İYİ Parti Liderinden Sert Tepki: Özgür Özel'in Tutuklanması Toplumsal Huzuru Bozar
Gündem

İYİ Parti Liderinden Sert Tepki: Özgür Özel'in Tutuklanması Toplumsal Huzuru Bozar

5

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin siyasi gündemini sarsan gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle CHP'ye yönelik alınan 'mutlak butlan' kararının siyaseti tarihin en büyük krizlerinden birine sürüklediğini belirten Dervişoğlu, bu süreçte dikkat çeken çıkışlarıyla öne çıkıyor. Dervişoğlu, "Türkiye'ye saltanat değil Cumhuriyet yakışır" diyerek, alınan kararın bir siyasi partinin meselesi değil, demokrasinin ve hukukun genel bir sorunu olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Dervişoğlu, "Milletimiz, seçme hakkına yapılan tüm müdahaleleri cezalandırmıştır. Bugün yaşanan hukuksuzluk en çok da Sayın Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmektedir. Bunun farkına varmalı ve Cumhuriyetin tekerine çomak sokanları durdurmalıdır" çağrısında bulundu. Siyasi krizi ve 'derin devlet' imalarını değerlendiren Dervişoğlu, alınan kararın hukuki değil siyasi olduğunu savundu. Kararın siyasi bir karar olduğunu çünkü hukuki olmadığını belirten Dervişoğlu, Anayasa hükmüne göre son sözü söyleyecek kurumun Yüksek Seçim Kurulu olduğunu ve mazbata verilmiş bir genel başkanın yerel mahkemeler aracılığıyla görevden alınamayacağını söyledi. Anayasayı ve yasaları kişisel ihtiyaçlar için çiğnemenin, yarın kendi haklarının da çiğnenmesine yol açacağını ifade eden Dervişoğlu, bu tür keyfiliklerin demokrasiye yönelik bir darbe girişimi olduğunu ve millet iradesine uzanan ellerin günü geldiğinde kırılacağını dile getirdi.

İktidarın bu süreçteki rolüne de değinen Dervişoğlu, iktidar bu hukuksuzluğa karşı durmazsa, bunun içinde oldukları anlamına geldiğini belirtti. Yargı bağımsızlığı söyleminin ekran koruyucuya dönüştüğünü ve geçmişte haksızlıklara maruz kalmış bir siyasi gelenekten gelenlerin bugün kendi iddialarını çiğnediğini söyledi. Türkiye'nin terörsüz bir süreç olarak pazarlanan sürecin saçmalıklarına tanık olduğunu, 50 bin vatandaşın katili Öcalan'ı Kürtlere vasi veya kayyum olarak atamaya kalkmanın tuhaf bir süreç olduğunu ifade etti. Dervişoğlu, bu sürecin ömür boyu başkanlığı tahkim etmeyi hedefleyen siyasi bir tezgah olduğunu, ülkeyi, üniter devleti ve milli yapıyı tarumar edecek adımların bir kişiye ömür boyu başkanlık yolunu döşediğini vurguladı. Anayasa değişikliği için yeni ortaklar arayışının ve iktidarı garantiye alma çabalarının, vatandaş desteğini kaybetmiş bir iktidarın bir sonucu olduğunu belirtti. Bu durumun, Cumhuriyet tarihindeki eşsiz destek kaybının bir göstergesi olduğunu ve siyasetin derdinin vatandaşın sırtında olduğunu söyledi.

