İsrail'den Kudüs'te Kilise Arazisine Yönelik Yeni Gaspa Tepkiler Büyüyor
İsrail'in, Doğu Kudüs'ün Silvan bölgesinde bulunan ve Rum Ortodoks Patrikhanesi'ne ait olduğu bilinen önemli bir araziyi yasa dışı yollarla ele geçirdiği bildirildi. Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi tarafından yapılan ve geniş yankı uyandıran açıklamada, İsrail güvenlik güçlerinin 15 Haziran tarihinde bölgedeki kiliseye ait mülke baskın düzenlediği doğrulandı. Bu durum, bölgedeki dini ve tarihi mirasın korunması konusunda ciddi endişelere yol açtı.
Patrikhane temsilcilerinin baskın sırasında zorla alandan çıkarıldığı, kullanılan ekipmanlara el konulduğu ve bölgedeki ağaçların sökülerek araziye tel örgü çekilip kapatıldığı detayları paylaşıldı. Eski Aziz Onuphrius Manastırı'nın hemen yanında yer alan ve resmi kayıtlarda patrikhaneye ait olduğu belirtilen bu parselin, hem tarihi hem de arkeolojik açıdan büyük bir değere sahip olduğu vurgulandı. İsrail'in, sözde "arkeolojik öneme sahip devlet arazisinin geri alınması" gerekçesiyle bu eylemi gerçekleştirmesi, patrikhanenin büyük bir rahatsızlık duymasına neden oldu.
Yapılan açıklamada, kutsal mekanlara ve dini öneme sahip özel mülklere yönelik bu tür müdahalelerin, Kudüs'teki kilise hakları açısından son derece tehlikeli bir emsal teşkil edebileceği belirtildi. Silvan'da yaşanan bu son olayın, Kudüs'teki Hristiyan topluluğunun varlığını zayıflatmayı hedefleyen ve son dönemde giderek artan saldırıların bir parçası olduğu ifade edildi. Bu durum, bölgedeki dini azınlıkların karşı karşıya olduğu zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi.
Ayrıca, İsrail'in Hristiyanlara ve dini kurumlara yönelik tutumunun giderek sertleştiğine dikkat çekildi. 2024 yılı içerisinde, Hristiyan din adamlarına, ruhban sınıfına, ibadet edenlere ve kilise cemaatlerine yönelik tam 111 adet İsrail kaynaklı saldırı veya şiddet eylemi kaydedildiği aktarıldı. Bu saldırıların önemli bir kısmının (35 adet) doğrudan kiliseleri, manastırları ve dini sembolleri hedef aldığı bilgisi, durumun vahametini ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, uluslararası toplumun bölgedeki insan hakları ve dini özgürlükler üzerindeki baskıyı daha yakından takip etmesini gerektiriyor.