İtalya'da Ağaçlandırma Projeleri Doğaya Zarar Verdi: Bitki Çeşitliliği Azaldı
İtalya'nın Kuzey Prealp bölgesinde gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar, 1930'lu yıllarda başlatılan geniş çaplı ağaçlandırma projelerinin, doğa adına atılan olumlu adımlar olarak düşünülürken, aslında bölgedeki biyoçeşitliliği olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Özellikle dağlık otlak alanlarına yoğun olarak dikilen Norveç ladini (çam) türlerinin, yaklaşık bir asırdır bölgedeki bitki yaşamını baskıladığı ve ciddi bir ekolojik denge bozukluğuna neden olduğu belirlendi. Yapılan incelemeler, bu tek tip ağaçlandırma alanlarında, doğal ve yerel bitki türlerinin sayısında dikkat çekici bir düşüş yaşandığını, hatta bazı alanların adeta çölleştiğini gözler önüne serdi.
Milano Üniversitesi ve Lozan Üniversitesi'nden araştırmacıların öncülüğünde, Simone Balestra ve Gianalberto Losapio'nun liderliğinde yürütülen detaylı saha çalışmaları, Como Gölü yakınlarındaki Monte Bisbino ve Alpe del Vicere bölgelerinde odaklandı. Mart ve Temmuz 2023 tarihleri arasında, toplam 25 farklı araştırma parselinde yapılan gözlemler sonucunda, bölgedeki bitki ve eklem bacaklı türlerinin çeşitliliği incelendi. Bu kapsamda 136 farklı bitki türü ve 201 farklı eklem bacaklı türü veya morfotürü kayıt altına alındı. Elde edilen veriler, çam (Norveç ladini) fidanlıklarının bulunduğu alanlarda ortalama sadece 7 bitki türü tespit edilirken, bu rakamın yerli yaprak döken ormanlarda 18,5'e, köklü ve doğal otlak alanlarında ise 37'ye kadar çıktığı görüldü.
Araştırma bulguları, çam dikimi yapılan bölgelerdeki bitki çeşitliliğinin, doğal yaprak döken ormanlara kıyasla yaklaşık yüzde 50,3 oranında daha az olduğunu, en çarpıcı düşüşün ise doğal otlak alanlarıyla karşılaştırıldığında yüzde 74,5'e ulaştığını gösterdi. Bilim insanları, bu olumsuz etkinin temel nedenleri olarak, yıl boyunca iğne yapraklarını dökmeyen Norveç ladinlerinin, zemin seviyesine ulaşan güneş ışığını engellemesini gösterdi. Kışın yapraklarını dökerek alt floranın gelişimine izin veren yerel ağaçların aksine, çam ağaçlarının oluşturduğu yoğun ve sürekli gölge tabakası, erken çiçek açan bitki türlerinin ve genç yerel ağaçların büyümesini ciddi şekilde kısıtladı. Ayrıca, çam ormanlarında toprağın üst katmanında organik karbon miktarının yüzde 25 daha yüksek bulunmasına rağmen, bunun yavaş ayrışan iğne yaprakların birikiminden kaynaklandığı, toprağın daha asidik bir hale geldiği ve besin döngüsünün yavaşladığı tespit edildi.
Ekosistemdeki kaynak kullanımının dengesini ifade eden 'işlevsel eşitlik' parametresinin, çam alanlarında yüzde 30 daha düşük olduğu belirlendi. Bu durum, ekosistemin farklı kaynakları kullanma kapasitesinde bir azalmaya işaret ediyor. Yüzeyde yaşayan eklem bacaklı popülasyonlarında ise, incelenen farklı habitat türleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlemlenmedi. Ortalama olarak, çam alanlarında 25, yerli ormanlarda 28,5 ve otlak alanlarında ise 37 takson kaydedildi. Bu çalışma, gelecekteki ağaçlandırma projelerinde sadece dikilecek ağaç sayısının değil, aynı zamanda seçilecek ağaç türlerinin ekolojik uyumluluğu ve projenin uygulanacağı arazinin doğal yapısının da göz önünde bulundurulmasının büyük önem taşıdığını bir kez daha vurguladı. Doğayı koruma amacıyla yapılan müdahalelerin, bilinçsizce uygulandığında ters sonuçlar doğurabileceği gerçeği ön plana çıktı.