Vatandaşın dertlerinin siyasetin umurunda olmadığını, ancak siyasetin sorunlarının vatandaşın sırtında olduğunu ifade eden Dervişoğlu, samimi desteğin sömürüldüğünü ve iktidar partisinin ilk seçimin çok gerisinde bir oy oranına düştüğünü belirtti. Vatandaşın inancını kaybettiği bu durumda iktidarın rakiplerine tuzaklar kurarak rekabeti kirletmeye çalıştığını söyledi. İYİ Parti'nin bu tür tuzakları aşarak bugüne geldiğini ve ne olup bittiğini, ne amaçlandığını herkesten daha iyi görebildiklerini vurguladı. Millet iradesini yok sayacak hiçbir adıma tevessül edilmemesi gerektiğini, aksi takdirde rakibe zarar verildiği düşünülse bile bunun kendi için de tehlike çanlarının çalmasına neden olacağını dile getirdi. Cumhuriyetin temelinde 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' şiarı olduğunu hatırlatan Dervişoğlu, egemenlik hakkını milletten veya milletin yetki verdiği kurumlardan almanın, en büyük gücü, yani millet iradesini karşıda bulacağını belirtti. Millet iradesinin, haksızlığa uğradığını düşünerek Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının da önünü açtığını hatırlattı. Dervişoğlu, Türkiye'de yaşanan darbeleri ve geçmişte verilen yargı kararlarının millet tarafından kabul görmediğini söyledi. Kendisine şiir okuduğu için ceza verilen Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 yıldır ülkeyi yönettiğini hatırlatarak, itirazlarının siyaset yapma hakkının ve millet iradesinin yok sayılması olduğunu vurguladı. Milletin dün Erdoğan'a hakkını iade ettiği gibi, yarın da haksızlığa uğrayana hakkını iade edeceğini söyledi. İYİ Parti olarak duruşlarının net olduğunu, kayyum cumhuriyeti veya vesayet demokrasisi istemediklerini, bir kişiye biat etmişlerin değil, milletin sözünün üstün olmasını istediklerini belirtti. Siyasetin mahkemeler tarafından değil, sandık tarafından belirlendiği bir Türkiye istediklerini, saltanat değil Cumhuriyet istediklerini söyledi.

Dervişoğlu, 'devlet aklı' ve 'derin devlet' imalarına yönelik soruyu yanıtlarken, devletin milletin ortak ahlakından doğduğunu ve vatandaşı huzur içinde yaşatacak bir mekanizma olduğunu belirtti. Devletin adını derin devlet koymanın ve hukuksuzluğu bu imalarla beslemeye çalışmanın ayıp olduğunu söyledi. Eğer derinde bir şey aranacaksa, bunun milletin kendisi olduğunu, daha derinde ise milleti vücuda getiren ortak ahlakın görüleceğini ifade etti. Aksi takdirde, milletin aklı yerine birilerinin zaaflarının, sırlarının, yetkilerinin, imtiyazlarının kibir, açgözlülük ve kinle kirletildiği bir durumun söz konusu olacağını belirtti. Bir devletin derinliğinin değil, hukukunun olması gerektiğini, aklının ise karanlıkta değil, kanunlarda, kurumlarda, milletin rızasını almada ve hesap vermede aranması gerektiğini vurguladı.

Özgür Özel ve bazı CHP yöneticilerinin tutuklanacağı iddialarına dair soruyu yanıtlarken, Cumhur koalisyonunun yönetemediği ülkede attığı adımların şaşırtıcı olduğunu belirtti. Böyle bir adımın atılmamasını umut ettiğini ve dilediğini ifade eden Dervişoğlu, bunun her şeyden önce toplumsal barışı bozacağını söyledi. Milleti kamplara ayırmaktan kazanç umanların, Türk milletinin sabrının sonuna geldiğini anlaması gerektiğini vurguladı. Toplumsal barışı ve huzuru tehdit edecek böyle bir hamlenin Türkiye'ye büyük sıkıntılar yaşatacağını, milletin selameti ve her faninin şahsi menfaatinin üzerinde olduğunu belirtti.

