İran'dan Şok Açıklama: ABD ve İsrail'i Yendiğimizi İddia Ettik
İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından savaşın başlangıcında belirlenen hedeflere ulaşılmasını engellediğini ve böylece sahada bir üstünlük sağladığını iddia etti. Kalibaf, bu durumu, "ABD ve Siyonist rejimi yendik" şeklinde çarpıcı ifadelerle dile getirdi.
İran devlet televizyonunda yer alan bir röportajda değerlendirmelerde bulunan Kalibaf, dünyanın siyasi, ekonomik ve askeri açıdan en güçlüsü olarak tanımladığı ABD'nin, İsrail ile birlikte İran'a karşı bir cephe oluşturduğunu belirtti. Kalibaf, "Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in savaşın başında ortaya koyduğu dokuz ayrı hedefe ulaşmalarına müsaade etmedik. Bu nedenle, ABD ve Siyonist rejimi mağlup ettiğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. Bu iddia, bölgedeki gerilimin diplomatik ve askeri boyutlarına dair yeni bir tartışma zemini açtı.
Mevcut müzakere sürecinin geçmişteki örneklerden farklı bir dinamiğe sahip olduğunu vurgulayan Kalibaf, askeri alanda elde edilen başarıların, diplomatik süreçler için sağlam bir zemin oluşturduğunu savundu. Kalibaf, "Bugünkü müzakerelerin geçmiş dönemlerden en büyük farkı, sahadaki zaferin müzakere masasında bir dayanak oluşturmasıdır. Silahlı kuvvetlerimiz, karşılaştığımız düşman karşısında kesin bir galibiyet elde etmiştir" ifadelerini kullandı. Bu söylem, İran'ın uluslararası arenadaki duruşunu ve pazarlık gücünü artırmaya yönelik bir strateji olarak yorumlanabilir.
Kalibaf ayrıca, müzakereler devam ederken İran'ın askeri anlamda da karşılık verdiğini ileri sürdü. Bu kapsamda, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye teşebbüs eden iki düşman fırkateyninin vurulduğunu ve düşman uçaklarının kalkış yaptığı havaalanlarının, bulundukları ülkelerde hedef alındığını iddia etti. İsrail'in Beyrut'un Dahiye bölgesine düzenlediği saldırılara da değinen Kalibaf, ABD'ye karşı bir misilleme tehdidinde bulunduklarını ve bu durumun, ABD Başkanı'nı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Dahiye'ye saldırma hakkının bulunmadığı yönünde bir açıklama yapmaya zorladığını savundu. Kalibaf, diplomasiye yaklaşımını ise şu sözlerle özetledi: "Benim asıl görev alanım diplomasi değil, ben bir savaşçıyım. Ancak diplomasiyi de bir savaşçı ruhuyla yürütüyorum. Askeri harekatla elde etmeyi amaçladığımız kazanımları, hatta daha fazlasını müzakere yoluyla başardık. Savaşı kazandığımızı düşünüyorum ve bu kazanımlarımız müzakerelerle somutlaşacaktır."