen "yolsuzluk fonu kurma" suçlamalarına karşı çıkarak, asıl yolsuzluğun ve milletin parasının çalındığı fonların başka yerlerde olduğunu iddia etti. "Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar. Esas yolsuzluk fonunu kurup milletin parasını aynı dönemde çaldılar. Tek bir kuruş bulamadılar. Çünkü o fon yok, öyle bir şey hiç olmadı," diyen İmamoğlu, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve tamamen asılsız olduğunu belirtti. Millet iradesinin her şeyin üstünde olduğunu vurgulayan Başkan, "Kendini dev aynasında görenler, çok güçlü hissedenler iyi bilir ki milletin iradesi sizin o kalelerinizi kumdan kaleye çevirir, püf diye yıkılırsınız. Ayakta kalacak olan, bu ülkenin milleti ve devletidir. Ancak bu devlet, bir partinin veya bir kişinin devleti değil, 87 milyon yurttaşın devletidir," şeklinde konuştu. Bu sözlerle, siyasi gücün geçici olduğunu ancak milletin ve onun iradesinin kalıcı olduğunu ifade etti.
Başkan İmamoğlu, 18 Mart'ta diplomasının iptal edilmesinin ardından 19 Mart'ta yaşananların Türkiye tarihinde kara bir leke olduğunu belirterek, bu operasyonların ekonomik yansımalarına dikkat çekti. "19 Mart 2025 darbesi sonrası borsa, 2008'den bu yana en sert düşüşü yaşadı. İki günde, tüm müdahalelere rağmen yüzde 16.3'lük bir değer kaybı söz konusu oldu. Bu tarihi bir oran. Milletin 31.5 milyar doları bir hafta içinde adeta buharlaştı," ifadelerini kullanan İmamoğlu, borsadaki bu sert düşüş sırasında bazı hisselerde yaşanan olağandışı yükselişlere de dikkat çekti. Özellikle TERA platformu üzerinden yapılan işlemlere işaret ederek, piyasa çökerken tersine hareket eden hisseleri ve bu durumun "gemi batarken götürmek" gibi algılanabileceğini söyledi. Bu durumun, piyasadaki manipülasyon iddialarını güçlendirdiğini dile getirdi.
İmamoğlu, fon vurgunu iddialarına karşı işlem yapılmazken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonların ardı arkası kesilmediğini savundu. "SPK ihbarıyla fark edilen asrın soygunu fon vurgununa aylardır kimse kılı kıpırdatmazken, yüz binlerce vatandaşımız borsada soyulurken, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ve bana, buradaki insanlara ve onların ailelerine operasyonlar yapıldı," dedi. Ayrıca, iki cumhurbaşkanı adayının hapiste olduğunu belirterek, barışın tesisi için rakipleri hapsetme anlayışının ortadan kalkması gerektiğini vurguladı. Selahattin Demirtaş'ın Edirne'de tutsak tutulmaya devam edilmesinin, bu ülkeye barışı getirme şansını ortadan kaldırdığını ifade etti. Kendi savunma kitabının basım sürecinde yaşanan polis baskınını ve yasaklama kararını da detaylandıran İmamoğlu, kitabın basımını durdurmak için terör bürosunun devreye sokulduğunu ve usulsüzlük iddialarıyla matbaaya gidildiğini anlattı. Bu durumu, "nereden nereye geldik" diyerek eleştirdi.
İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu'na teşekkür ederek, bu süreçte ailesiyle birlikte büyük zorluklar yaşadıklarını ancak en büyük dertlerinin tutuklu bulunan diğer kişiler ve ailelerinin sıkıntıları olduğunu belirtti. "Allah hepimize güzel yürek versin. Bu memleketin insanlarına vicdan nasip etsin," diyerek, ülkeye erdemli, ahlaklı ve adaleti her şeyin önünde tutan yöneticiler temenni etti. İBB'ye yönelik yapılan operasyonların tarihlerini sıralayarak, fon vurguncuları yerine uyaranların gözaltına alındığını söyledi. Bir yıl sonra borsada benzer bir tablonun yaşandığını ve mutlak butlan kararı sonrası 20 Mayıs'ta yaşanan düşüşte TERA üzerinden büyük alımlar yapıldığını tekrar gündeme getirdi. Bu işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu ve Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından aydınlatılması gerektiğini vurguladı. Son olarak, Halk TV'ye yapılan operasyonu kınayarak, medyanın sesinin kısılmasına tepki gösterdi ve halkı Halk TV'yi yalnız bırakmamaya çağırdı. Babasıyla yaptığı telefon konuşmasında ise, Halk TV'ye kayyum atanması üzerine babasının "yakında kulağımızı da keserler" sözüyle içinde bulunulan durumu özetledi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye kayyum atanmasına ilişkin de, iktidarın yargı üzerinden ana muhalefet partisine müdahale ettiğini ve Kılıçdaroğlu'nun "21 Mayıs darbesinin işbirlikçisi" olduğunu söyledi.