Cumhuriyet ve demokrasi safında yer aldıklarını belirten Dervişoğlu, bunun muhalefet partilerine bir davet olup olmadığı sorusuna, partilere değil, millete bir davet olduğunu söyledi. Çabalarının, Cumhuriyet ve milletin menfaati gibi asgari müşterekleri azami mutabakata dönüştürme çabası olduğunu ifade etti. Bu hukuksuzluğu ve adaleti çevreleyen ablukayı dağıtmak için güç birliği çağrısı yaptıklarını, gerçeği görmek ve omuz omuza vermek çağrısı olduğunu belirtti. İktidarın keyfiliğinde bir adım sonrası totaliter bir rejimin ve millet için sefaletin kaçınılmaz olacağını, buna izin vermemek için hep birlikte 'Yeter söz milletin' deme çağrısı yaptıklarını söyledi.

Siyasette yaşananların İYİ Parti'nin oylarına olumlu yansıyabileceği değerlendirmelerine karşı çıkan Dervişoğlu, böyle bir beklentiyi zul sayacağını ifade etti. Hiçbir partinin çıkarının milletin selametinden, huzurundan ve refahından kıymetli olmadığını vurguladı. Selden kütük kapma peşinde siyaset yapmadıklarını, bu meseleyi sadece CHP'nin değil, demokrasi, hürriyet ve adalet meselesi olarak gördüklerini belirtti. Böyle bakan bir siyasi kadronun, 'şunlar olsa da oyumuz artsa' diye düşünmesinin söz konusu olamayacağını söyledi. Elbette milletin teveccühüne mazhar olmak için çalıştıklarını ancak millet için kriz olabilecek hiçbir gelişmeye sırf kendilerine kazandıracak diye sessiz kalamayacaklarını, haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan olamayacaklarını ifade etti.

CHP ziyaretinde 'Gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem' sözlerine ilişkin olarak, meseleye isimler üzerinden değil, ilkeler ve demokrasi penceresinden baktığını belirtti. Bir makamı hak etmenin yolunun yasalarla, ahlaki ve demokratik değerlerle belirlendiğini söyledi. Geçmişte benzer bir durum yaşadıklarını, delege iradesine rağmen iktidarla mahkemeler üzerinden hukukun çiğnendiğini ve siyasetin ilk kayyumunun atandığını hatırlattı. Son sözü milletin ve siyasi partilerde delegelerin söylediğini, bunu çiğneyenlerin tebriki ve saygıyı hak etmediğini belirtti.

İktidarın artık raf ömrünü tamamladığını savunan Dervişoğlu, vatandaşın ilgilendiren her konuda var olacaklarını ancak iktidarın yarattığı yapay gündemlere kapılmayacaklarını söyledi. İktidarın emekli maaşları, asgari ücret, taban fiyatlar, genç işsizlik gibi asıl konuşulması gerekenleri konuşulmaz hale getirmeye çalıştığını, konuşulmayınca sorunun ortadan kalktığını zannettiklerini belirtti. Türkiye'nin, seçim kazanma planları yapan ve tuzaklar kuran bir iktidarla değil, milletin refahı için hesap yapan, adım atan bir iktidarla kurtulacağını söyledi. Bu iktidarın raf ömrünü tamamladığını ve milletin hakemliğinin şart olduğunu vurguladı.

Sahada halkı dinleyen Dervişoğlu, Türk milletinin en çaresiz zamanlarda bile yol açmayı başardığını belirtti. Sıkıntılı günlerden geçildiğini ve umudu yaralayan olaylara tanık olunduğunu ancak Türk milletinin yeni bir yol açacak evlatları ve bu karanlığı dağıtacak kadroları olduğunu söyledi. Bazen daha yukarı sıçramak için dibe vurmak gerektiğini, tam da o günlerde olunduğunu ifade etti. Türk milletinin bu sarmaldan daha güçlü çıkacağına emin olduğunu, kötülüğün yenileceğini ve iyiliğin kazanacağını, milletin bu kararlılığı gösterdiğini ve ilk sandıkta gereğini yapacağını, faturayı önlerine koyacağını sözlerine ekledi.

Paylaş

İlgili Haberler