İskenderiye'de Deniz Altından Tarihi Yapı Parçaları Çıkarıldı
Mısır'ın tarihi İskenderiye sahillerinde su altı arkeoloji çalışmaları kapsamında önemli bir keşif gerçekleştirildi. Yürütülen titiz kazılar neticesinde, denizin derinliklerinden yaklaşık 70 ila 80 ton ağırlığında tam 22 adet devasa taş blok vinç ve özel tekneler vasıtasıyla gün yüzüne çıkarıldı. Bu devasa mimari unsurların, Antik Çağ'ın en görkemli yapılarından biri olarak kabul edilen ve günümüzde ayakta olmayan İskenderiye Feneri'nin ana girişine ait olduğu düşünülüyor. Bilim insanları, bu tarihi yapı taşlarını, fenerin dijital ortamda yeniden canlandırılması projesinde kullanmayı hedefliyor.
Denizin tabanından titizlikle elde edilen ve büyük kapı lentoları, çerçeveler ile Mısır mimarisine özgü kapı eşiklerini içeren bu taş parçaları, yüksek çözünürlüklü tarayıcılar aracılığıyla her açıdan detaylı bir şekilde fotoğraflanıyor. Elde edilen veriler, bilgisayar ortamına aktarılarak dijitalleştiriliyor. 'PHAROS' adı verilen proje çerçevesinde, son on yıl içerisinde su altından çıkarılan ve bir araya getirilen 100'den fazla benzer yapı elemanı, üç boyutlu dijital modellere dönüştürülerek birleştiriliyor. Bu sayede, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir yapının dijital bir kopyası oluşturuluyor.
Projede görev alan mühendisler, gelişmiş bilgisayar yazılımları sayesinde bu devasa taş blokları fiziksel olarak hareket ettirme gereği duymadan, sanal ortamda bir araya getirerek yapının orijinal formunu yeniden oluşturmaya çalışıyor. Bu çalışmanın nihai amacı, tarihi İskenderiye Feneri'nin birebir boyutlarda ve detaylarda bir dijital modelini yaratmak. Bu sayede, dünyanın dört bir yanındaki insanların, bu antik yapının içinde sanal olarak gezinmelerine ve onu deneyimlemelerine olanak tanınması hedefleniyor. Bu proje, geçmişin mimari dehasını günümüz teknolojisiyle buluşturuyor.
Antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olan ve Mısır'ın İskenderiye kentinde bulunan tarihi deniz feneri, M.Ö. 3. yüzyılda hükümdar I. Ptolemy'nin emriyle Pharos Adası üzerine inşa edilmişti. 100 metreyi aşan yüksekliğiyle, inşa edildiği dönemde insanlık tarihinin en yüksek yapılarından biri olarak kayıtlara geçti. Bin yıldan uzun bir süre boyunca Akdeniz'de seyreden gemilere yol gösteren bu görkemli yapı, ne yazık ki zamanla şiddetli deprem felaketlerine maruz kaldı. Özellikle 1303 yılında yaşanan büyük deprem, yapının tamamen yıkılmasına neden oldu. Yıkımın ardından karada bulunan taşlar çevre yapıların inşasında kullanılırken, denize düşen ve günümüze kadar ulaşan bloklar, yüzyıllar boyunca deniz dibinde adeta zamana meydan okuyarak korundu. 1968 yılından beri bilinen ve 1994 yılında yapılan araştırmalarda 3 bin 300'den fazla antik objenin tespit edildiği bu batık alan, İskenderiye Feneri'nin mimari sırlarını gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.