İran'dan Mekke Paktı'na Şaşırtıcı Teklif: Kurucu Ortaklık Şartı
Dünya

İran'dan Mekke Paktı'na Şaşırtıcı Teklif: Kurucu Ortaklık Şartı

2

İran'ın, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve "Mekke Paktı" olarak bilinen savunma anlaşmasına yönelik tutumu dikkat çekici bir gelişmeyle gündeme geldi. Düzenin Maslahatını Koruma Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, Tahran ve Kahire'nin bu anlaşmaya ancak temel prensipleri oluşturan birer "kurucu ortak" sıfatıyla dahil olabileceğini belirtti. Rızai, anlaşmanın daha sonra onaylanması gibi bir durumun kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, İran ve Mısır'ın bu tür uluslararası düzenlemelerin dışında bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

Devlet televizyonu IRINN'e konuşan Rızai, iki ülkenin anlaşmanın temel ilkelerinin belirlenmesi sürecinde aktif rol alması gerektiğini savundu. "İran ve Mısır, bu tür anlaşmalarda yer almamazlık edemez ancak kurucu olarak, orada imzalanan belgelerin fikirsel çerçevesini oluşturan taraflar olarak yer almalıdırlar" şeklinde konuştu. Bu açıklama, geçtiğimiz 7 Ağustos'ta imzalanan ve üç ülkenin birine yönelik saldırıyı tüm ülkelere yapılmış sayacak olan ortak savunma anlaşmasına İran'dan gelen ilk net tavırlardan biri oldu.

Mekke Paktı'na ilişkin değerlendirmesinde Rızai, "bu dost ülkelerin kendi aralarındaki bir anlaşmayı yapıp ardından İran'dan bunu onaylamasını istemelerinin kabul edilemez olduğunu" dile getirdi. İran dini lideri Mücteba Hamaney'in kıdemli danışmanlarından olan Rızai, bu girişimin, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki etkisinin azalması ve Washington'ın rolünü düşürme kararıyla şekillenen gelişmelerden kaynaklandığını iddia etti. Rızai, "Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki dostlarımız ve kardeşlerimiz bir anlaşma imzaladı. Neden? Çünkü Amerika onlara 'Hoşça kalın, gidiyoruz' dedi" ifadeleriyle durumu özetledi. Ülkelerin, ABD'nin bölgedeki varlığının azalmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurmaya çalıştığını ve bu durumun, İran'ın Washington ile yürüttüğü mücadelenin bir sonucu olduğunu belirtti. Hamaney'in kıdemli danışmanı, "Amerika'nın bölgedeki zayıflığı ve ortaya çıkan boşluk, İran milletinin savaş ganimetidir" diyerek, diğer ülkelerin de ABD'nin geri çekilmesi olarak nitelendirilen bu gelişmelerden faydalanmaya çalıştığını ekledi.

Bu gelişmeler yaşanırken, Lübnan merkezli Hizbullah yanlısı El Mayadeen televizyonunun, İran'ın anlaşmaya katılım için davet aldığı yönündeki iddiası İran basınında yer buldu. Ancak bu iddia hiçbir resmi makam tarafından doğrulanmadı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada anlaşmaya karşı büyük ölçüde tarafsız bir duruş sergilemiş ve bunu bölgedeki güvenlik anlayışındaki değişimin bir işareti olarak değerlendirmişti. Bekayi, İran'ın üç kurucu ülke ile temas halinde olduğunu ve girişim hakkında bilgilendirildiğini belirtirken, Tahran'ın anlaşmaya katılım olasılığına kapı aralamıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da bölge güvenliğiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, Tahran'ın yeni bölgesel güvenlik ve ekonomik düzenlemelerin oluşturulması konusunda komşu ülkelerden mesajlar aldığını ifade etti. Kalibaf, bu temasların, Amerika'nın "İsrail'in çıkarları adına" müttefiklerinin güvenliğini zayıflattığı bir dönemde gerçekleştiğini vurguladı.

Paylaş

İlgili Haberler